81
Yorum
22
Beğeni
4,9
Puan
6211
Okunma

Hani öyle bir an vardır ya
Kalkışa hazırlanan ilk trenle
Adını bilmediğin bir şehrin, bilinmez adresine
Alıp başını gitmek istersin
Gidemezsin…
Hani, çıkıp da bir dağın başına
Hıçkıra, hıçkıra
Hatta haykırırcasına
Ve doya doya
Ağlamak istersin de
Ağlayamazsın…
Hani ‘çok’ söz demeyi isteyipte
Bir yumruk çöreklenmiştir boğazına.
Cenderededir cümleler
Pranga vurulmuştur diline
‘Tek’ kelime çıkmaz
Konuşamazsın!…
Hani, şişenin dibinde olmak
Anason kokusunda boğulmak
Bir dilim peynir, iki dilim kavun
Olmasa da olur,
Çekerim en derininden dumanı
Yeter sadece sigaram
Dersin, demeye de
Yetmez
İçemezsin…
Hani, kanunun mızrabı olmak
olup da,
Teller arasında gidip gelmek
bin nağmeye dokunmak
Zamanın zamansızlığında kaybolmak
Yorulup, bitap düşmek...
Deliksiz bir uykuya dalmak
İstersin istemeye de
Uyuyamazsın…
İşte öyle bir an’da
Zamanı s/eziyor
Anların hepsinde
An’ın birinde
Hiçbirinde...
Sadece susuyor...
Naçizane dizelerimi layık görüp; güne taşıyan tarafımı onurlandıran ’Seçici Kurul’a ve zaman ayırıp okuyan-yorumlayan yüreklere çok teşekkür ederim.
5.0
91% (50)
4.0
5% (3)
3.0
2% (1)
2.0
2% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.