3
Yorum
0
Beğeni
3,5
Puan
1196
Okunma
Dağ beni çağırıyor
Ben bağrına taş basmış ınsanım
Baki kalan sonsuzluklar istiyorum!
Hani nerdesiniz?
Bir Deniz’in kenarindaydi
O heybetlim....o cânim ....
Bak utanma bak!
Gözünü kaçırma...
Suyuyla yeşerdi soluğuyla büyüdü!
Neden tuzu soldurdu?
Niye yine
kurumuş dalları
Denizi gösterir!
Bana inanacağım bir şey söyle!
Her dafasında...
Kaderi suclamak yerine sabretmekle mükellef olduk!
Inisli cikisli gecen hayatta... mükelef oldugumuz hisslere tartismasiz sahip çıktık...
Oyüzden midir ki...
Yalanları bile bile kabul buyurduk!
Bana kurgusuz bir hayat göster!
Kimsenin fiske atmadığı
Başı başına doğrularıyla
Boğulanı işaret et...
Göster bana!
Düsüslerde kaderini şansa terk etmeyeni!
Sövmeyeni...
Küfretmeyeni..
Bedeni yorgun..
telef olmayan...emektarı....
onca sorumluluk taşıyan
Analar...
Ne kadar kaygısız olabilirki?
Bana zar atmayan insan lazım!
Kaderini şansa bırakmayan
Yetimine zulüm etmeyen
Filiz vermiş hububata değer verdik!
Mükafatlandirildik
Duygunun ifadesi degilmidir Dagilmis harman kirintilarini bir araya getirip birlestirmek?
Yerden ufacık toz tanesini
yok etmek belimizi bükmez!
Buna karşın
O tozu ordan kaldırmanın kullanımını YAZ!
Gerçeği utanmadan imâ etmek istiyorum!
İnanıyorsan....dinle!
Bir olgu olarak gormek değil içindeki sevdayı yaşayabilmek!
Ne olursa olsun dim dik ayakta tutabilmektir marifet!
Seni istiyorum....
Gelip geçici olan hayatı
Küçümseme!
Ortasında bir hayat...
Onlarca tüketecegin
nefes var!
Bunlara rağmen BEN
Gecenin içinde,
Hasretin koynunda
pusuda yatıyorum
Biliyorum bu ateş
hiç sönmeyecek....
hiç geçmeyecek...
Hanife Bayazıt
4.0
50% (1)
3.0
50% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.