1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2313
Okunma

yeri gögü yaratan dereleri taşırdı
severim insaları küfür eder gibi
Ölüsü elli kilo etmez
Vuruldu ihanetten sevda
Çünkü ihanet sevdaya dair
Çünkü insan evladı zûl
Demirden terazi olsa tartmaz bir kılını akıl
Hep dağlara taşlaradır
Hep yukarı
Asidir insanlarım
oysa ayaklarında çamur
Bir lastik ayakkabıyla bile fethetmek ister dünyayı
Bon pour l’orient « doğuya layık »
insanlarım
Öğrenecek her kes sevmeyi
Altında yada üstünde toprağın
Altaylardan geliyorum
Hep karda kıştadır sol yanım
Ayaklarımın buzunda bir sevda
Deve çeke çeke
Ayran içe içe
Bu memleket ahalisinin nikahı
Yemende, çanakkalede kıyıldı çocuk
Kimi hain olup dağa çıksada ki sevdadandır
Bir birimize kan borcumuz var kardeşten öte
Bu memleketin her hanesi bir biriyle akraba
Etle tırnak olsun diye
Kısıyorum gözlerimi
Secde ederken kanım sana
Akarak seviyorum ben memleketi
Hep tırmanan yayla çiçeği sülalesi
Oda sıcaklığında toprağa verdiğim insanlarım
Ve bayır gülü gibi omzuma yüklendiğim
Ve benim insanlarım
Sefk-i tabilerim
çocuklarım
iç güdülerim
ve yaşamak ister ölüsü bile
yayılmacıdır, emperyalist
sevda bir dizi inci gibi dağılır yanağına
Satır arası gözyaşı boncuk sıraları
içinde iç içe sarılı bozkır rüyalarım
Ve hiç bir geçerli tanımı yoktur sevdanın
Sürpriz, şaşkınlık, nereye ?
Güneşe doğru göçer her sevdalı
Ve sarışın meleklerin gökyüzü yarılarak
bağlayan halkaları bir bir açılır sevdanın
?
ölümden sonra hayat’tan?? önce
oysa yaşamak gerekir sevmeden önce
ağaçlar bitkiler kuşlar gibi
yaşamak nefes almaktır ? vesselam
basit önce
sığınağımız toprak cömert
ayırmadan herkesi kucaklayarak
ve tutku ile hissederek acıyı
gözlerini kısmaz insan evladı
içine çekerek sigara dumanı gibi mesela
şikayetsiz, cesur bir mağara
duvarlara hikayesini kazıyarak
su geçirmez bir hayat
bir otoyolun ortasındaki canlı
dinlenecek zaman yok
yaşa ! yaşa ! sev ve öl!
sadece ağızlar farlar gibi bakıyor
Hayran hayran
Gülüyorsun kalbin ağır?
Bir bilsen kaç milyon insan yaşadı, senden önce
o eski insanların çıplak anısı var birde
ki Phoebus yaldız heykeller ekliyordu
erkek ve kadın kendi gölgesinde
doğal ve kaygısız oynaşırken
Ve gökler ve güneş okşamada sırtını
asil çatıyı inşa etmek için
Cybèle sonra, bereketli cömert ürünlerinden
Bulamıyordu oğullarına pahalı bir hediye
Ama kalbi bir kurt hassasiyeti ile kabarmıştı
Emziriyordu evreni kahverengi memelerinden
ekin ve arpa ve derken harman.
Şık, sağlam ve güçlü adam,
kralların atfettiği apoletlerinden memnun;
Saf meyvesi bütün mezalimin ve bakirelerin,
Eti yumuşak ve sağlam ısırıkların !
Tasavvur etmek için şimdi,
Görünen o tanıdık gerçeği
Erkek ve kadının sevdasının yalın gerçekliğini
ruhunu sarmalamış soğuk karanlık bir şal
Tehdit dolu bir siyah tablonun önündesin.
Ey korkunç canavar, kendi giysisine ağlamada!
Ah aptal sevda! yüzlerine layık maskeleri!
ey zavallı bükülmüş gövde, ince tombul ya da sarkık,
Faydasız, amansız
Pirinç kundaklarına sarılmış çocukları!
Ve sen, ne yazık ki! mum gibi solgunsun,
Yani, bakire kanı içiyor sevda
kalıtsal memesini sürükleyen analık günahının
Ve doğurganlığı bütün dehşetin!
kalbi pamukçuk tarafından kemirilen yüzlerin,
Ve evet memleket
sanat tanrıcalarımızın geç icatları
Sağlıksız sevdaya engel değil
Derin bir hürmet duymak için anısına
- Bir kutsal sevda, dingin, sade görünümlü
bakışı duru ve berrak su gibi,
Ve her yerde, hedonistçe yayılacak
kuşlar ve çiçekler mavi gökyüzü gibi
memleket
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.