5
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1550
Okunma

Hep aynı çehre gülümsüyor bana
Kış donukluğunda
Penceremden süzülen açgözlü ışık gibi
Soluk bir silüet arıyor odamda
Aşkla başım belada
Güçlükle nefes alan sessizlik
Hafif tehditkar kırılan kanadıma
Ütopyanın özgür doğasında
Çamura yuvarlanmanın cazibesindeyim
Sefil kalmak sonsuza dek aşktan
Ya da güneşin gizemli şebneminde
Kendimi terk etmeden
Kül solumak hüzünlü akşamlarda
Gecenin yangınından kalma
Hasrete soyunan ezgiler dilimde
Ufkun yağan yağmurunda ıslandım
Saklı bir hazineyken kehanet içimde
Seher yeli esintisinde dalgalandım
Köklü bir çınar üşüdü eğik yüzümde
Suskun yüreğimde miskin bir ayrılık
İçerden çıkan fersiz adımlar gibi
Sürüdü ayaklarımı sana doğru
Yalnız ve kimsesizken
Yağmalandı umutlarım
Eylül kaçağı hoyrat ellerde
Ne uyumsuz bir rakstır bu
Buğulu camlar ertesindeyim
Düşlerim taşar bu mevsimde hep
An umursamaz gidenleri
Susun artık vefa yok bu aşktan
Bir sözcüğü şiirle anlamlandıran şair gibi
Kutsuyorum kendimi
Döküldü düşlerim aşkın kutsal kadehine
Geceme siyah kustu yorgun akşamlar
Kercine durdu karşımda felek
Kınadı meftun bakışlarımı
Sarktı bitkin tükenişliğim sevgine
Yekten imkansızlığa kilitledi beni
Hangi sürgün sevda döndü seferinden geri
Duru bir ten beyazlığında soldum
İzini sürdüm ölü tanrıçanın
Kulağımda binlerce sevda çığlığı
Gözlerimin önünde vuruldu mavi
Sensizliğe hüküm giydim...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.