Okuduğunuz
şiir
19.9.2011 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
HAKTAN GELEN AŞIKLAR
Hak’tan gelen âşıklar Hak’ka yürür Sultanım Sineleri bir acı hasret bürür Sultanım
Akarken coşkun sular kıvrım kıvrım ummana Alınan her nefeste zaman erir Sultanım
Dünyaya meyledenler kanar onun süsüne Hakka ram olan gözler neler görür Sultanım
Maksudunu bilmeyen, matlubunu ne bilsin Pusulasız yolcular nere varır Sultanım
İnsanı kâmil olan anlar insan halini Zalimlerin elinde güller kurur Sultanım
Kapına yüz sürenler gördü sendeki sırrı Geç kalanlar başını taşa vurur Sultanım
Aşkı senden öğrendik, edep erkânı senden Muhabbetin kalplerde her dem durur Sultanım
Yetim çocuklar gibi kaldık âlemde sensiz Teselliye muhtacız kimler verir Sultanım
Âşıklar göçüp gider adı kalır geride Aşkı tatmayan sine elbet çürür Sultanım
Sen erersin vuslata hicranın kalır bize Aşıka vuslat devlet, neş’e, sürur Sultanım
19.09.2011 /13:30 / Çorum
Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Hecenin ustaları konuştuktan sonra söz söylemek haddimiz olmasa da, birbirine çok yakın olan Divan Şiiri’nin iki tarzını ( gazel ve kaside) birbirinden ayıran iki temel özellik; şiirin uzunluğu ve konusudur. İlla Divan ile kıyaslamak gerekirse bu şiir gazelden çok kaside özelliği taşımakla beraber şairin kafasında böyle bir saplantı olmadığını, içindeki derûnî duyguları ve sevginin vefa ile bütünleşmesini şiirleştirirken beyit tarzını tercih etmesidir kanaatimce. Kafiye örgüsünü böyle seçmesi gazel ve kaside kurallarından çok, ifade etme rahatlığı yanında daha serbest ve kıskaçsız bir anlayışı tercih etmesinden kaynaklanması da olabilir ve haklıdır da.
Aruz vezninin, özellikle Türkçe kelimelerle oluşacak bir şiir için çok uygun olmadığını düşünüyorum. Divanın dili aruzdur diye gerek kullanmak istemediğimizden gerekse aruzu bilmediğimizden olsun beyit tarzını silelim mi? Aruzsuz beyit tarzı denemeleri hangi usta şairimiz yapmadı? ( En yakın örneği Nurullah Genç)
Şehirli heceye uzak kalanlar; Halk Şiiri ve Divan Şiiri’ni ortak noktada buluşturacak çalışmalara uzak kalanlar, körü körüne geleneğe bağlı kalmayı ve onu geliştirmeyi düşünmeyenler varsın dedelerimiz hacca deve ile ya da yürüyerek gidiyordu diye aynı şekilde gitsinler. Uçak diye bir şey icat edildi. İcat etmeyi bilmeyebiliriz ve bu suç değil elbette ama en azından o uçağa binmeyi öğrenmez ve alışmazsak sanırım kendimizi yaşadığımız toplumdan biraz soyutlarız.
Halk Şiiri’nde çok çok kullanılan, Divan’da da örneklerini oldukça fazla gördüğümüz yarım kafiye düşmanlığını ne hikmetse bir türlü anlayamıyorum. Birileri “ çeyrek kafiye “ diye bir anlayışı bile kafiye içine sokmayı hemen hemen başarmış iken mis gibi yarım kafiyenin nesi var Allah aşkına?
Divan’da mı yok? Buyrun Nedim’in meşhur İstanbul kasidesine:
“ Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır
Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır
Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır
Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır
İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek Gülzarların cennete teşbih hatadır
Herkes irişür anda muradına ânınçün Dergahları melce-i erbab-ı recâdır
Kala-yı meârif satılır sûklarında Bazâr-ı hüner ma’den-i ilm ü ulemâdır
Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır
Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır
Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır
Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır
Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır
Nâmı gibi olmuşdur o hem sa’d hem âbâd İstanbul’a sermâye-i fahr olsa revâdır
Kûh-sarları bağları kasrları hep Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır
İstanbul’un evsafını mümkün mi beyân hiç Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır ..........”
Özellikle, iç mûsıkîsi ve ahengi ile beğendiğim bir şiirdi. Duygusal yönü kelime / mısralara taşkınlık yapmadan ve arabeske dönmeden gayet güzel yansımış. Okuyucu ( en azından ben) okuduğundan lezzet alarak son mısraa kadar gidebiliyor.
Üstadım yorumlara cevap verme şansım olmadı bu vakte kadar. Zira babamı ameliyat ettirdi ve hastaneden yeni geldim. Yorumunuzu okuyunca diğer yorumlara benim adıma verilmiş bir cevap gibiydi ve bu beni ziyadesiyle menun etti. Meselenin özü aslında diğer sitelerde de olduğu gibi günün şiiri, yıldızlı şiir gibi bir paye verilince bazı arkadaşlar tepkilerini bu şekilde bir eleştiri yönelterek gösteriyorlar. Oysa ben yazdığım hiç bir şiirin haftanın şiiri olmasını veya çok yorum almasını hedeflemiyorum. Bazen eklediğim şiirlerde yazım hataları oluyor, anlam düşüklükleri oluyor, hece ise eksik fazla oluyor. Dostlar uyarınca düzeltiyorum. Gazel tarzının kafiye örgüsünü kullandım bu şiirde. Ama gazel yazmadım. Arkadaşın birisi şah beyit nerede demiş. Mahlas yada isim kullanmadığım için böyle bir beyit yazmadım. 5-15 mısra arasında değişne ve genellikle tek sayıda biten beyit sayısına takılmadım. Buyurduğunuz gibi hece ile divan şiirinin imkanlarını birleştirmek istedim şekil olarak. Hece ile soneler yazanlar, batı edebiyatını kullananlar ayıplanmıyor ama divan edebiyatı söz konusu olunca iş değiişiyor. Kaldı ki ben şekilden çok manaya önem vermeye çalıştım. İçimde saygı duyduğum bir büyüğüme son vazife olarak bu mısraları karalamak vardı. Resmini dahi koyduğum halde bu şiiri Haşa Hazreti Peygambere yazılmış bir şiir olduğunu düşünenler de var maalesef... Üstadım çok teşekkür ediyorum. Ders gibi olan bu yorumdan ben payıma düşeni alıyorum. Umarım diğer arkadaşlar da alırlar. Allaha emanet olunuz.
Üstadım yorumlara cevap verme şansım olmadı bu vakte kadar. Zira babamı ameliyat ettirdi ve hastaneden yeni geldim. Yorumunuzu okuyunca diğer yorumlara benim adıma verilmiş bir cevap gibiydi ve bu beni ziyadesiyle menun etti. Meselenin özü aslında diğer sitelerde de olduğu gibi günün şiiri, yıldızlı şiir gibi bir paye verilince bazı arkadaşlar tepkilerini bu şekilde bir eleştiri yönelterek gösteriyorlar. Oysa ben yazdığım hiç bir şiirin haftanın şiiri olmasını veya çok yorum almasını hedeflemiyorum. Bazen eklediğim şiirlerde yazım hataları oluyor, anlam düşüklükleri oluyor, hece ise eksik fazla oluyor. Dostlar uyarınca düzeltiyorum. Gazel tarzının kafiye örgüsünü kullandım bu şiirde. Ama gazel yazmadım. Arkadaşın birisi şah beyit nerede demiş. Mahlas yada isim kullanmadığım için böyle bir beyit yazmadım. 5-15 mısra arasında değişne ve genellikle tek sayıda biten beyit sayısına takılmadım. Buyurduğunuz gibi hece ile divan şiirinin imkanlarını birleştirmek istedim şekil olarak. Hece ile soneler yazanlar, batı edebiyatını kullananlar ayıplanmıyor ama divan edebiyatı söz konusu olunca iş değiişiyor. Kaldı ki ben şekilden çok manaya önem vermeye çalıştım. İçimde saygı duyduğum bir büyüğüme son vazife olarak bu mısraları karalamak vardı. Resmini dahi koyduğum halde bu şiiri Haşa Hazreti Peygambere yazılmış bir şiir olduğunu düşünenler de var maalesef... Üstadım çok teşekkür ediyorum. Ders gibi olan bu yorumdan ben payıma düşeni alıyorum. Umarım diğer arkadaşlar da alırlar. Allaha emanet olunuz.
Şiir bütünüyle akıcı, durak geçişleri çok güzel..Lakin, her iki mısra arasında kafiye bütünlüğü olsaymış çok daha güçlü bir beyit şiir olurmuş...şahsi kanaatimdir...yazan yüreğe ve anlattıklarına ram'ız efendim...muhabbetlerimle
Afet hanımdan ayrıldığım tek nokta,bu şiiri Peygamber efendimiz(s.a.v.)e değil şairin mürşidine yazdığını düşünüyorum. güne düşen bu güzel şiirin şairini kutlar saygılar sunarım.
Şiiriniz hece şiiri olduğu için, benden daha çok itibar görüyor. Kaleminiz daim olsun. Yüreğinize sağlık. Kural ve kaidelerinde ki eksiklikleri, değerli şaire ve şair dostlarımız söylemiş. Hece şiiri uğraş ve emek istediğinden şiiriniz hak ettiği yere yani; güne düşmüş. Güne düşen şiirinizi ve kaleminizi kutluyorum. Selam ve dua. Saygılarımla.
Üstadım çok teşekkür ederim. Hece imkanları ile divan şiiri kurallarını buluşturmaktan öteye şekil olarak şiirin bir kusuru yok. Şah beyit meselesi ise benim şiirlerimde mahlas veya isim kullanmadığımdan kaynaklanan bilinçli bir seçimdir. Tekrar teşekkür ediyorum. Hece yolunda emek vermeye ve emeklemeye devam ediyorum. Allaha emanet olunuz.
Üstadım çok teşekkür ederim. Hece imkanları ile divan şiiri kurallarını buluşturmaktan öteye şekil olarak şiirin bir kusuru yok. Şah beyit meselesi ise benim şiirlerimde mahlas veya isim kullanmadığımdan kaynaklanan bilinçli bir seçimdir. Tekrar teşekkür ediyorum. Hece yolunda emek vermeye ve emeklemeye devam ediyorum. Allaha emanet olunuz.
Kafiye düzenine bakılırsa gazel gibi, ancak gazel demek mümkün değil, aruz vezni kullanılmamış, taç beyiti yok, halk şiirinde de bu kafiye düzeninde şiir yok sanırım. Gazel şeklinde yazıldığı için ilk beyit hariç her beyitin 2. Mısraları kafiyeli, diğerleri serbest kullanılmış. Kafiyeler halk şiirinde hoş görebileceğimiz şekilde yarım kafiyelerden oluşmakta. Ancak şiirin içeriği dolu dolu, peygamberimize yazılmış bir naatı içeriyor, isterdim ki hece şiirinin en güzel yanı olan kafiyeleri daha güçlü kullansaymış. Çok daha güzel olacakmış.
Başarı her zaman takdire şayandır, başarısını kutlarım arkadaşın.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Üstadım taç beyit yazmadım zira şiirlerimde henüz mahlas veya isim kullanmıyorum. Şiiri de resimdeki üstadıma vefatı nedeniyle bir vefa örneği olarak yazdım. Allaha emanet olunuz.
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Üstadım taç beyit yazmadım zira şiirlerimde henüz mahlas veya isim kullanmıyorum. Şiiri de resimdeki üstadıma vefatı nedeniyle bir vefa örneği olarak yazdım. Allaha emanet olunuz.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.