4
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1298
Okunma
artık
bildiği yolların
istediği yere gitmediğini anladı
şimdi
kuyuya atılan bir Yusuf,
ölü bir aşk mektubu,
kayanın üstünde korkak bir güvercindi
her bir sesle anıları yanıyordu
içinde
her şey gece,
her yer buzuldu
acısı
bir kaya kadar sert,
bir yalnızlık kadar boş,
bir buz dağı kadar devasaydı
gittikçe
içindeki karanlığa gömülüyor,
alnının ortasındaki
aşkın feneri sönüyordu
öyle dolmuştu ki
artık sulara ihtiyaç yoktu
gözyaşının tek damlası
tüm dünyadaki çukurları doldurup
denizlere taşacak gibiydi
kahırlarını
nasıl kundaklayacağını,
içine gömdüklerini ne yapacağını
bilemiyordu
alnına vurulacak
’’hükümsüzdür’’ damgasına bile razıydı
içindekiler
koca memeli bir devin ayak sesleriydi
ya çürük bir domates gibi ezecekti
ya da emzirecekti
28 mayıs 2011 / Ankara
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.