6
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1618
Okunma

...
Ben sırtında ölüm taşıyan karıncayım Anne
Bir cam bıçak uzun bir masal
Elleri sana benzerdi anımsadım
Balkonları vardı o şehrin
Bütün kadınlar kendini asardı
Cüzzamlı şiirlerim o zamandı
Çatladı esmer bir yontu
Büyümeye karar verdim anne
Yakarak bir düşü çekincesiz
Siyah bir mumyada çözüldüm anne
Bir tabutta tuzla yıkandı yaram
Liflerinden kesilimiş narkozsuz
İçimden aldı kendini sorgusuz
Yakılmış bir masalda naif bir yalnızlığa
Kimsem ol dedim ki kimsen
İki göz arasında bir ceset tavsirisin sen
Seviyorum halaa ve ölmedim
Çiçeksiz bir türbede gülümseyen
Derin yüzünde parçalanmış aynalara
Dağıldı lirik bir söylence ellerinde
Duyuyormusun sesime gömülen hira
Beni çoktan unutmuştu değişmedim
Sesimde siyah läl lekesi susuz
Çıkardım derimi yılancıl/ Ağustos"tu
Cüzzamlı bir aşkın yazısız alfabesi
Mezar taşı manifestosu...
Ağzından gece sızıyor bak
Etlerime yamıyorum ağladığın zamanları
Yüzüm akıyor bir pencerede yarasalar
Çarpıp düşüyorlar kör hüzünlere
Kar yağıyor Mayıs diyorum henüz
Geliyorum sana bir avuç sevgi
Bağrına bas/iki devrik cümle
Evimin çatısı yok mesela
Gurbetti ceplerim
Üşürdü ellerim de yoktu
O şehir de yoktu ihtimal
Aşk dediğim soyut bir yokluktu
Yalan, Yansıma, Yanılsama
Şizofren bir donkişottum...
Cumali Çorbacı
5.0
100% (11)