11
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
2011
Okunma

bu bir şiir değildir!
*şarkıyı şiddetle dinlemenizi tavsiye ederim, zira bağımlılık yapıyor...
sadece aynı gökyüzünü paylaştığımız için bile sevebilirim seni
aynı gökyüzüne bakıp ‘çok şükür’ dediğimiz için
dünyaya kafa tutabilmek gibi
acayip isteklerim var
ama seninle
hatta
seninle
şişeleri dikip kafamıza
sarhoş olmak gibi
-ne o deli miyim ben
aklım kaçmış zaten
kaçabildiği kadar uzağa
gelmiyor ölmeyesice
-olsun, beklerim
harlanıyor, yanıyor
kızl kızıl bir sevda
ayaklarıma kapanıyor
yalvarıyor
-fulyaaa!
duy iç sesini
gelmişi, geçmişi
bırak diyor
an’a bak
boşluğa yürüyorum sonra
bir şey yok boşlukta
hiçbir şey yok
sadece
kaybettiğim zamanlar var
mutluluk var
ama ben
hiçbir yerde yokum
kayıp bir uçurtmayım
salınan
kaybolmuşum
zamanın
gergefinde
kendimi orada bulmuşum
bir de diyor ki
içimdeki o yabancı ses
-özgür’lüğe koş fulya özgür’lüğe
koşamıyorum ben
elim kolum bağlı
dizime kadar gereksiz şeyler
ve boğazıma kadar
sorumluluğa
gömülmüşüm
ben yokum
kendimi bulamıyorum
bu karmaşada
telaşlar beni bekliyor
telaşsızca hatta pervasızca
endişelenen sanki bir tek benim
ben de çok bir şey istemiyorum aslında
sadece bi akşam
oturup
göğsüne yaslanmışım
ellerin saçlarımda
birşeyler
anlatıyorsun lüzumsuz
saçma sapan
havadan sudan…
gülüşüyoruz
sadece o kadar
ve o kadar kısa ve kopuk ki
bir an var aklımda
düşümde
rüyamda
kısacık
ama
huzur
veren bi an
televizyonu açıyorum
aynı kareler dönüyor
paparazi programlarında
sıkılıp gazeteyi alıyorum elime
boy boy buhran
öbek öbek delirme ve üçüncü sayfa haberleri
hayvanlar kadar bile müteşekkir olamadığımız
şükürsüz felaket tellalleri
sahi
hepimiz eşit miyiz diyorum
böyle kin mi güdüyor herkes
herkes mi nefret besliyor kapı eşiklerinde
açlıktan ölen nice sokak çocuğu yerine
bağnaz bu insanlar
eşit falan değiliz
böyle gaddarken
hani diyorum iyilik tohumları ekenler
n e r e d e l e r !
herkes elini soksun taşın altına
işte eşitiz o vakit
eşitiz!
yoruluyorum sonra
usanıyorum düşünmekten
camdan yağmurun dansını izlemek ne güzel
‘şehrin kirli şamatasından uzak’
ince ince içime dolan
yağmurun kan kardeşi
toprak kokusu
ve sevgim kadar ıslak
ince ince hüzün yağan
nisanlardan pazar sabahı
fulya/nisan2011
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.