4
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1467
Okunma

çok sevmek için önce acıtmak gerekiyormuş kalbi, anladım...
beni duyuramadığın sevdalı çığlıklara savur
ahh bu can yanıklarım yar! dokunma-san-(a)cıyor ayrılıklarım
yüksek dozaj CAN YANIĞI! hep aynı terane işte
malum üç harf, tek heceyle ölümlerden ölüm beğenince
kırmızıya dönünce ay, kaçıyorsan yakalanacaksın işte geceye
nabzın derinlerde fersah fersah atarken, damarların sancılarda boğulacak
ateş olup yanacaksın, nefesin buz tutarken hemde; kaynayacaksın!
kramplar girecek karnına, böğrüne, kalbine… kıvranacaksın!
bil ki; ne yaparsan, nereye koşarsan koş kaçamayacaksın aklının tezatlarından
ve ahh… sen ki; öfke kustuğu kadının hayalinden kaçamayan adam!
sen say ki ; bu senin armağanın, en çok istediğin gibi, işte sana bir oyuncak
hak etmediğimiz bir ayrılığın kutlamasında, yalnızlığın arifesinde
kısa cümleler yetmiyor mu? söz uzayınca mana kısalırmış ama
’delhizlerinde ümit doğuran, kirpiğinde soğuk düşler emziren kadın’ vardı hani
kıyaslamaları bırak, masal dediğin bin asırlık mesafe kadar ırak
yırtarken geceyi yıldızlar, bana doğru bak! şikayetim yok sana
dinle; seninle dolu düşlerimi savuşturma niyetindeyim
sevgim üzülüyor koynumda, iflah olmaz sancılar derdindeyim
/sevgili; yorgun ve d/argınım beni rahat bırak!/
fulya/mart2011