21
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
2367
Okunma
Sultan Süleyman
Hüthüt’ün yolunu gözlüyordu
Yerinde duramıyordu
Melike,ne demişti acaba,mektubuna
Saatler geçmiyor,zaman durmuştu sanki
Sarayın Terasından çevreyi tarayan
Kainatın Sultanının gözleri
Bir anda parladı
Yüzünde büyük bir tebessüm oluştu
Hüthüt görünmüştü karşıdan
“Selam efendim” dedi hüthüt
“Çabuk söyle, ne dedi Belkıs”diye gürledi Süleyman
“Mektubunu okudu ve öptü melike” dedi
Derin bir oh çeken Süleyman
Tekrar Hüthüt’e dönerek
“sonra ne oldu”
Hüthüt”Melike cevap yazdı sana
İşte onun mektubu”
Mektubu alan Süleyman,
Hüthüt’e “sen çekilebilirsin”dedi
Mektubu önce kokladı,çok özel bir kokusu vardı
Şöyle diyordu Belkıs Mektubunda :
)(-)(-)(-BELKIS’TAN SÜLEYMAN’A-(-1-)(-)(-)(
Ne tacım ne tahtım güldürmez beni
Mevlâ’nın ihsanı sensin efendim
Sen güneşim oldun ben de pervane
Bir ömür çevrende dönsün efendim
Senden gayrı Hâk’tan bir şey istemem
Sen yoksan yanımda ben artık gülmem
Sensiz geçen ömre yaşadım demem
Bu gönül aşkınla yansın efendim
Ne zaman uğrar ki sana şu yolum
Hasretinden kırık kanadım kolum
Aşk üzre şarkılar söyleyen dilim
Her Dakka adını ansın efendim
Nasıl yaktı bilsen ateş kor beni
Özlemin bir ejder her gün yer beni
Tahammül kalmadı gelip sar beni
Bu yürek sevdana kansın efendim
Esen rüzgarlardan sorayım seni
Ben ki nerelerde arayım seni
Ne olur bir daha göreyim seni
Yakan arzularım dinsin efendim
O’nu sevdiğimi Süleyman bilsin
Ben onla güleyim o benle gülsün
Ağzında mektupla uçarak gelsin
Hüthüt’ün dalıma konsun efendim
Belkıs papürüse yazdı aşkını
Süleyman’a verdi gönül köşkünü
Lüzumsuz nakletti onun meşkini
“Ne büyük bir aşk bu”densin efendim
Sadık Dağdeviren
Aşık Lüzumsuz
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.