88
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
4764
Okunma


Kime muştulanmıştı
çığlıkların manifestosuyla kadın.
Dik duruşu nedendi ellerinin arasındaki saklı başıyla.
Ağzı dil vermezken,
hangi mavi düşlere savaklanmıştı sevişgen yüreği.
Gözlüyordu
çaresizliğine üşüşecek günah meleklerini.
Kanatları düştüğünde
kurumuş köklerinden kurtulan
harlı nefeslerce
yoklanacaktı ruhundaki mahrem teni
ve
her pervasız tutumda
demosunda kalacaktı yüzlerce kez ölüm isteği.
Ardından
her dilde isminin okunduğu
bir tarihe basacaktı müebbet fermanıyla.
Soru sormuyordu artık kendine,
sönsün istiyordu hiçbir iklimi giydiremediği arzusu.
Dili inkâr etse de
biliyordu
peşine mumlar yaktığı,
ödünç düşlerine kulaç attığı
gönlündeki faili.
Umut işlendikçe hücrelerinin en kurak bağına
isli aynasından bakıyordu
kör bulanık yüreğine hapsettiği varlığın cebine.
Unutmuştu katran yüreğin kendisinden aldığını,
tek rengin sırtında
ıslak umutlar zavallısı olarak
fitil fitil çıraklık yaptığını.
Gene aldanmıştı şen zamanlı hayata.
Kanamıştı yanları gel-gitlere gömülen kalplere
Yenilgisini yazıyordu
ödül saydığı koynundaki ölüme.
Şekillenen yağlı ipteki üryanlığıyla
ölçülüyordu
romatizmalı düşlerinin promili.
Konuluyordu
ayak ucuna damgası.
Cilvenaz yürekti taşıdığı huyla,
Temizlenip paklandı, kırk tas suyla.
Zekeriya Duman
5.0
98% (57)
4.0
2% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.