7
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1378
Okunma
Kayıp şehirlerin taşlarını heybesinde taşıyan bilgeler
Işığı alınmış gözlere merhem diye
Güneşler parlatır meçhul kalaycılarda
Dönüp durdukça hüd hüd elleri boş
Hep Süleyman olur hep ufuklar gözlerinde
Eteklerindekileri döküp bakınca şehirler
Neler kalmış bu güne diye
Seçenekleri kalmamış hayatlar
Menşe’leri kalmamış gülüşler,
Aşkları kalmamış şarkılar,
Oyunları kalmamış çocuklar,
Taşıyanı kalmamış hayaller gördüler
…
başını alıp gitmek isteyen her şehri
omzuna yasladı yaralarını sardı bilgeler
yorgun şehirlerin müflis halkları hiç bilmedi
şehrin arka sokaklarında taşladıkları bilgeler değil
bilgelerin heybelerindeki şehirlerdi
halklarıyla beraber
“şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi
Ey halkım gönderilmişlere tabi olun”
Ey halkım mabetlerin kıblesi kalmadı
Umudun duası kalmadı
Ey halkım kalmadı bahçelerin ıtırı
Kalmadı yüzümüzün simaları
Hüzünlerin ağlayanı kalmadı ey halkım!
Ey Hayatları hayatlara hamil kadınlar!
Ey hep yetim değerler saklayan erkekler!
Bir adam bir kadını sevince “terlikleri kadar”
Tüm anneler yargılanır sözün muhakemesinde
Bir kadın, bir çocuk unutulunca kuytu sandıklarda
Tüm erkekler tozdan dağlar olur bir’in muhasebesinde
…
Yitik şehirlerin başlarını heybesinde taşıyan bilgeler
Dağlarında kaldılar nuh’un gemisinin
Hep yağmurlu hep gözlerinde ufuklar
…
( kuran-ı kerim 36/20)
5.0
100% (8)