0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
2133
Okunma

Enine boyuna
İki metreden büyüktü
Yapıldığında boyu
Ardıç ağacından gelmeydi soyu
Nakışlarla oyarken
Orasını burasını
Kesti bir ara
Samsun’lu Mecit Usta
Islıkla çaldığı türküsünü
Hiç sevmediği belediye hoparlöründen
Takıldı az işiten kulağına
taziyeli ölüm korkusu
Hırsla çaktı çivisini keserin
son menteşesini taktı
sönmüş sigarasını attı
bir de yazı bıraktı
kapının sol köşesine…
Tanığı olacaktı
çifte kanatlı kapı
Geçen yılların
Karların rüzgarların
Tevekkül içinde sendelerken
Geçti önünden bir bir
Tanıdık hayaletler
RABBİM!..
Ben senin eserinsem
Bu da benim
Her oymağı her kıymığı
BENİM!..
Deyip karşısına
Bir daha baktı…
O yıl
Hacı Muhtar
Bıyıkları yeni terlemiş
Hüseyni everecekti
Davullu zurnalı
Gelin girecekti
Çifte kanatlı kapıdan
On beşinde Kezban
O yıl
Bire otuz vermişti
Kara kılçıkla
Rus buğdayı
Pancarın parası bahara gelecekti
Olsun
Yüzleri gülmüştü ya
Her evin..
Buğday pazarında
Elleri sallaya sallaya
yapılan pazarlıktan sonra
Aklını çaldı muhtarın
Carcurum’daki askerlik arkadaşı
Tertip Mehdi..
Aha şurda bahçeli bir ev var
Sokak arası
Elden düşme
Kelepir
Gel kaçırma bunu..
hoş gelmişti kulağına
İkiletmeden soktu koynuna tapusunu
Bahçeli evin…
Öyle ya!
Torunlar şehirli olacaktı
Ayakları anızdan
Elleri küspeden
Gübreden kurtulacaktı
Gelin girecekti
Çifte kanatlı kapıdan
On beşinde Kezban…
Hep çıkrık sesleri gelirdi avludan
Kesildi sonradan…
Merzifon’un o ünlü
Havluları çarşafları dokunurdu
İlmek ilmek
Geceler boyu…
Hasılı
İyi komşumuzdu
Onlar bizim..
Önce Hacı Muhtar öldü
Ardından büyük oğlu Selim
Tarlalar küçüldükce
Büyüdü yeni doğanlar
Belediye hoparlöründeyse
Yaslar berdevam..
Bahçeli ev
Hisselere bölündü
Yol geçince yanından
Kat karşılığı müteahhide verdi
Küçük oğlan..
Kepçenin ucundan savrulup gelmiş
Önceki gün
Şaşırmış-anlamamış
ne olduğunu
Soluğu bizim bahçede almış…
Durur pası üstünde
Kapının sol köşesinde
birde
Koca Yunus’un lafı
“Ömür dediğin ne ki ? Mal da yalan
Mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan…
Alp Altundal Merzifon- 2 Mayıs 2007