2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1375
Okunma
yağmur uyandırmış, yine bu sabah istanbul’u,
ama uyanmamış,ne de çok istanbul’lu,
bomboş yollar,yollar ıslak ve parlak..
çıkıyor sokaklardan,üçer beşer acele ile,
elleri ceplerinde,kafalar batmış omuzlara,
küçülmüşler anlayacağın,buz gibi soğuk
yüreklere işlemiş,belli ki uyanmamış ama;
yürüyor otobüs durağına..durakta da üç kişi,
sığırcık gibi dizilmişler altına saçağın.
ince ince yağıyor,ayaklar bir sağ bir sol
değişmede,sanki islanmayacaklar.görünmedi hâlâ,
otobüs motobüs,hep de geç kalmaz mı?
soğuk ya,rahmet de yağıyor ya,ılgıt ılgıt
esen rüzgârı,gel de arama şimdi,kim
şikayet eder ki ondan bilâkis bağrını,
yüzünü açar,saymak istersin damlaları,
nerdee daha çok var,anladım ki;üşümüşüm
düşledim yine kendi kendime..
çatılarda kiremitler yepyeni,temizmiş gibiler,
karanlık ya,yağmur ıslattı ya,örtülmüş
çirkinlikler.. sokak kedisi bile güzel gözüktü
gözüme,çöp möp de yok sanki.
şuradaki ev,şu takozdaki külüstür bile,
yepisyeni gözükmüyor mu?
şu oğlanın yağlı saçları,boyasız potinleri
benimkiler gibi sanki.işte göründü ışıkları,
geliyor 76 c..durakta hareketlenme,yer tutuluyor,
kapı ayarlanıyor,hafiften telaş niye ki?
bomboş koltuklar,şoför bakmıyor bile,
binenlere gazlıyor.
yere vuruluyor ayaklar,koltuk beğenilmiyor
yerler değişiyor nedense,buz gibi arabanın içi.
bulutlar geçiyor birbiri üstüne,gün oluyor,
güneş doğuyor, kızarıyor otobüsün camı
yanıyor sanki.gökyüzü üstümde,koklamak,
içime çekmek istiyorum.tekerleklerden bir
fışırtı doluyor hızlandıkça,bir de
şanzıman sesi uğuldamasa arkadan..
içi boş ya, zıp zıp zıplatıyor.
tepeüstüne geldik.o da ne,durmadı şoför;
’’niye diye ’’ soruyorum,’’kımıldamadılar abi’’ diyor, lakayıtsızca..
kımıldamak gerekiyormuş, öğrendim.
incirliye geldik burda yağmıyor,yerler
kuru,koşturanlar daha bi çok,gün de
açıldı bir hayli,gri-mavi ardında,kızıllık
içinde beyaz da bulutlar,ressam olmak var.
benim sayılmaz mı,bu sabah buralar
elimi uzatsam,tutamasam da,yaşasam
bir köşesini,birkaç semtini,şart mı,
boğazı,kadıköy’ü,levent’i..
oralarda da gün doğdu,pencereler kapalı
evler sıcak,kahvaltılar bile hazır değil.
vakit kalkma vakti olmadı.gün olur,
güneş yükselir,iş başına çok var.
kapıcılar dolaşıyor mahallede sepetler elde,
kimi gidiyor,geliyor kimi,suskun..
istanbul içinde istanbul,
orası da,burası da istanbul,
canım çeker sokak simidini,
yanında da vapurun çayını
titreye sallana,yana yakıla
deniz tutuyorsa baş tarafa oturma..
ben de düşkünüm o’na
deniz kokulu toprağına,
ekmek arası balığına,erguvan kokulu
hisarına,ille de midye tavalarına,
ben de düşkünüm o’na,ellerim çamur
olsa da,balık kokar topraklarım.
en güzellerini topladım çiçeklerin,
gezdirdim tüm istanbul’u cebimde
ah’lar vah’lar içinde,denizkızı
bodrum’a inmiş diyorlar,varsın insin.
kızkulesi tam boğazın girişinde,bilir
yerini,gemilerde artık direkler yok,
dumanları da tütmüyor artık
azalsa da rıhtımlar,gelmese de vapurlar..
motorlar dolaşıyor yakışmasa da,
bağıra cağıra yakışmıyor istanbul’a
sanki özlüyorum,titreyen vapurları,kalkışta
kara dumanları, iskelede bekleyen
sabırsız insanları..sildiler dumanları vapurlardan
titremiyor,üşümüyor şimdilerde vapurlar..
isatanbul büyüdü,ben de büyüdüm
heybemde istanbul,kalbimde istanbul,hatıralarda istanbul
bir gün vücudum topraklarında istanbul...
halûk gürses
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.