17
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1044
Okunma
Biçare gönlümün suskun efendisi
Eriyor taştan duvarlarım gölgeden varlığında
Mum ışıkları gibi titriyor kalem
Ve perişan ruhum paçavralara dönüyor huzurunda
Güvercin yemliklerine her gün attığın darılar gibi
Hatırlasan ya arada sırada beni,
Aralarına karbon kağıtları yerleştirmiş gibi
Çoğaltmasam bende acıdan süzülen günlerimi
Ey kapında gecelerce sarhoşluk çektiğim yar,
Vaftiz ediliyor ruhum suların griliğinde
Bir küfenin içerisine atıyorum kalbimi
Çürüyüp gidiyor o da sabahın pir-u pak ezan seslerinde
Gözlerimi gidişine astım
Dönersen müjdelenecek akıttığı yaşlarla
Beni bana mıhlayıp kehribarlara hapsettin
Bırak pas pas olsun gurur adımlarının altında
Ey kandilini kudretli rüzgarlarla söndüren yar,
Sana da bana da yeter sandığım hayat
Zehir tadı bırakıyor artık damağımda
Ses ver ne olur ses ver
Hiç bir dua yetişmiyor imdadıma
Sancakla uyanıp sancakla uyuyan neferler gibi
Sarıldığım tek gerçeğin koynunda yutuyorum en kuvvetli zehiri
Ölümde olsa sonunda bırakmam yar
Bırak kahpe kollarından içeyim ölüm şerbetini
Ciğerlerimden soluk geçmiyor
Nicedir...
Ölüm bile
Tıpkı acı gibi
Senden geldiğinde güzeldir...
Dip not : Yum gözlerini, söz bundan sonra süzülmeyeceğim...
Ölülerde duygu yoktur, sevmem artık dersen üzülmeyeceğim...
Elif SEZGİN