9
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1827
Okunma

(Tanrılar bizi ateşin ortasına attı, biz acıyla tanrılaştık)
Ön söz
Göğün eteklerinde bir elin, çocuklardan umarsız
boncuk mu düzersin gerdanına haylaz parmaklarınla?
güzel sabahları kucaklayan sis
ve inci taneleri gibi serpilmiş bulutlar böylesine güzel
Soruyorsun… hakikat nerede? avuçlarında bezgin kaderin çizgisini keserek
ayrılıklara ve mor bir acıya aldanmadan geç diyorsun ey kahrolası ömür
yaralarla harelenmiş çocuğu yaşamak ve soluğunu duymak bir-an-
ve çırpınan bir kuşun kanatlarına tutsak düşlerini almak için: örtündüğü peçeden…
Çekiyorsun… ciğerlerimden dikenli sarmaşığı yurtsuz ellerinle
Penelope’nin gülümsemesi gibi keskin ağrıların acısını bırakarak
dudaklarımda sorgulanmayan sayısız itirazların nedeni sır olur
yüzü, avuçlarında kaybolan Samson’un vehameti gibi yüzüm
sönmeye yüz tutar: ruhumda titrek alevin coşkusuyla/kahrolurum…
Yalnızdım. Birikti -an-ların yazgısı bir bir zamanın
daha ağır uykularla örtündü akşam.
asırlardır saçlarından tutmak için: kalbimi acıtan senin
/
hangi gecenin ardındadır arzulanan çıplak sabah?
ve hangi sabahtır, gecesi sonsuzluğa açılan.
bir güneş diyorsun
bir güneş soyunup zamanın boşluğunda örtünsün.
bir güneş: ışıltısı, gözlerimde gerçeğin kanayan yarası
Yapraklar ağaçlardan düşüyor son arzusuyla savrulmanın
bir karıncanın aksak bacağına devşirmek için toprağı
nede olsa gecedir ve yalnızlık tan kızıllığı bir süre sonra
gitmeden, ey kadim rüzgar!
yaralı bir zakkum götür: ağrılarından da kalbimin…
Bulutlara dokundum kirpiklerimle(hüzün vakti) akşamüzeri
o divanından indiğimiz göğün merdivenlerinde ilkin
bir sen kaldın birde öptüğüm menekşe kokusu(gün gibi yitirdiğim yüzün)
ruhumu zümrüt camlarla kanattığın avuçlarda
Öte çağlardan geldim-helene-onulmaz yollardan/iklimlerden
göğsümde yarı-tanrı ‘insan’ nişanı
kıpkızıl yansıması gibi ışığın.
ve kalbimden damlayan su: aldatılmış ruhumun fahişe ağrısı
-Kendimi;büsbütün sana verebilseydim, bir öpücükle-
Ey beni uyuşturan ve başımı ağrıtan heyecan!
aşkı tanrılardan çaldım-bilirsin-bir yanım yırtık gökyüzü
ibadet eder gibi dokunurum sevgiliye en ilahi gecede
kırılan onlarca kemiğin çatırtısı
hicvidir: hayalimin aldatıcı rengine bürünen aşkın…
Ey mahremi tecavüze uğramış dili lal melike!
kovdum bütün tanrıları, alaca şafağında putların
yorgunum!
/
yorgun mabedimde yalnızca sen kal…
Son söz
Tanrılar tanrısı Zeus’un piçi!
beni, göğe çal artık.
karanlığa gömdüm bütün acılarını onun
üstümde bir deli gömleği: p a r a m p a r ç a !
(ben şimdi tanrılara düşman promete ya da lanetlenmiş bir serseri yahudisi gibi kovulmuş, kırgın ve sarhoşum bir başıma
ve sen: heyulası bir ağ gibi örülü nemesisin gazabına uğramış, ırzını teslim edecek bir ’züppe’ arıyorsun)
Nizar Şirvan BİLGİN
5.0
100% (4)