1
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1374
Okunma
içimdeki çürüme damarlarımdan başlıyor
bu ağırlık hissi
bu nefes alamamak
sıkışması göğsünün, kafesine...
bu önüne bakmadan yürüyememek artık,
ve dayanamadan bir ağaç parçasına
ayakta duramamak...
bu ömrün sonbaharımıdır
yoksa bazen mevsim kış olmadanda solarmı çiçekler?
bileklerinde değilde,
ince bir kadın belinde asılıyken
çıkardığı sesin ne kadar güzel olabileceğini
bir kelepçenin
yaşayarak öğreniyormuş insan
bekleyip durarak değil...
ve bir palyançonun yüzüne çizdiği gülümsemenin
bozulması için
bir kaç damla gözyaşı yetiyormuş
kalın dudaklarında rujları olan
kadınların öpmesi değil...
yaptığı hataları düzeltmesi umuduyla
bileklerini kesen bir adam tanıdım
ve merak ettim
intihar ederek
ne kadarını düzeltebildi yaptığı hataların
yada bulduğu telafilere değdimi
damarlarındaki sıcak sıvıyı akıtmaya
soğuk bir küvete...
taraftarı olduğu takımın renklerinde çarşaflar satın alırken adam
o çarşaflar üzerindeki ilk sevişmesini hayal etmişmidir sevgilisyle
ya satışı yapan tezgahtar
muzipçe gülümseyip
gözgöze gelmişmidir adamla
ve bu gülümseme
rahatsızlık vermişmidir adama yoksa
gururmu duymuştur?
bir muzaffer edasıyla kredi kartını uzatırken tezgahtara...
bir belediye otobüsünün en arka koltuğunda
öpüşmesimi daha tuhaf gelir insana
iki kadının
yoksa iki adamın ele ele tutuşup yürümesimi sokakta...
gece birlikte yatarken
sarılan iki kız çocuğu düsüncesimi mantıklıdır
yoksa iki erkek çocuktan birinin başını
diğerinin göğsüne koyup uyumasımı?
yoksa her ikiside tuhaftır da
insanın tuhafına
sadece birinin gitmesi işinemi gelir?
aklımın iplerini saldım
dokunulmazlık zırhımı giydim üzerime
simdi seçtiğim her kelime
kanun gibi
kimbilir sen
benim halimde,
sakinliğimde ne buldun?
bense yoruldum
kendi kendime sokuldum...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.