9
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1780
Okunma
ah be ruhum
ne sancılı bir zaman
ve sen gerçeken şatonun içinden
anbean
anılara bölündüm ben
yeniden yazıldım bir ölünün kaleminden
ne oldu kral sana
kızım diyordun
ne oldu da o genç çocuk inadına
miğferler yağdırdın başına...
yine abartıyorum böyle yazılmış olamaz
böyle tek düze çift eğriye gidemez bu öykü
veya yasallanmış acıların ardından
yürüyemez
topallayamaz ağır aksak kavgaların içinde
olumsuzluk ekleri usuldan kıvrılırken
kıvranan düşüncelerim yağıyor gecemin içine
az önce düşen yağmur tanesi olmalı
veya ayağı kaymış bir kız
durun durun
karşıda bekleyen mendilci de olabilir
hatırlayamıyorum aslında
her düşen aynı mı olurdu
ya da her kayan yıldızların kuytusu muydu
evyah
sorular delecek yine beynimin zarını
kelimelerim dökülecek masa üstüne
ve ben yitireceğim kendimi
şato
sırf sen eskisi gibi değilsin diye
üzülme
kelimelerim bitse de dilim tükenmiyor yok yere
harfsiz alfabeler oluşturuyorum
ya da lisansız diller
konuşma ya da duyma
kime ne
uzun uzadıya uslar içinde gezerken
ruhlar karışacakmış bu yeni sokağa
bana ne
sen tut şu merdivenleri göğe yasla
giriş çıkışlar değişsin
birazdan gelecek süvariler
atları pireden olsa
koşmasa zıplasa
bu öykü yeniden döner mi başa
ah serçe
nasıl unuttum
nasıl bıraktım seni altın kafeste
offf
bu öykü gecelere sarar beni
yine de bitmez hecelerde
heceler mi onlar neden karıştı yine işe
işte satırlar
silin yeniden yazın
çizin noktalayın beni bu hikayeye
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.