6
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1483
Okunma
Hani ’hesabımız var onlarla’ demişti:
Onu gördüm, yine semer sırtındaydı.
Yine pabuçlarının ökçesine basmış,
Sırtında, kale gibi yükün altındaydı.
Kimdi hesaplaşmak istedikleri?
Hesabı sorabilmiş miydi?
Hiç bir hesap soramadığı, sırtındaki
Kale gibi yükten belliydi.
Belki kaderi değildi bu yükü taşımak:
Birçok kereler oflayıp, puflayarak,
Arada bir ağrıyan belini yoklkayarak
Yine de taşıyacaktı, kale misali yükleri koşarak.
Yaşamına bin lanet okudu:
’Geleceğim nerede? nerede? ’ diye bağırdı
Öfkelendi, çevreye küfürler savurdu
Esnalarda kızdı; polis çağırdı.
Yetmedi sanki ona bunca yorgunluk:
Her yanında bir ağrı, ruhunda sonsuz gerginlik
Sonunda, çaresiz boyladı gözaltını,
Hesap soracağına, hesap vermeğe çekildi.
Hesap soracaktı güya, ne hesabıysa,
Hesap vermeğe çekildi sürüklenircesine
Bir değil; bin defa şaştı bu işe
Pek az konuşmasına karşılık,
Destan gibi bir ifade imzaladı,
’İşte hesabın, öde bakalım’ dediler.
’15 Ekim 1983 Tahtakale / İst. Kemal Polat’
(Tahtakale hamallarından Siirt’li Seyyid Hanif, birkaç defa da
benim dükkanımın malını taşımıştı. Ağır bel fıtığı olan kırkbeş yaşlarında, son derce asabi olmasına rağmen çok temiz yürekli mert bir insandı. Olayı birebir onunla yaşamıtım.
(Seyyid Hanif anısına o anı şiir le anlatmak gelmişti içimden)
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.