3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
845
Okunma
Yüreğimde gül açıp, fecrin doğduğu yerde
Çığırtkan eyvahıma, çiy damlaları düştü
Umudumda gül açıp, hüznü boğduğu yerde
Gül yüklü sabahıma, çiy damlaları düştü
Sevdasız yokuşumdan,adım adım inerken
Yağmur gibi yaşlarım, yavaş yavaş dinerken
Sabahımın meltemi, üzerime sinerken
İçten içe ahıma, çiy damlaları düştü
Çiçekleşen dilimle, sözümü yuttuğumda
Alevlenen kalbimle, közümü tuttuğumda
Günahımla çoğalan, özümü unuttuğumda
Korlaşan dergâhıma, çiy damlaları düştü
Gönlümün takviminden, yaprakları yolmadan
İçimde yangınlaşan, ilhamlarım dolmadan
Hicranın saatinde, sevda vakti olmadan
Solan girizgâhıma, çiy damlaları düştü
Ümitleri soldurup, dertlerime dert katan
Horlanandı kaderim, içte volkanlar yatan
Hiç durmaksızın sık sık, gönül bahçeme çatan
Ufuksuz eyvahıma, çiy damlaları düştü
Cihana çektirdiğim, usandıran nazımla
İnleyen bülbül gibi, çığırtkan avazımla
İki kırık tel ile, dinlettiğim sazımla
Yankısız segâhıma, çiy damlaları düştü
Dostlukları unutup, vefa nedir bilmeyen
İncindiğim sözleri, bir kalemde silmeyen
Yüreğinde devamlı, hatalar eksilmeyen
Yangından günahıma, çiy damlaları düştü
Pervâneyim huşuyla, Rabbime el bağlarken
Işıksız gecelerde, çağıl çağıl çağlarken
Yürekten bir sel olup, gözüm yaşlı ağlarken
Çuldan namazgâhıma, çiy damlaları düştü