0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
949
Okunma
ilk kez karanlığın bu saatinde başım üzerine düştü
fosforlu posta pullarına benziyordu işlemeleri
derin bir nefes alıp uzattım ayağımı
topuklarım gömüldü
yüzüm buğusunda kaldı
çektiğim nemi tükürmeyi unuttum
geç farkettim
boğuluyordum
Çekyat
sen ikimizle de seviştin
söyle! hangimiz daha istekliydi
bu kesikler
kırık kadehler
tarip olmuş beden
hangimizin eseri
dudağımın her yanında öpüştüğüm semt kadınları
sek sızlıyor
dizlerimin bağı çözülüyor
sana düşüyorum
anlamıyorsun...
hala aklımdadır şehrin kadınlığı
liman boyu soyunan
sığ geçen vagonlara yavşayan
otel odasına attığım orospular
kadınım,,
istanbuldu
bin yıllık varlığında
kendi boğazında çırpınıp öldü..
ömrümün yirmi üç yılına sığamadan... şerefe...
Şiirin Boşnakça ve sırpça çevirisi için Emina Šestić’e çok teşekkür ediyorum..
romantizma/2009
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.