17
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1230
Okunma

buharlaşmaya zorunlu
yağmur olmuş ruhunla
ten kokularını sildiğin özlemler göç ediyor
gözlerinden
savurdukça saçlarını iki sokak öteden
teslim olunmuş bir geceye
hangi rüzgar yetişir
köşe başında belleksiz bir zaman
sakıncalı bakışlarımızdan geçmiş
hangi izleri takip ettin ki sen
bileklerimde çizmiştim o yol haritasını
bildiğin yolda iflah olmaz bir ihanetti
ayrılığın rotası
çözülüp yığılmış kalbinden susmak
bir yara gibi örter üstümü o an
sen de örtersin üzerine
kelimelerimden bir hazan
şimdi neyiz biz… iki yabancı
tüm yıldızlar aşk’a düşebilir diye
bir rüyayı seçmiş kalp
düştükçe birer birer yalanlar
doğrular
kayıp yaşanmış yıllar
oysa elimizin altındaydı aynalar
sen baktıkça bana
ben baktıkça sana
içimizde kabul görmüş her ihanet
muradına eren ağız dolusu yemin
ikimizden yapılma günahlarsa
tanrıdan korkmayacak kadar emin
belki farkında değilsin
gammaz yalnızlıklar halinde yaşlanıyoruz
seni seviyorum’u dul bırakan dudaklarımız
yabanıl bir zambağın ağzında mühürlenirken
şahdamarından tokat yemiş aşk
biz ne kadar çok konuşursak
içimizde ki kan o hızla boşalıyor
şimdi neyiz biz… iki yalancı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.