Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. mevlana
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR
VİP ÜYE

Ben Beni

Yorum

Ben Beni

( 18 kişi )

16

Yorum

26

Beğeni

5,0

Puan

234

Okunma

Ben Beni

Ben Beni

BEN BENİ ŞİİRİNİN POETİKASI

Ben’in İçinden Ben’e Bakmak

Ben Beni şiirinin çıkış noktası, insanın kendisini anlatma arzusundan önce, ben kelimesinin taşıdığı olağanüstü anlam çoğulluğudur. Türkçede ben, ilk bakışta yalnızca birinci tekil şahıs zamiridir. İnsan kendisini gösterir ve ben der. Fakat şiirin kapısından içeri girildiğinde bu küçücük kelime çoğalmaya başlar. Söyleyen ben vardır, söylenen ben vardır; bakan ben, bakılan ben; yargılayan ben, yargılanan ben; seven ben, sevda uğruna kendisini inciten ben vardır. Böylece tek bir kelimenin içinde bir insan kalabalığı oluşur.

Şiirin adı bu yüzden Ben Beni’dir. Buradaki iki ben aynı kişi olmakla birlikte aynı varlık değildir. Birincisi özne, ikincisi nesnedir. Biri aynanın önünde durur, öteki aynanın içindedir. Biri sorar, öteki cevap verir. Biri hüküm verirken öteki sanık sandalyesine oturur. Şiirin daha ilk dörtlüğündeki Tepeden tırnağa, süzdüm ben beni ve Daha ilk bakışta çözdüm ben beni dizeleri bu ikili yapıyı kurar. İnsan hem gören hem görülendir. Kendisine dışarıdan bakmaya başladığı anda ben, tekliğini kaybeder.

Fakat şiirin amacı ben kelimesinin yalnızca gramerdeki özne ve nesne hâlleriyle oynamak değildir. Asıl aranan, benliğin katmanlarıdır.

Birinci katmanda görünen ben vardır. İnsanların tanıdığı, toplumun gördüğü, yüzüne bir kimlik yerleştirdiği kişi budur. Adı, mesleği, unvanı, davranışları ve dış görünüşüyle ortada duran ben. Şiirde Tepeden tırnağa süzülen ilk kişi odur. Fakat daha ilk dörtlükte onun güvenilir olmadığı anlaşılır. Çünkü yüzüne yalandan gülücük saçılmaktadır. Demek ki insan kendi suretine bile rol yapabilir.

İkinci katmanda toplumsal ben vardır. Başkalarının karşısına hangi kıyafetle çıkıyorsak biraz da oyuzdur. Şiirdeki Tebdili kıyafet gezdim ben beni dizesi bunun için önemlidir. Tebdili kıyafet yalnız fiziksel elbise değiştirmek değildir. İnsan hayat boyunca evlat, baba, eş, dost, asker, şair, yönetici, âşık, mağlup, galip, sanık ve misafir olabilir. Her kimlik başka bir kıyafettir. Fakat bütün kıyafetler çıkarıldığında geriye kimin kaldığı sorusu şiirin temel sorularından biridir.

Üçüncü katman vicdandaki bendir. Bazen vicdanımda biten sanıktım dizesinde insanın mahkemesi dışarıdan içeri taşınır. Hâkim de kendisidir, sanık da. Savcı da kendi vicdanıdır. Buradaki ben artık toplumun gördüğü kişi değildir. Kimsenin bilmediği davranışlarının hesabını kendisine veren insandır. Dünya beraat ettirse bile vicdanın mahkûm edebileceği ben budur.

Dördüncü katmanda gönüldeki ben ortaya çıkar. Bazen gönül sarayında konuktum dizesi bilinçli bir çelişki taşır. Gönül insanın kendisine aitse insan kendi gönlünde nasıl konuk olabilir? İşte şiirin benlik problemi burada derinleşir. Çünkü gönül her zaman aklın mülkü değildir. Sevda geldiğinde insan kendi gönlünde bile ev sahibi olmaktan çıkabilir. Bir başkası gönül sarayının sahibi olur, ben ise kendi içinde misafire dönüşür.

Beşinci katman akıldaki bendir. Zavallı aklıma çekerek resti sözü, insanın kendisiyle kavgasını iki ayrı varlığın mücadelesine dönüştürür. Akıl bir tarafa, gönül başka tarafa çekmektedir. Her ikisine de ben diyen aynı insandır. Böylece şiir şu soruyu sessizce sorar: Akıl benimse, gönül de benimse ve ikisi birbirine karşı çıkıyorsa gerçek ben hangisidir?

Altıncı katmanda âşık ben vardır. Yaparak kalbimi sevdamın pisti dizesinde kalp artık yalnız duygunun merkezi değildir; sevdanın üzerinde koştuğu, hızlandığı, düştüğü ve yeniden kalktığı alandır. Bu ben kendisine merhamet etmek zorunda değildir. Nitekim Kolay olmasa da üzdüm ben beni denir. İnsan yalnız başkaları tarafından incitilmez. Kendi tercihleriyle, tutkularıyla, beklentileriyle ve vazgeçemedikleriyle kendisini de yaralayabilir. Üzen ile üzülen yine aynı bendir.

Yedinci katman egodur. Benlik kelimesi şiirde özellikle Yaşa mal olsa da benliğin testi dizesinde açılır. Buradaki ben, insanın varlığının özü olmakla birlikte kibir, nefs ve ego anlamlarına doğru da genişler. İnsan kendisini tanımaya başladığında yalnız güzel taraflarını bulmaz. Kendi kibrini, korkusunu, zaafını, hırsını ve kendisine söylediği yalanları da görür. Bu nedenle gerçek bir benlik testi rahatlatıcı değil, zaman zaman can yakıcıdır.

Sekizinci katmanda tasavvufî ben belirir. Şiirin en belirgin kapısı Ben bende değildim sözüdür. Bu ifade, Türk şiirinin büyük benlik damarını ve özellikle Yunus Emre’nin ben kavramını ister istemez hatırlatır. Yunus’un Beni bende demen, bende değilim / Bir ben vardır bende benden içeri söyleyişinde görünen insan ile içerideki hakiki varlık birbirinden ayrılır. Ben Beni şiiri bu büyük geleneği tekrar etmek yerine onun sorusunu çağdaş bir benlik sorgulamasına taşır: Bende olmayan ben kimdir; beni seyreden kimdir; beni yiyen kimdir?

Dokuzuncu katman, ben kelimesinin Türkçedeki sözlük sınırlarını aşan çağrışımlarıdır. Ben yalnız şahıs zamiri değildir. Derinin üzerindeki işarete de ben denir. Böyle düşünüldüğünde ben, insanın kendisi olduğu kadar üzerinde taşıdığı izdir. Küçücük bir leke bütün bedenden ayrılır ama yine o bedene aittir. Şiirin benliği de böyledir: bütünün içinde görünen küçük işaretler üzerinden insanın tamamına ulaşmaya çalışır.

Ben kelimesinin eski ve yöresel anlam çevrelerine, deyimlere ve türevlerine gidildikçe çağrışım alanı daha da genişler. Meyvenin olgunlaşmaya yüz tutmasıyla ilgili kullanımlardan bedendeki işarete, beniz ve benlik çevresindeki yapılardan tasavvufun nefs ve öz tartışmasına kadar aynı sesin etrafında geniş bir anlam evreni oluşur. Şiirin poetik imkânı tam da buradadır: Ben sözcüğü her okunuşunda başka bir kapıyı açabilmelidir.

Bu nedenle şiir tek okumada tüketilmek istemez. İlk okumada insanın kendisiyle hesaplaşması görülür. İkinci okumada aşk çıkar. Bir başkasında vicdan, diğerinde ego, başka bir okumada tasavvuf belirir. Psikolojik açıdan okuyan insanın bölünmüş iç seslerini görebilir; dil açısından okuyan ben zamirinin özne-nesne oyununu fark eder; tasavvuf açısından okuyan görünen ben ile içteki ben arasındaki ayrımı izler. Şiirin muradı bunlardan herhangi birini tek doğru anlam ilan etmek değil, aynı sözcüğün içinde bunların birlikte yaşayabileceği bir anlam alanı kurmaktır.

Son dörtlük bu nedenle şiirin düğüm noktasıdır:

Damladan ummana açarken yelken
Başrolde oynadım, olmadım manken
Ben bende değildim, ben beni yerken
Delibal söyledi, yazdım ben beni

Damla ile umman arasındaki mesafe, küçük ben ile büyük varlık arasındaki mesafedir. Damla kendisini ayrı bir varlık sanabilir; ummana karıştığında sınırının nerede başlayıp nerede bittiği belirsizleşir. Başrolde oynadım sözü ise insanın kendi hayatındaki merkezî konumunu belirtirken olmadım manken sözü yalnızca sergilenen, başkasının biçtiği kimliği taşıyan edilgen bir benliği reddeder.

Fakat asıl kırılma Ben bende değildim, ben beni yerken dizesindedir.

Burada artık iki ben bile yetmez.

Bende olmayan bir ben vardır.
Yiyen bir ben vardır.
Yenilen bir ben vardır.
Bütün bunları dışarıdan seyreden bir ben vardır.
Ve sonunda bunları şiire dönüştüren Delibal vardır.

Son dizedeki Delibal söyledi, yazdım ben beni sözü bu yüzden yalnız mahlas beyti görevinde değildir. Şair ile şiirdeki ben arasında son bir ayrışma yaratır. Delibal söyleyen midir, yazan mıdır, yazılan mıdır? Yoksa bütün şiir boyunca aranıp duran ben, şiire dönüştüğü anda artık şairden bağımsız başka bir varlığa mı dönüşmüştür?

Ben Beni’nin poetikası tam burada kurulmaktadır:

Ben, bu şiirde cevap değildir; sorudur.

İnsan kendisini tanıdığını sandıkça başka bir kendisiyle karşılaşır. Bir katmanı kaldırır, altından başka bir ben çıkar. Onu çözer, gerisinde başka biri bekler. Bu yüzden şiirin ilk dizesinde insan felek kozasının önüne geçer; son dizesinde hâlâ kendisini yazmaktadır.

Çünkü insanın çözebileceği en yakın bilmece kendisidir; fakat tamamını çözmesinin belki de mümkün olmadığı tek bilmece de yine kendisidir.

Ben Beni, ben kelimesini çoğaltarak insanı çoğaltma şiiridir.

Bu şiiri yazdıktan sonra yaklaşık kırk gün şiir yazmadım. Yazamadığımdan değil; hemen ardından başka bir şiir yazmayı Ben Beni’ye saygısızlık saydığımdan.

Bazen şair şiiri bitirir. Bazen de şiir, şairin sözünü bir müddet elinden alır.

Özün sözü budur. Vesselam.

Felek kozasının önüne geçip
Tepeden tırnağa, süzdüm ben beni
Yüzüne yalandan gülücük saçıp
Daha ilk bakışta çözdüm ben beni

Kelepir düşlerden bağrı yanıktım
Bazen vicdanımda biten sanıktım
Bazen gönül sarayında konuktum
Tebdili kıyafet gezdim ben beni

Yaşa mal olsa da benliğin testi
Zavallı aklıma çekerek resti
Yaparak kalbimi sevdamın pisti
Kolay olmasa da üzdüm ben beni

Damladan ummana açarken yelken
Başrolde oynadım, olmadım manken
Ben bende değildim, ben beni yerken
Delibal söyledi, yazdım ben beni

Celil ÇINKIR - DELİBAL

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (18)

5.0

100% (18)

Ben beni Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Ben beni şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ben Beni şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YAKAMOZ ŞİİRLER
YAKAMOZ ŞİİRLER, @yakamozsiirler
21.9.2026 23:07:24
5 puan verdi
BEN BENİ şiiriyle şair kendini sorguluyor,yargılıyor ve öz eleştirisini yapıyor.
İnsanın kendi içine ayna tutması ve bu aynada kendini görmesi de bir oto kontrol yöntemidir.
Güzel şiirdi yüreğinize sağlık.
ayşe1
ayşe1, @ayse1
21.9.2026 19:25:53
Derin şiir; benliğin beden kılıfını katman katman soyarken insanı, varlığını sorgulama yolculuğuna çıkarmaktadır: Her dizeyle kendini tanıyan ve tanımlatan benliği, maddi kavramları tek tek adımlatarak ve sabırla aştırarak soyut motiflerin engin alanına açılımını sağlamaktadır.
Nefis, hırs, egoyla savaş karmaşasının benlikteki yerini sorgulatmakta ve özgünce ve özgürce yorumlanmasını, uyarlanmasını benimsemektedir.
Şiir, aşkın duygusal gücünün akıl ile vuruşmasının çilesine dikkat çekmektedir. Tarafımca sonucu; ya zar atmaya ya da kişinin azmi, çabası, iradesinin gücüyle yaşananı dönüştürme sanatının uygulamasına kalmıştır.
Beden elbisesini böylesi katman katman üzerinden sıyırtma, yeterli olmayacaktır elbette. Ruha ve dahi öze varmanın yolu çok çetin aşamalardan geçecektir .
Dizelerde anlamını benimsediğim yaratılış, yaratan; aklı ve zekayı zorlatan taşkın ve coşkun Tasavvufi duygusal , düşünsel derinlik, bir ummana açar işlek beyinleri. Neden yaratıldım? Hangi gayeye doğru gitmeli yaşam yollarım? Ne güç sorulardır.
Allah'ın varlığına, sevgisine erebilmenin umuduna emekleyen adımlarla, her yaş ve evrede kazanılan yeni edinimlerle git git bitmez bu amansız ruh özüne yolculuk.
Takdir ve tebriklerim yürekten.
Saygılarımla.
Pakize Sultan
Pakize Sultan, @pakize-sultan
20.9.2026 21:58:54
5 puan verdi
Saygıdeğer Celil Üstadım ,

Siz yine insanın kendi içine bir ayna tutmuş, sonra o aynadaki görüntüyü bile sorgulatmışsınız.

“Ben” deyip geçtiğimiz küçücük bir kelimenin içinden bu kadar çok anlam, bu kadar farklı hâl çıkarmak gerçekten sizin kaleminizin işi.

Şiiri okurken bir noktadan sonra sizin “ben”inizden çıkıp insanın kendi içindeki benlerle karşılaşıyor insan.

Gören de biziz, kendine bakan da; sorgulayan da biziz, bazen kendini mahkûm eden de…

Özellikle “Ben bende değildim, ben beni yerken” dizesinde durup kaldım.
Çünkü insanın en çetin hesaplaşması çoğu zaman başkalarıyla değil, kendi içinde taşıdığı farklı “ben”lerle oluyor.

Şiirin güzel tarafı da tam burada; kendinizi anlatırken okuyanı da kendi aynasının karşısına geçiriyorsunuz.
Son dizedeki “yazdım ben beni” ise sanki bütün bu arayışın mührü olmuş.

Belki de insanın kendisiyle ilgili en büyük yanılgısı, kendini çözdüğünü sanması…
Oysa her cevap, başka bir sorunun kapısını aralıyor.

Siz bu şiirde “beni buldum” demek yerine, insanın kendi içinde bitmeyen o arayışını bırakmışsınız okurun önüne.

Şiir bittiğinde kelimeler susuyor ama “Ben kimim?” sorusu insanın içinde devam ediyor. Bence şiirin asıl gücü de burada; kendini anlatırken okuru kendisiyle baş başa bırakmasında.

Kaleminize, zihninize ve o bitmeyen iç yolculuğa sağlık üstadım. 🌿👏🏻

Selam , saygı ve muhabbetle 🌹
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
20.9.2026 16:50:40
5 puan verdi
Celil Çınkır (Delibal mahlasıyla) imzalı "Ben Beni", halk edebiyatının âşık tarzı geleneğini derin bir psikolojik ve varoluşsal nefs muhasebesiyle harmanlayan, ahenkli ve son derece olgun bir kendini tanıma (marifetullah) şiiri.
Ay
Ayla Kaya, @aylakaya
20.9.2026 16:27:59
5 puan verdi
İnsanın kendi iç dünyasına yaptığı o sessiz yolculuğu ve kendisiyle olan hesabını çok zarif anlatmışsınız. Aşığın kendi aynasına bakışı gibi, kaleminize yüreğinize sağlık
Göksel 48
Göksel 48, @goksel48
20.9.2026 15:47:50
Hocam şirin hikayesi ,şiiri gölgede bırakmış ,demekki okuyucuyu anlamaz diye açıklama yapma gereği duymudunuz biraz garibime gitti açıkçası yazmadan edemedim , beni bende denen ,bende değilim bir ben vardır benden içeri.saygilar
Dilek pınarı
Dilek pınarı , @dilekpinari
20.9.2026 15:06:16
5 puan verdi
insanın kendi içine dönüp kendisiyle yüzleşmesi biraz zordur ama şair olunca insan; gayet retorik diyalektik ve satirik anlamda güzel bir eserle bu işi başarmış görünüyor. Bazen kendimize dışarıdan bakabiliyor, bazen de en büyük mücadeleyi yine kendimizle veriyoruz. Her kıta ve sonuna gelen mısralar çok hoştu ama “Tebdili kıyafet gezdim ben beni” dizesi özellikle çok hoşuma gitti; insanın kendi içindeki farklı halleri keşfetmesinin şiirselliğini bir başka güzel anlatmış mısralar. Son kıtada ise insanın kendi kendini sorgulaması ve sonunda yaşadıklarını söze dökmesi ayrı bir anlam katmış. Bana göre şiirin en güçlü tarafı, insanın hem kendisini tanımasını hem de kendiyle hesaplaşmasını samimi bir dille anlatması idi.

Şiiri şairin kendisi analiz etmiş hikayede aslında çok söze gerek kalmamış.
Tebrik ve saygılar.
Canba
Canba, @canba
20.9.2026 13:22:57
5 puan verdi
Değeli kalem harika bir şiir her dörtlük farklı anlam vermekte okuyucuya. Beni ancak ben yıkar
İstesem ben beni satar
Bazen ben beni üzer
Bazen de ben beni çözer
Sevgi ve saygılarımla.
Nurgül KAYNAR YÜCE
Nurgül KAYNAR YÜCE, @nurgulkaynaryuce
20.9.2026 12:51:21
5 puan verdi
Fevkalâde anlamlı bir eser. Delibal’ı yürekten kutlamak gerek.
Hele ki bu anlamlı şiirin poetikasını okuyunca bizlere yazacak tek söz bırakılmadığı aşikardar.
Harika bir şiir ve müthiş bir yorumlama.
Değerlendirmenin her cümlesinin altına imzamı atıyor ve gönülden alkışlıyorum değerli şâirimizi ve değerli eleştirmenimizi.
Mahir kaleminiz hep yazsın inşaallah. Zira; istikbâlde bu güzel eserlere ihtiyaç olacaktır.
Hasan Özaydın
Hasan Özaydın, @hasanozayd305n
20.9.2026 11:21:11
Beni ben olarak görmek ne güzel
Tebrik ederim
Kenan Gündemir
Kenan Gündemir, @kenan-gundemir
20.9.2026 10:08:59
Yüreğinize sağlık güzel bir şiir okudum
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
20.9.2026 08:11:52
5 puan verdi
Ben olmak bir erdemdir hani derler ya: şahsına münhasır.

İklimlerden geçer insan önem arz eden içindeki özü koruması ve sahip çıkmasıdır.

Söylemesi kolay ama bu cidden irade meselesidir.


İrademle olan mücadelemde öylesine yol aldım ki sahiden de ben olarak kalmayı başardım.

Kişiden kişiye değişir.


Özümsemek ve gözlemlemek herkesin de harcı değildir hani.

Ne çok şiir ne çok düşünce ve felsefi açılım.


Yine yorumda kifayetsiz kaldım değerli hocam.



İçten selam saygılarımla.


Bir ben var benden içeri ne ki?


O kadar çok ben var ki beni bana sunan.
Mavi Masal72
Mavi Masal72, @mavimasal72
20.9.2026 07:46:28
5 puan verdi
“ben beni” diye diye insanın kendine varan o ince ve yorucu yolu zarif bir şekilde ne güzel anlatmış şiir..Tebrik ederim Celil hocam duygusu, anlatımı ve akışıyla çok güzel bir şiir olmuş.
bllekz89
bllekz89, @bllekz89
20.9.2026 07:18:37
5 puan verdi
Eserinizi canı gönülden kutluyorum
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
20.9.2026 07:11:06
5 puan verdi
Vayyy işte vicdan terazisinde tarttım ben beni diyor Celil kardeşim işte dünya üzerinde insan oğlu denen mahlukun en zor yapabileceği şeydir adil olmak ...herkesi yargılar herkesi tartar insanoğlu ama kendini? işte bu büyük bir meziyettir....kutluyorum kardeşim bu güzel şiiri senin şahsında Allaha emanet ol...
neneh.
neneh., @neneh-
20.9.2026 05:38:58
5 puan verdi
Yine dört dörtlük bir şiir en muhteşeminden.Rusamer masaya yatırsa nasıl olurdu diye düşündüm .Şiirin hikâyesinden ayrı bilgilere erişilebilir miydi?

Üflenen ruh,üflenilen bedendir.
İnsan kaç boyuttur, acep nedendir?.
Sürrealizm tümü parça edendir.
Her birleşen parça yine yeni ben.

Kelebek kozasından çıkmadan gerçeğine vakıf olabilir mi ?..

Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.

neneh. tarafından 20.9.2026 06:39:35 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL