1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
Göğsümde kimsenin bilmediği bir dehliz var;
duvarlarında suskunluğum,
taşlarında sana değmemiş ellerim.
Her adımım biraz daha derine,
her dönüşüm biraz daha kendime...
Bir zamanlar sana çıkan yollar vardı;
hiçbirine yürümedim.
Korkudan değil sadece—
insan en çok, sevdiğine yaklaşırken
kendi yıkıntısını açıkta bırakmaktan korkar.
Ben, eksiklerimi saklamak adına
sana giden bütün yollara
kendi ellerimle duvarlar ördüm.
Sen beni görmedin, Nazlı.
Haklıydın.
Ben hiç kendimi göstermedim.
Bir tek bakışına sığdırdığım yılları
tek bir kelimeye sığdıramadım.
Adını fısıldamakla yetindim;
sesini duymadan,
sana karşılıklar biriktirdim içimde.
Sen bilmeden büyüdü aramızdaki uçurum,
ben sustukça...
Sonra seni gömdüğümü sandım.
Oysa bazı sevgiler
toprağın altında ölmez;
kök salar.
Ben sustukça
içimin en derinine tutundun.
Bir gece, kalbimin en kuytu taşını kaldırdım—
altından yine sen çıktın.
Ne kadar derine kazdıysam
o kadar sana vardım.
Belki de bu yüzden
izini sürmüyorum artık.
Çünkü bazı insanlar
bulunacak yerde değildir;
insanın kendinden sakladığı
en karanlık odada bekler.
Ben o odaya yıllardır giriyorum.
Her defasında aynı kapı,
aynı ağır sessizlik,
aynı ad...
Ve şimdi biliyorum:
Ne kadar uzaklaşsam
yolun sonu sana çıkıyor.
Ne kadar içime kapansam
karşımda yine sen.
Bunca zaman
seni kaybetmekten korkmadım aslında;
kendimde senden kalan o son sığınağı
yitirmekten korktum.
Çünkü seni unuttuğum gün
yalnızca birini unutmuş olmayacağım;
kendime dönmek için
sana çıkan tek yolu da
içimde sonsuza dek kapatmış olacağım.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.