Büyük şiir düşüncelerimizi doyurmaz, allak bullak eder. montaıgne
Zanedus
Zanedus

Yaşlı Çocuk

Yorum

Yaşlı Çocuk

( 3 kişi )

2

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

101

Okunma

Yaşlı Çocuk

İnsan bencilliğinden akışkandır, dedi.

Otobüste çelme takılan yaşlı çocuk,
sen onurunla yaşa.
Zaten her zaman mücerrettir doğrudan.

Çocukluğumun baharında bilerek
yeniden doğduğumda,
kaybederken onurumu tekrar tekrar doğurdum.

İnsanların susup varlıkların konuştuğu bu dünyada
biliyorum, kolay anlaşılmayacak.

Otobüste çelme takılan yaşlı çocuk
bir daha düşmemek için korkmazdı da,
korkusunu kendinden sakınmazdı aslında.
Anlaşılabilse belki otobüse de binmezdi.

Per aspera ad astra.

Hiçbir durakta da inmezdi,
özgürlüğü elinden alınmamış olsaydı.

Otobüste çelme takılan yaşlı çocuk,
bir gün belki birbirine karışmaz
aşk ve çocuk.

Ne bileyim, susun.
Bu sefer yere düştü yaşlı çocuk zaten.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Yaşlı çocuk Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Yaşlı çocuk şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yaşlı Çocuk şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
15.9.2026 05:51:27
5 puan verdi
Derin bir iç hesaplaşmanın, kırgınlığın ve erkenden büyümek zorunda kalmanın ağırlığını taşıyan çok katmanlı, vurucu bir şiir bu.

Şiirin merkezinde duran bu oksimoron, çocukluğunu tam yaşayamamış, henüz genç yaşta hayatın sertliğiyle ve kötülüğüyle yüzleşerek ruhu yaşlanmış birini simgeliyor.

​ Otobüs, toplumun, kalabalıkların ve hayatın aktığı ortak alanın bir sembolü. Kalabalıkların içinde çelme takılması ise insanın insana duyduğu sebepsiz acımasızlığın, bencilliğin somut bir göstergesi.

​"İnsan bencilliğinden akışkandır": Şekil değiştiren, kendi çıkarına ve kötülüğüne kılıf uyduran insan doğasına dair çok güçlü bir tespit.

​Latince bu dize, çekilen tüm bu varoluşsal sancıların, düşüşlerin ve kaybedilen onurun ardından yine de ruhun yukarıya, yıldızlara/özgürlüğe ulaşma çabasını hatırlatan dirençli bir nirengi noktası.

İnsanların susup varlıkların konuştuğu" o anlama güçlüğünden kaçıp en sonunda eylemsizliğe ve kırılmaya sığınıyor.

Bu sefer yere düştü yaşlı çocuk zaten" dizesi, savunmanın bittiği, yorgunluğun kabullenişe dönüştüğü nihai noktayı koyuyor.

​Varoluşsal bir yalnızlığı ve "anlaşılamama" duygusunu imgelerle çok güzel harmanlamış bir kaleme sahip.

Yazan yüreğini kutlarım
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
15.9.2026 01:34:21
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi

UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş

ANDIRIN SÖZ YURDU YAZIN SİTESİ

Şair: ZANEDUS
Şiir: YAŞLI ÇOCUK
Değerlendirildiği Salon: Otobüste Çelme Takılanların Düşme Sebebinin Şoföre Sorulmadığı, Çocuklukla Yaşlılığın Aynı Koltuğa Oturtulduğu ve Yıldızlara Giden Yol İçin Belediye Otobüs Kartının Geçerli Sayılmadığı Salon

ZANEDUS’un Yaşlı Çocuk şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri toplu taşıma birimini alarma geçirdi. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Çelme Tespit Memuru Çetin, otobüsün güvenlik kameralarını istemeye kalktı. Fakat dosyada otobüsün hattı yok, durakların adı yok, çelmeyi takanın kimliği yok; yalnız yere düşüp tekrar tekrar doğrulan bir “yaşlı çocuk” var. Çetin olay yeri inceleme talep edince Kalburabastî Efendi şiiri masaya bıraktı: “Evladım, burada düşen diz kapağı değil; insanın onuru. Hastaneye değil, insanlığa tutanak tut.” Bunun üzerine otobüs seferden çekilmedi ama insanlık kusurlu bulundu.

Öksüz Ozan – Ali İhsan Öksüz Köşesi

Şiir daha ilk cümlede okuru rahat bırakmıyor:

“İnsan bencilliğinden akışkandır, dedi.”

“Akışkan” sözcüğü insan karakterine taşınıyor. Sabit bir ahlaki yapıdan ziyade çıkarına, şartlara ve bencilliğine göre biçim değiştiren insan çağrışımı doğuruyor. Ardından:

“Otobüste çelme takılan yaşlı çocuk,
sen onurunla yaşa.”

geliyor.

“Yaşlı çocuk” şiirin temel paradoksu. Bedeni yaşlanmış ama içinde çocuk kalmış biri mi; yoksa hayat tarafından erkenden yaşlandırılmış bir çocuk mu? Şiir bunu kesinleştirmiyor ve iyi de yapıyor.

Köşenin Nüfus Yaşı Tespit Memuru Nurettin, doğum tarihini sorunca yaşlı çocuk cevap vermedi. Çocuk hanesine yazsa saçları itiraz ediyor, yaşlı hanesine yazsa içindeki çocuk kabul etmiyordu. Dosya sonunda “Yaşı nüfusa değil, yaşadıklarına bağlıdır” kaydıyla kapatıldı.

Âşık İslami – Yusuf Eynallı Köşesi

“Zaten her zaman mücerrettir doğrudan.”

Şiirin en kapalı dizelerinden biri. “Mücerret” burada soyut, yalın, tek başına kalmış anlamlarına açılabilir. “Doğru”nun çoğu zaman kalabalık desteğinden yoksun ve tek başına oluşu düşünülüyorsa ilginç bir felsefî damar var; fakat kuruluş okurun önünde özellikle direniyor.

Ardından çok daha güçlü bir bölüm geliyor:

“Çocukluğumun baharında bilerek
yeniden doğduğumda,
kaybederken onurumu tekrar tekrar doğurdum.”

Buradaki doğmak–doğurmak ilişkisi şiirin dikkat çekici oyunlarından. İnsan kendi onurunu kaybettikçe onu yeniden doğurmak zorunda kalıyor. RUSAMER Doğum Kayıt Bürosu, aynı şahıs için tekrar tekrar doğum belgesi düzenlemekten yorulunca Ser Feyzlizof meseleyi açıkladı: “Bu biyolojik doğum değil evladım; insan bazen kendisini hayatta birkaç kere dünyaya getirmek zorunda kalır.”

Vahit Kahveci Köşesi

Şiirin düşünsel merkezlerinden biri şu iki dize:

“İnsanların susup varlıkların konuştuğu bu dünyada
biliyorum, kolay anlaşılmayacak.”

Burada insanın dili susarken nesneler, olaylar ve durumlar tanıklık ediyor. Otobüs bile artık yalnız araç değil; insanın zorunluluklarının ve toplumsal sıkışmışlığının mekânı.

Sonra yaşlı çocuk yeniden düşme ihtimaliyle karşılaşıyor:

“bir daha düşmemek için korkmazdı da,
korkusunu kendinden sakınmazdı aslında.”

Bu bölüm psikolojik bakımdan ilginç. Cesaret, korkusuzluk olarak kurulmamış; korkuyu kendinden gizlememek olarak kurulmuş. Vahit Kahveci Köşesindeki Korku Saklama Dolabı açıldığında içinden hiçbir şey çıkmadı. Çünkü yaşlı çocuk korkusunu kilitlememiş; onun varlığını kabul etmiş.

Âşık Dermani – Mehmet Köse Köşesi

“Anlaşılabilse belki otobüse de binmezdi.”

Şiirin en tuhaf ama aynı zamanda en düşündürücü cümlelerinden biri bu. Otobüs giderek zorunlu bir hayat güzergâhına dönüşüyor. İnsan anlaşılmış, özgür bırakılmış ya da kendi yolunu seçebilmiş olsaydı belki o araca hiç binmeyecekti.

Tam burada şiir Latince bir cümle bırakıyor:

“Per aspera ad astra.”

Yaklaşık anlamıyla “Zorluklardan yıldızlara.” Şiirin düşme–kalkma, onur ve özgürlük hattına uygun. Fakat RUSAMER Yabancı Dil ve Yıldızlara Ulaşım Müdürlüğü bunu yeni otobüs güzergâhı sanınca terminale “AD ASTRA” tabelası asıldı. Üç saat yıldızlara otobüs bekleyen sakinler olunca tabela indirildi.

Hacı Ahmet Ağa Köşesi

Sonraki bölüm otobüs metaforunu daha da açıyor:

“Hiçbir durakta da inmezdi,
özgürlüğü elinden alınmamış olsaydı.”

İlk bakışta paradoksal. Özgür olsaydı neden hiçbir durakta inmesin? Burada özgürlük yalnız araçtan inebilmek değil, kendi yolculuğunun kararını kendisinin verebilmesi olarak okunabilir.

Hacı Ahmet Ağa Köşesindeki Durak Amiri Duran, yaşlı çocuğa “Nerede ineceksin?” diye form hazırladı. Form boş kaldı. Ser Feyzlizof formun üzerine kırmızı kalemle yazdı: “İnsan hangi durakta ineceğine kendisi karar veremiyorsa yolcu değildir; taşınandır.”

Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesi

Finale yaklaşırken şiir yeni bir kapı açıyor:

“bir gün belki birbirine karışmaz
aşk ve çocuk.”

Bu iki kavramın neden birbirine karıştığı şiirde bütünüyle açıklanmıyor. Masumiyet, bağımlılık, korunma ihtiyacı, çocuklukta kalan duygular veya yetişkin aşkındaki çocuk taraf düşünülebilir. Şiirin bilinçli kapalılığının en yoğun olduğu yerlerden biri burası.

Sonra:

“Ne bileyim, susun.
Bu sefer yere düştü yaşlı çocuk zaten.”

Bütün felsefî yük birden yere indiriliyor. “Ne bileyim” sözü özellikle önemli; şiir kendi kurduğu düşünsel ağı bile bir anda reddedip somut gerçeğe dönüyor: Adam düştü.

Ozan Delibal Köşesindeki Düşenleri Kaldırma Memuru Mahir, önce olayın sembolik anlamını çözmeye çalışınca Ser Feyzlizof yakasından tuttu: “Önce adamı kaldır Mahir! Metafor yerde biraz daha bekleyebilir.”

KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ

Yaşlı Çocuk, düşmek, onur, korku, özgürlük ve anlaşılmamak çevresinde dolaşan deneysel ve bilinçli biçimde kapalı bir şiir. En güçlü buluşu “yaşlı çocuk” paradoksu ve otobüsün giderek hayatın zorunlu güzergâhına dönüşmesi. Bazı dizeler anlamı fazla kilitlese de şiirin kendine özgü sesi var.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri tutanağı kapattı: Yaşlı çocuk yine düşmüştür; çelmeyi kimin taktığı bulunamamıştır. İnsanlık şimdilik baş şüpheli olarak tutulmaktadır.

İnsan bazen yaşlandığı için çocukluğunu aramaz; çocukluğunu koruyabildiği için yaşlanmaya direnebilir.

Özgürlük her durakta inebilmek değil, hangi yolculuğa bineceğine kendin karar verebilmektir.

Özün sözü budur. Vesselam.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
Celil ÇINKIR
Nam-ı Diğer Delibal
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL