(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
toplumumuz öyle bir hal almış ki bu toplumda kadının adı yok.kadınımız sadece evde işini yapan çocuklarına bakan bir tip haline getirilmiş. 'Ama ben kadınım kadın Her toplumda tamdır adım.' tebrikler arkadaşım.hepimizin sesi olduğun için. Merve Kuzgun balaban Kent Şairleri
Sevgili kardeşim nasıl kaçırdım bilmiyorum ama son haftalarda okuduğum ve konusunda bir numara şiirdi ve aklıma Belçikadan kesin dönüş yaptığım ama beni hayal kırıklığına uğratan vatanım için yazdığım şiirimi hatırlattın bana ki ne kadar çok aynı duyguları paylaşmışız seni yürekten kutluyor ve bundan sonraki şiirlerini merakla bekliyorum kardeşim.
daima sevgimle
Oralarda Kalamazsın
Sevmek günahsa oralarda Mutlanamazsın Hünerse çalmak çırpmak Ve dolandırmak Doğru bir terazi Bulamazsın
Dona indirgenmişse ahlak Lügatlerinde Sağlam bir uçkur Yoktur bellerinde Torpilse başarının adı Rüşvetse icraatın yolu Para ise gücün adı Sen güçlüden hesap Soramazsın
Paran yoksa Pulun yoksa Dayın yoksa Üstüne üstlük İkiyüzlü değilsen Kıvırmasını da bilmiyorsan
merhabalar Toplumda hala gerçek yerini bulmamış kadın hakları nı anlatan çok güzel bir çalışma olmuş. Hala çağdaş toplum olamamışız,hala feodal hükümlerin sürdüğü günümüzde Güldünya lar olmamalı. Kadı erkek eşitliğinde gerçek demokrat yaşamı yakalayabileceğiz.emeğinize sağlık.
Bir içki masası (İkinci kadehte ülkeyi kurtarırken): 1.Konuşmacı:Kadın erkek eşittir uleyynn! 2.Konuşmacı:Doğru sölüyorsun be usta! (Kurtlar vadisi ağızları) 1.Konuşmacı evdeyken: -Len karı gel bakiiim buraya!(oynaş amaçlı) veya -Şimdi kırıcam kafanı salak karı... Ee fazla söze gerek var mı?
Ekim Kılıç tarafından 12/31/2008 4:50:30 PM zamanında düzenlenmiştir.
Şiir hoş mesaj çok ancak erkekliğe mini bir kafa tutuş desem tam değil, kadının aczi mi ki desem o da değil . Özür diliyorum burada ben şunu demek isterim. Tatlı bir elma ikiye bölünmüş ve bir yarısı kadın diğer yarısı erkek, ya da al olan yarısı kadın açı sarı yarısı erkek. Kadın sıcaklığı merhameti , erkek biraz daha serinliği ve izahatı temsilde. Ancak ikisiinin birbirisiz olması mümkün değil. Eğer mümkündür diyen varsa tartışıp sonuca gidelim derim. Ezen bir erkeği ve ezilen bir kadını ferdi ya da genel anlamda diyorsanız yanınızdayım. Ancak hep kadın eziliyor diyorsanız, çelik tabya gibi karşınızdayım. Doğrusu erkek erkekçe durmalı, kadın da kadınca durmalı. Bence bunun en açık izahı bu. Yalnız bu sözüm yanlış anlaşılmasın. Demem o ki; Erkek yaradılış ve fiziki, ruhi haliyle kalsın Kadında yaradılış, fiziki ve ruhi haliyle kalsın. Hisseden yüreğinize sağlık, sevgim ve saygımı sunuyorum.
Çok sağolun açıklama için aslında net ben de anlayamadım ve ne maksatla oluştuğundada tereddütüm olduğunu da imaladım. Güzel ve duyarlı yüreğinize selam ve saygı bırakıyorum. Sağolun.
Bu şiirde kesinlikle feminist bir yaklaşımdan bahsedilmiyor.Zaten bu erkeklere bir gönderme değil.Sadece yakın zamanda bir kadının saç baş kaçırılmasına ve olanın kadına olduğunadır derdim.Ve kadının kaybettiği anda ezilmesine engel olamadığımız namus belasınadır sitemim.Yorumunuz için çok teşekkürler. İlginize ve desteğinize...
Çok sağolun açıklama için aslında net ben de anlayamadım ve ne maksatla oluştuğundada tereddütüm olduğunu da imaladım. Güzel ve duyarlı yüreğinize selam ve saygı bırakıyorum. Sağolun.
Bu şiirde kesinlikle feminist bir yaklaşımdan bahsedilmiyor.Zaten bu erkeklere bir gönderme değil.Sadece yakın zamanda bir kadının saç baş kaçırılmasına ve olanın kadına olduğunadır derdim.Ve kadının kaybettiği anda ezilmesine engel olamadığımız namus belasınadır sitemim.Yorumunuz için çok teşekkürler. İlginize ve desteğinize...
öyle bir toplumda yaşıyoruz ki kadın bir eşya, cinsel obje,mal...gibi görülüyor.oysa ki geri kafalıların bir türlü kafasını almadığı bir gerçekte kadınların erkeklerin yaptığı işlerin en iyisini yaptığıdır... hayata at gözlükleriyle bakan bu insanlar kadınlar çalışmasın evde dört duvar arasında otursun istiyorlar. müjdat hocamın bir sözünü hatırlatmak isterim 'cinsellik bel altında değil beyindedir' kadın okumalı kendi ayakları üstünde durmalı hiçbir şekilde kocasının eline bakmamalı... kadınlarımıza sadece kocaları değil babası abisi bile işkence yapıyorlar bunları önlemek için kadın OKUMALI
tebrikler arkadaşım harika bir konuya değinmişsin...kalemin daim olsun. teşekkürler...
Gülce Göçer tarafından 1/11/2009 1:25:13 AM zamanında düzenlenmiştir.
Hepimizin dili olmuşsun arkadaşım.Toplumdaki yerimizi, bize karşı olan düşünceri, bizlere dayatılanları, zorla yaptırılılanları, eşi tarafında bile mal olarak görülen kadınları ne de güzel anlatmışsın. Yüreğine sağlık canım arkadaşım. Teşekkür ederim.
Kadının toplumdaki yerini çok iyi yansıtmışsın şiirine, adeta bizim de sesimiz kulağımız olmuşsun, erkek egemen toplumda iyi ki tiyatro yapan insanlarız, kadının nerede olması gerektiğini orada çok daha iyi anlıyoruz, tüm insanlar ayrıcalıksız birarada duruyoruz, en azından orada kadın duruşumuza oldukça değer verildiğine tanık oluyoruz, doğrusu cinsiyet ayrımı yapılması ? asla aklımıza gelmiyor! Çok sağol Yazgülü dostum, duyarlı kalemin hep daim olsun, hiç susmasın.
Ben kadınım kadın Bu dünyada tektir adım. Sen bildin mi kıymetini? Artık sana ne kıymet ne eştir KADIN!
KADINLAR BİZİM HERŞEYİMİZ BAŞIMIZIN TACIDIR,ONLAR HER GÜZELLİĞE LAYIKTIR, BUNU ANLAMAYANLAR UTANSIN YALNIZ PASİF KALMAK DA İYİ DEĞİLDİR İŞTE SİZİN GİBİ HAYKIRAN KADINLAR,GEREKTİR BU MİLLET İSTİKLAL SAVAŞINDA GÖREV ALAN KADINLARIMIZI ASLA UNUTMAMALI
anamsın kadın bacımsın kadın yarimsin kadın aşkımsın kadın eşimsin kadın sömürü senin neyine gül vereyim eline söz söyletmem ben kadınıma kadın benzer benim anama el kaldırma yar dayanamam sana selam olsun tüm kadınlara.......saygılarımla
Sevgili yönetmenim; şiirin, senin de rol aldığın bir oyunumundan bir şarkıyı getirdi aklıma, bir bölümünü paylaşalım...
Kimisi der fasit daire Kimisi, kısır döngü. Namus ölçüsü olmuş Bel altı çünkü.
Yaşama yazgı yazıldık, Kalemlere düzüldük Ekmek uğrunda büzüldük, Kurda puşta üç paraya çözüldük.
Nefis bir başkaldırı şiiriydi Sevgili Yazgülü, senin gibi aydınlık yüzlü insanlarla hep birlikte kadını anlatacağız yılmadan, usanmadan bu topluma, yatak odası malzemesi, yani bir cinsel meta olmadığını tek bir yumruk olup kafalarına vuracağız o cinsiyet sömürgenlerinin; cinselliğin açılımının bir temel gereksinim olduğunu cinsiyet ayırmaksızın örümcek kafalara çakacağız Şairim; bu bağlamda "Şaire" nitelemesinden de hiç hoşlanmam, şairin cinsiyeti nüfus kağıdında yazsın, yeter!!!
Seni, tüm içtenliğimle kutluyorum, Duyarlı Yüreğin ve sağlam kalemine sağlık Can Dostum.
Dostçakal. Müjdat Eraslan.
müjdat eraslan tarafından 12/18/2008 7:33:15 PM zamanında düzenlenmiştir.
İlk çağlardan bu yana hep ezilmiş bir portre ciziyor kadınlarımız.. Cizmek zorunda bırakılıyor daha dogrusu.. Kadını hep sömüren, bir sekilde sadece ev işi yapacak biri olarak goren zihniyet zaten namusu da bel altında arıyor ve Nazım Usta' nın da dediği gibi öküzünü bile eşinden ustun tutuyor.. Ve kadınlarımız küçük yaslardan itibaren hep sindirilen, baba baskısı goren, mahalle baskısı goren, eş, abi baskısı goren oldugu için yas aldıkca da baskaldıran bir yapısı ortaya cıkamıyor.. Cıkarılmıyor...
Mükemmeldi.. Kadının yerini mukemmel sekilde yorumlamış ve baskaldıran dizelerle dökmüşsün şiire... kalemin daim olsun..
Bel altı namus olmuş, Bizim fikrimiz yok olmuş. Ben kadınım kadın! Dosta düşmana haber olsun.
Hak çiğnendi, etraf üç maymun Gören oldu da ne oldu? Adalet isim değiştireli çok oldu. Ne bu can ne felek, Biz gayri ne desek? Haykıracaksınız....parayla alınıp satılmaya ,başlık parasına,berdele, dört duvar arasına kapıtılmaya.ikinci,üçüncü eş olaya,eşya olmaya haykıracaksın şiirin gbi Seçtiklerime ekledim..Kutlarım..Saygılar
İçerisinde yaşadığımız patriyarka sistemlerde kadının ne anlama geldiğini bir kadın olarak iyi biliyorum ve halada okuyorum kadınla ilgili ne bulursam ki öğrenmek istiyorum neden kadınlar daha çok eziliyor, sömürülüyor, horlanıyor , kısaca neden insan yerine konmuyor diye ve tabi buluyorum cevaplarını ve de çözümlerini .. Ve bunun için de diyorum ki kadınlarımıza, sorunlar karşısında güçlü olmamız lazım, okumamız lazım, ayaklarımızın üzerinde durmamız lazım, birilerine ve özelliklede erkeklere bağımlılıktan kurtulmamız lazım, sıkıştırıldığımız o dört duvar ve daha bir çok tabular ve yasaklardan sıyrılıp çıkmamız lazım, birey olmamız lazım, kadınlığımızı bilmemiz lazım ve birilerine de bunu öğretmek lazım ! Yani kadın gibi kadınlığımızı yaşamamız lazım !
Kadına dair şiirin çok güzeldi canım, arada gelip yorumuma eklemeler yapabilirim :)))
Sevgilerim çokça...
Sana gelirim demiştim ve geldim canım :)))
Dedim ya ben iyi okurum diye ve netten okuduğum bir yazı vardı , arşivimden aradım ve buldum KADIN VE ŞİİR üzerine sayın şair,yazar AYTEN MUTLU'nun güzel bir yazısı. Onu senle paylaşmak istedim, şöyle diyor Ayten Mutlu;
''Şiir, insanın varoluşundan bu yana, hayatın insanda ruhunda ifadesini bulan “arayış” İtkisinin dili olmuştur. Dünün şamanı, büyücüsü, bugünün şairi, bu dili kullanarak insan ruhunun şarkısını söylemektedir ilk çağlardan bu yana. Peki, insan denen varlığın sayısal olarak hemen hemen yarısını teşkil eden kadın ne kadar katmıştır sesini bu şarkıya, ya da katabilmiş midir? Burada, olanaklarımız ölçüsünde bu soruya yanıt aramaya çalışacağız.
Bilindiği gibi, maden çağından başlayarak günümüze uzanan tarihsel süreçte, patriyarkal sistemlerin egemenliği, dinsel, toplumsal, ekonomik...alanlarda, cinsiyetçilik temelinde yükselen bir ayrımcılığı öne çıkarmış, bu ayrımcılık hemen bütün toplumlarda neredeyse bütün yaşamsal alanlarda belirleyici olmuştur. Bilgilerine yeterince erişemediğimiz ilkel/komünal topluluklarda, kadının toplumdaki yeri ve konumu, bu günkünden farklı. Antik çağlarda yaradılış özelliklerine bağlı bir işbölümünün söz konusu olduğu biliniyor. Maden çağından itibaren, özellikle de mülkiyet kavramının devreye girmesiyle birlikte kadının konumunu yitirerek, tanrıları ve peygamberleri nedense hep erkek olan dinlerin de etkisiyle erkekler dünyasında köleleşme sürecine giriyor. Ardından kutsal aile imajı ve kadının dört duvar ardındaki yaşam biçimine mahkum edilişi. 17. Yüzyıldan itibaren de kadının konumunun genel kabulü ve bu imajların bir takım sembollerle sanatta ifadesini bulması. Bu sanat ürünlerinde, kadına biçilen rollerin (giydirilen maskelerin) estetik değerler yardımıyla kabul görmesi, toplum ve kadın tarafından içselleştirilmesi süreci yaşanıyor. Görebildiğimiz kadarıyla, sanatta kadın hep erkeğin –Ya da sistemin- görmek ve göstermek İstediği kalıplar içinde. Ve de şiirin, resmin, kısaca sanatın nesnesi konumunda nedense insan/kadın Bütün karar mekanizmalarında dominant bir rol üstlenmiş olan erkek egemen anlayış, her alanda olduğu gibi, sanat alanında da yetke ve söz sahibi olmuş, erkek söylemini ve anlayışını sanatta egemen kılmıştır. Patriyarkal ideoloji, sanatın bir erkek işi olduğunu savunagelmiştir eskiden beri. Erkekliğin simgesi olarak sunulan penis, dominant ideolojinin de bir sembolü olarak edebiyat ve sanat ürünlerinde yerini almış, şairin, yazarın kalemi, pek çok sanat ürününde erkek cinsel organının takdiminin figürü olarak sunulmuştur. Bu sunum, kadını ve kadın tarafından üretilen sanat ve edebiyat ürünlerini sistematik olarak ezmiştir. Batıda bir makale yazarı; “Erkeğin kalemi, estetik bir Patriktir. Penisi gibi üretken ve güçlü bir enstrümandır” diye ifade etmiştir bu anlayışı. Bu anlayış, “Allah Baba kozmosu yaratmış ve doğanın kitabını yazmıştır.” yaklaşımına oturtur temelini. Allah, babadır, yani erkektir. Doğanın kitabını o yazdığına göre insanın kitabını da ancak, Allah gibi erkek olan insan yazabilir. Bu penis- kalem problematiği, günümüzde feministlerin de öncülüğünde gerçekleştirilen pek çok araştırmaya konu olmuştur. Fransa’da, İngiltere’de ve birçok batılı ülkede araştırmacılar, yazarlığın fenomenleri üzerine yaptıkları çalışmalarda, örnekleriyle besleyerek öne sürmüşlerdir bu savı. Bir başka araştırma konusu da yazarların kullandıkları dil bağlamında yapılmış ve “yazarlarda patriyarkal söz dağarcığının baskın olduğu” sonucuna varılmıştır. Dünya edebiyatında olduğu gibi, Türk edebiyatında da bu tür örnekler alabildiğine çoktur. Örn. Bir Öykücü, bir öyküsünde, bir gemiyi, “kız gibi gemi” diye över.” Bu üç sözcük bile bize edebiyat ürünlerindeki dilde, nasıl bir söz dağarcının baskın olduğunu ifade etmeye yeter kanısındayım.
Pek çok kaynak incelendiğinde ve edebiyat ürünlerinin bu süreçteki kabul görmüşlüğü göz önüne alındığında görülüyor ki, başından beri bir cinsiyetin üyesi, edebiyattan sistematik bir şekilde dışlamış ya da dışlanması için yeterince nedensellik söz konusu olmuş. Sözel kültürün egemen olduğu toplumlarda, edebiyat, özellikle de şiir, öncelikle bir haberleşme ve bilgi iletişim aracıdır ve toplumsal belleğin de hafızası işlevselliğini yerine getirir. Sözel kültürün taşıyıcısı genellikle kadınlar olmuştur tarihsel süreçte. Erkeklerin kendilerine pek de uygun bulmadığı bazı toplumsal işlevsellikler, örn. özellikle Ortadoğu’da yaygın bir toplumsal kurum olan, ölü ağlayıcılığı, kutsal rahibe-fahişelik, yıldız falı bakıcılığı, masal anlatıcılığı...gibi görevler kadınlar tarafından daha yaygın olarak yerine getirilmiştir. Sözel kültür içinde varlığı yadsınamayacak olan kadın şair, yazınsal kültüre geçişte, şiirin iletişim aracı ve belirli ritüellerin toplum yaşamından yavaş yavaş silinmesini takiben bu konumunu yitirmiş, tek Tanrılı dinlerin de kadını yerleştirdiği ikincil konumunda, yaşamsal alanlarda olduğu gibi bu alanı da erkeğe terk etmek zorunda bırakılmıştır.
Bu sistematik dışlanma, kadın şairin önüne ilkin varlığını kabul ettirme anlamında kendi sesinden, duyarlığından, söz dağarcığından ve şiirinden ödün vermek zorunda bırakmıştır. Bu dengesiz ve cinsiyet temeline dayalı sistem, ona ancak kısıtlanmış, sıkıntılı ve taleplerinin reddedildiği küçücük bir hareket alanı bırakmıştır sadece. Kendisini ifade edemeyen kadın şair, egemen bir tutum içinde var olabileceğini anlamıştır ister istemez. Bu da, onun pozisyonunun gerek dil, gerekse söylem olarak, erkek egemen bir tutuma yönlendirmiştir şiirde.''
Tekrar sevgilerimle canım benim ....
Guldane Dal tarafından 12/18/2008 7:35:33 PM zamanında düzenlenmiştir.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.