2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
69
Okunma
Suskunluğa büründü içimdeki kadim dert;
Cümle âlem kör, sağır; vuran vurana, namert.
Kendi göğsüme biçtim, dar kefendir bu mihnet;
Varlığı yokluk saydım, ödedim ağır diyet.
Neşter değdikçe azar, bağrımda tutuşan köz;
Merhem niyetine dert, zehir zemberektir söz.
Gözlerimin feri yok, kör kuyudur bu uyku;
Gündüzüm kabre döner, geceyi sarar korku.
Hem suçlu hem hâkimim, kim kime verir ceza?
Sükûtum avaz avaz, kime sunulur rıza?
Bir yanım arşa çıkar, bir yanım dipsiz kuyu;
Hangi kanla yıkanır bu cehennemin suyu?
Kendi boynuma astım, bu silinmez yaftadır;
Ne merhametten eser, ne adalet aftadır.
Darağacı kurulur, başlar amansız divan;
Sanık dilsiz, hâkim lâl... Kana bulanır meydan.
Vardığım her bir menzil, ruhu sıkan dar kafes;
Boğazımda düğümlü, tükeniyor son nefes.
Kendi gölgem altında can çekişir basiret;
Dört duvarın içinde hapsolmuş cümle gayret.
Katil benim, maktul ben; kimden sorulur hesap?
Cenneti ararken ruh, kime kesilir azap?
Derman zehrin içinde, zehir mi asıl şifa?
Bu nasıl bir ihanet, bu nasıl kanlı vefa?
Avucumda un ufak, güvendiğim o mizan;
Kendi kıyametimde göğe yükselir figan.
Hangi günah kılıcı biçildi boynuma denk?
Kefenime bürünen bu ne karanlık bir renk!
Yıkıldı hak divanı, ne amansız infaz bu!
Ateşlerde kavrulan ne dinmeyen avaz bu!
Kendi kanıyla aklan, can çekişsin o yürek;
Kendi mahşerinde kal... Sana yalnızlık gerek.
HaTTaB(Y.K.)
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.