0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma
Hem içimi kül eden, hem can veren bu sırdır,
Gündüzü zindan eden, gecemi aydınlatır.
Var mısın yok musun sen, menzil meçhul bu handa?
Aklım gurbette kaldı, can çırpınır bu canda.
Sustukça feryat kopar, sükûtun sinesinde,
Buz tutan bir yangın var, göğsümün kafesinde.
Kaçtıkça sana çıkar, adımı gizler yollar,
Kurtuluş mu bu zindan, vuslat mı beni boğar?
Özlem öyle bir zehir, can bağışlar içene,
Vuslat dipsiz bir kuyu, bu köprüden geçene.
Gelsen mi daha korkunç, gelmesen mi bilinmez,
Varlığınla yokluğun, birbirinden seçilmez.
Aynalar yabancıdır, baktığım her surete,
Gölgen bile sığmıyor, çizdiğim bu gurbete.
Dünüm sende kayboldu, yarınım meçhul kalır,
Her nefes bir diriliş, her nefes canım alır.
Özlem öyle bir kor ki, yaktıkça dondurandır,
Vuslat serap misali, aklımı kandırandır.
Hem en tatlı şifasın, hem devasız bu yara,
Götürür bu muamma, ömrü ah ü efkâra.
Özlem öyle bir kor ki, yaktıkça dondurandır,
Vuslat serap misali, aklımı kandırandır.
Hem en tatlı şifasın, hem devasız bu yara,
Götürür bu muamma, ömrü ah ü efkâra.
Ne kavuşmak bir çare, ne ayrılmak mümkündür,
Bu muamma sinemde, bir ömürlük hükümdür.
Yokluğun bir meşale, varlığın bir ayazdır.
Sus artık deli gönül...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.