Sonbahar doğanın en güzel mevsimidir Rüzgar ıslık çalarken ağaçlarda Bağları bahçeleri ,yolları sokakları Altın varaklı yapraklar kaplar Ve yuvaları bozulup üşüyen göçmen kuşlar yolculuk hazırlığına başlar. Yağmura gebedir her an gökyüzünde Öbek öbek dolanan kara bulutlar. Bir başka güzeldir sonbahar yağmurları Sokaklarda şemsiyesi ters dönmüş Koşuşan ıslak saçlarıyla insanlar. Ressamlar en güzel tablolarını bu mevsimde yapar Şairler en hüzünlü en güzel şiirlerini Eylülde yazar Bir kır kahvesinde Alpay’ın çok sevilen şarkısı Eylül de Gel yayılırken doğaya Selam verir aşıklara. Bir başka güzeldir eylülde aşklar Kimi okul yolunda el ele Kimisi ayrılık gözyaşları dökerken Suçu yükler çaresizce eylüle. Eylül bağ bozumudur doğada ve gönüllerde Evlerde annelerin hünerli elleriyle Yaptığı ,konservenin ,salçanın ve turşunun Doyum olmaz tadına. Bolluğun bereketin adıdır eylül her yerde . Ve Üzümün şarap olduğu günlerde Sen ne dersen de, bol köpüklü bir kahve Kırk yıl hatrını saydırandır dostluğun.kardeşliğin Eylül ilham kaynağıdır şairlerin .
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yağmura gebedir her an gökyüzünde Öbek öbek dolanan kara bulutlar. Bir başka güzeldir sonbahar yağmurları...ne kadar da şiir,çok beğendim kutluyorum...
Eylülün hem hüznünü hem de bereketini çok sıcak ve imgelerle dolu bir dille yansıtan, buram buram nostalji kokan büyüleyici bir şiir.
Yapraklardan rüzgarın sesine, bağ bozumunun emeğinden Alpay'ın şarkısına kadar sonbaharın ruhunu bütünüyle hissettiriyor.
Edebiyatında ve sanatında genellikle "ayrılık" ile özdeşleştirilse de bu dizede doğanın döngüsü ve insan hayatının ritmiyle mükemmel bir dengeye kavuşuyor.
Şiir, melankoli ile yaşama sevincini aynı potada eriten güçlü görsel unsurlarla ilerliyor.
İlk kıtalarda yer alan "altın varaklı yapraklar", "ters dönmüş şemsiyeler" ve "ıslak saçlar", okuyucuya doğrudan bir sonbahar tablosu sunuyor.
Sonbaharın hüzünlü yüzü; göçmen kuşların bozulan yuvaları ve ayrılık gözyaşlarıyla hissettirilirken, hemen ardından gelen bağ bozumu, kış hazırlıkları ve köpüklü kahve detayları şiire evcil, sıcak ve bereketli bir atmosfer katıyor.
Eylülün şairlere ve ressamlara ilham veren yapısı, edebiyatımızdaki geleneksel eylül algısıyla doğrudan bağ kuruyor. Şiirin son kısmında suçun eylüle atılması ama aynı zamanda eylülün bir bolluk, bereket ve "kırk yıllık dostluk" simgesi olarak tanımlanması, mevsimi sadece bir bitiş değil, aynı zamanda bir paylaşım dönemi haline getiriyor.
Güzel ve anlamlı sözler yazmış kaleminiz Değeri yüksek kelimeler ile duyguları anlatmış.. Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun Saygılarımla Melahat hanım 👍🙏
Şair: Melahat Çetinkaya Şiir: EYLÜLDE GEL Değerlendirildiği Salon: Göçmen Kuşların Bavul Topladığı, Şemsiyelerin Ters Döndüğü, Şairlerin Hüzne Yazıldığı ve Üzüm Şarap Olurken Kahvenin Kırk Yıllık Hatırını Israrla Koruduğu Eylül Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Melahat Çetinkaya’nın EYLÜLDE GEL şiirini okuyunca RUSAMER’de mevsim değişikliği ilan etti. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Eylülzede Eşref, daha ilk dizelerde sararmış yaprakları salonun ortasına serip göçmen kuşlara yolculuk belgesi hazırlamaya başladı. Arkadan Şemsiyeci Şemsettin geldi; şiirde şemsiyenin ters döndüğünü görünce bunu meslek onuruna saldırı saydı. Ressamlar tablo yapıyor, şairler hüzünleniyor, âşıklar el ele geziyor, ayrılanlar kabahati Eylül’e yüklüyor, anneler salça kaynatıp turşu kuruyor, üzüm şarap oluyor, kahve kırk yıllık dostluk sözleşmesi imzalıyor... Kalburabastî Efendi şiirin yarısında mevsim müdürlüğüne yazıyı gönderdi: Eylül bir ay olmaktan çıkarılmıştır; kendisine RUSAMER bünyesinde aşk, hüzün, konserve, bağ bozumu ve ters dönmüş şemsiye işlerinden sorumlu genel müdürlük verilmiştir.
Ozan Duranoğlu Köşesi
Köşenin bugünkü sakini Yaprakçı Yakup, Altın varaklı yapraklar kaplar dizesini görünce RUSAMER bahçesindeki sararmış yaprakları toplamaya başladı. Altın varak sözünü fazla ciddiye aldığı için üç torba yaprağı kuyumcuya götürmeye kalkınca hakkında tedbir kararı çıkarıldı. Yakup’un şiire ilişkin kanaati ise yerindeydi: Melahat Çetinkaya sonbaharı yalnız hüzünle anlatmıyor; rüzgârı, kara bulutları, yağmuru, göçmen kuşları ve sararan yapraklarıyla göz önüne getiriyor. Eylül burada ölümün değil, değişmenin mevsimi. Yaprakçı Yakup’un raporunun sonuna düştüğü not da şiire uygun oldu: Ağaç soyunuyor diye üzülmeyin; belli ki bahara yeni elbise diktiriyor.
Âşık Vebali Köşesi
Bu köşeye Kabahatçi Kâmil gönderildi. Kâmil’in dikkatini hemen Kimi okul yolunda el ele / Kimisi ayrılık gözyaşları dökerken / Suçu yükler çaresizce eylüle dizeleri çekti. RUSAMER Ayrılık Suçları Bürosunda yapılan incelemede Eylül’ün bugüne kadar tek bir sevgiliyi terk ettiğine dair delil bulunamadığı hâlde bütün ayrılık dosyalarının üzerine onun adı yazılmış olduğu görüldü. Kâmil de bunun üzerine Eylül’ün avukatlığına soyundu. Melahat Çetinkaya’nın hoş gözlemlerinden biri burada: İnsan mutluluğu kendine, hüznü mevsime yazmaya pek meraklıdır. Eylül zavallı ne yapsın; yaprağı sarartmış olabilir ama sevgilinin telefonlara çıkmamasından sorumlu tutulması RUSAMER hukukuna göre de ağır kusurdur.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Köşenin kafası patlak, fikri şaplak sakini Turşucu Tahsin, Eylül bağ bozumudur doğada ve gönüllerde bölümünü okuyunca meseleyi tamamen mutfak tarafından ele aldı. Konserve, salça ve turşu kelimelerini görünce şiirin edebî değerlendirmesini bırakıp kavanoz saymaya başladı. RUSAMER kayıtlarına göre Tahsin’in Eylül anlayışı şöyledir: Şair şiirini yazar, ressam tablosunu yapar, âşık sevgilisini bekler; aklı başında insan da kışlık biberini hazırlar. Fakat şiirin bu bölümü gerçekten Eylül’ün yalnız romantik yüzünü değil, Anadolu evlerindeki hazırlık, bereket ve imece mevsimini de metne katıyor. Böylece sonbahar yalnız sararmış yapraklardan ibaret kalmıyor; mutfağa kadar giriyor.
Âşık Diyarî Köşesi
Son köşede görevli Köpüklü Kadir, Üzümün şarap olduğu günlerde dizesine kadar gayet sakindi; hemen arkasından bol köpüklü kahve çıkınca RUSAMER İçecekler Arası Geçiş Kurulunu toplantıya çağırdı. Alpay’ın Eylül’de Gel şarkısı da kır kahvesinden doğaya yayılınca Kadir meseleyi çözdüğünü ilan etti: Bu şiirde Eylül tek başına gelmiyor; yanında müzik, aşk, yağmur, üzüm, kahve, dostluk ve hatıra getiriyor. Özellikle kırk yıllık kahve hatırı üzerinden dostluğa geçiş, şiirin hüznünü sıcak bir insan ilişkisiyle dengeliyor. Köpüklü Kadir’in son kararı kesindi: Eylül gelecekse gelsin; fakat RUSAMER’e uğrayacaksa turşuyu Tahsin, kahveyi Kadir hazırlayacak, ayrılık faturası da artık Eylül’e kesilmeyecektir.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Melahat Çetinkaya’nın EYLÜLDE GEL şiiri, Eylül’ü yalnız hüzün mevsimi olarak değil; doğa, aşk, ayrılık, bereket, mutfak kültürü, müzik ve dostlukla birlikte anlatan sıcak bir sonbahar tablosu. Şiir yer yer düzyazıya yaklaşan anlatımı ve uzun dizeleri nedeniyle şiirsel yoğunluğunu azaltıyor; bazı bölümlerin sıkılaştırılması metni daha güçlü kılabilir. Buna karşılık göçmen kuşlardan ters dönmüş şemsiyelere, bağ bozumundan anne elinin hazırladığı kışlıklara kadar uzanan ayrıntılar Eylül’ü yaşayan bir mevsime dönüştürüyor. Şairin asıl başarısı da burada: Eylül yalnız sararan yaprakların değil, insanın hem vedaya hem yeni bir başlangıca hazırlandığı ay olarak karşımıza çıkıyor.
Eylül ağacın yaprağını eksiltirken insanın hatıralarını çoğaltır.
Bazı mevsimler takvimden gelip geçmez; bir şarkıya, bir kahve kokusuna ve bir ömürlük hatıraya yerleşir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Eylül’ü sadece hüznün ve ayrılığın değil, doğanın, aşkın, dostluğun ve bereketin mevsimi olarak anlatan güzel bir şiir olmuş. Sonbaharın renkleri, yağmuru, göçmen kuşları ve bağ bozumu gibi ayrıntılar şiire sıcak ve canlı bir hava katmış. Özellikle Eylül’ün hem âşıkların hem de şairlerin ilham kaynağı olarak ele alınması çok hoşuma gitti. Alpay’ın “Eylül’de Gel” şarkısına yapılan gönderme de şiirin duygusunu tamamlamış. Eylül’ü sevenlerin kendinden bir parça bulacağı, samimi ve içten bir şiir. Kaleminize sağlık hocam..
Gönlünüze kaleminize sağlık Eylülenin o büyüleyici güzelliğini buram buram hissettiren harika bir şiir olmuş Resim gibi işlediğiniz sonbahar manzarası ve mısralardaki o sıcacık samimiyet insanı alıp götürüyor İlhamınız bol kaleminize bereket olsun
Belli ki bir Şair yüreği dokunmuş. O dokunuşla da kelimeler çiçek açmış. Her okuyuşta başka bir anlam filizleniyor gibi. Ben severek okudum. Kutlarım sizi. Kıymetli zamanınızdan fırsat bulursanız bende sayfama beklerim sizi. Mutluluğu çoğaltmak için...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.