1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Gerçeklik, tek bir yüz değil;
aynı ışığın kırılmış camlarda çoğalan parıltısıdır.
Bir göz değer, yerinden oynar gölge;
bir bakış geçer,
duvarda başka bir şekil.
İnsan, gördüğünün çevresine surlar örer.
Pergelin ucunda isimler çoğalır,
cetvelin altında dünya daralır.
Sonra kendi çizdiği sınırı
hakikatin kendisi sanır.
Oysa çizgi,
göğün kıyısında kaybolur.
Cetvel susar ufka vardığında.
Bir cam parçası
uzaktaki ışığı taşır;
elinde tuttuğun
gökyüzü değildir.
Ayna da güneşe dönüşmez.
Karanlıkta bekleyen taş
suyun tenine dokunur;
kıyıda büyüyen halkalar,
çekilen dalganın ince hatırası...
Sonra deniz—
hepsinin üzerindeki sessiz silgi.
Belki var olmak,
bir yerde durmak değil;
her dokunuşta
yeniden açılmaktır.
Hakikat—
gözün yakaladığı son görüntü değil;
aynayı bürüyen ışığın
geride bıraktığı
tarifsiz bir parıltıdır.
Öz kaynak,
dünün sandığında değil;
yarının kapısında da değil.
O An’dır.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.