22
Yorum
49
Beğeni
0,0
Puan
1011
Okunma
Bazı insanlar vardır;
bir şehri anlatırken bile
kendi ruhlarının haritasını açarlar önüne.
Sen öylesin galiba...
Bir tren garında unutulmuş valiz kadar gizemli,
bir sahil kasabasında sabaha karşı içilen kahve kadar güzel.
Sen yürürken yollar ayaklarının altından kayıyor sanki.
Hayatı senin gibi yaşayanı az gördüm.
Bir gün Kapadokya’da gün doğumunu izlerken
saçlarına dolanan rüzgârı düşündüm.
Sonra İstanbul’da bir vapur boğazdan süzülür gibi geçti,
martılar doluştu yolcuların etrafına,
Ben Kız Kulesini izledim
Sana benziyor diye.
Adın bile yolculuk gibi,
bir yanı eski bir şiir kitabı,
bir yanı gece yarısı içilen mey.
Kim bilir kaç şehir saklı gözlerinde?
Kaç sonbahar yürüdün yalnız başına?
Ve kaç insan
senin gülüşünün altında saklanan hüznü
sadece “güzel” sanıp geçti?
Oysa sen bazen
Eylül gibi hüzünlü
Bazen Nisan gibi rengarenksin.
Bir müzeyi gezer gibi bakıyorsun hayata;
detay kaçırmadan,
acele etmeden,
her acının bile estetik bir tarafını bularak.
Belki bu yüzden etkiliyorsun insanı.
Çünkü sende
hem yola çıkma cesareti var
hem de bir yerde kalıp
bir manzarayı saatlerce seyredecek kadar derinlik.
Ve itiraf edeyim;
bir gün adını bir şiirin ortasına bırakıp
sonsuza kadar okumak isterdim.
Bazı insanlar şiir sever.
Bazılarıysa
şiirin ta kendisi olur.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.