6
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
98
Okunma
Ve bil ki
sevgili,
Karın altında
yeniden doğmaya yeltenmiş
bir nergis gibi
ya da
saçı sakalı
ihmal edilmiş,
sensizliğin ağırlığından dökülen
birkaç telin sessizliğiyle
çırılçıplak,
ya da giyinik
bir kalabalığın
tam ortasında
veya tek başıma…
Bir uyarı sesi,
bir sokak lambasının titrek nefesi,
ya da bana yaklaşmayı
öğrendiğin o dar geçitte
darmadağın duruşumla
çıkabilirim karşına
Benim yapabildiğim,
yalnızca bu.
Çünkü hiçbir anıyı,
hiçbir düşü öldüremem ben.
Evvel gel sen;
dokun omzumdaki
üşüyen yerine.
Sonra otur karşıma
ve bırak gözlerinin ışığı
tüm kırılgan ağırlığıyla aksın
yorgun yüreğime.
Korkularını da bırak
tenime sinen kokular gibi.
sonra git.
kısık bir kapı uğultusuyla.
Ve sevgili,
bilesin ki:
kendi rızamın yenilgisi
kadar suskun
bir kelebeğin kanat
çırpmasıyım.
Belki karışık görünürüm,
ama ruhunun en yakın eşiğinde
ben vardım.
Biraz sana benzeyen,
biraz seni içeren bendim.
Bu yüzden belki
anlaşılmak istedim
kalbinin kıvrımlarında.
Sen beni çözemedikçe
ben de
aynı eşiğin soğuğunda
kala kaldım,
buna üzgünüm.
Gerçekler yer değiştiriyor,
zaman geçiyor,
ayaklarımızın altından çekilen
toprak gibi kayıyorum.
Yer çekimini hissetmeyişim
bundan.
Ve içimde:
bir girdap,
bir boşluk,
bir karanlık.
Dönüyor döndükçe
başımın içi,
sözlerim anlamını
yitiriyor.
Yazdığım her satır
gözlerime çarpıyor,
içim sızlıyor;
kapatmam gerekiyor ışığı,
seni ve gözlerimi,
aynı anda.
Bir hikâye mi istemiştin?
Buradayım;
hala yarım bir kapı
sesinde sıkışmış nefesimle.
Üzerimde senin kokundan
artakalan izler var hâlâ.
Başka kokuyorum artık
kendi tenime…
Çünkü beklemek
insanı değiştirir.
Bir masanın önünde
soğumuş kahvemin dumanı,
kirpiklerimin ucunda
ince bir sızıya dönüşüyor.
Senin gölgeni
yüreğimin kapalı sokaklarına
dikiyorum.
Hüzünle suladığım
yarım bir saklambaç oyunu
gizliyor ikimizi.
Kopardığın çiçekler
bir gün saçlarında
bahçelenir diye
suluyorum durmadan.
Yüreğimdeki özlemi
söndüre söndüre
bir nehir geçiyor içimden.
Rüyalarının kapısında
kapanıyor gözlerim.
harfler çözülüyor,
sesler kelimeye,
kelimeler suskuya dönüşüyor.
Sen biraz bana,
biraz mevsime benziyorsun.
Ama hangi mevsime benzediğini
çıkaramıyorum.
Seninle zaman
yününü yitirmiş bir kuş gibi
çırpınıyor durmadan.
Ben ise
kalakalıyor,
kanıyor,
bekliyor,
ve biliyorum…
Sevgili,
sana hazırlanıyorum.
derin mavilikte
yüzen bir balık gibi.
Düşüyorum,
bildiğin gibi değil;
d/üşüyorum
mavinin karanlığına.
Aklım sende hala.
bardağımdaki çayın
dumanı bile,
evet,
sana doğru
tütüyor.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.