0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
26
Okunma
Kısacık bir akşam
Bir akşamüstüydü,
evin içinde yitirilmiş bir ses vardı,
perdeler kıpırdadı,
ve kimse kimseye bir şey söylemedi.
Bir adam çıktı kapıdan,
ardında birkaç eşya,
biraz sessizlik,
biraz da söylenmemiş söz bırakarak.
Oysa biz
birbirimize bazen öyle yakındık ki,
aynı yaranın iki ucundan tutardık geceyi.
Sonra ansızın
birbirimizin canını acıtmayı öğrendik.
Bazı akşamlar
çay soğudu masada,
rakı ağladı
bazı cümleler boğazda kaldı.
Bir kadın pencereye baktı,
sokağın bütün ışıkları yanıyordu
ama hiçbirinin eve dönmeye niyeti yoktu.
Her şey ne kadar kısa,
ne kadar uzun sürdü diye düşündü
Birbirimize sarıldığımız o birkaç dakika
sanki yıllardı;
birbirimizi kırdığımız bazı geceler
bir ömür.
Sonra kapı kapandı.
Ev, ilk kez
içinde yaşayanlardan daha büyük göründü.
Ben bir süre
duvarların sesini dinledim.
İnsan, sevdiği biri gidince
önce onu değil,
kendi içinde bıraktığı boşluğu duyuyor.
Sabaha karşı
bir bardak su içtim.
Yüzümü aynada aradım.
Tanıyamadım.
Belki aşk dediğimiz şey
birini bulmak değilmiş;
onunla birlikte kaybettiğin kendini
bir gün yeniden bulmakmış.
Ve sabah oldu.
Kimse dönmedi.
Kuşlar her zamanki gibi öttü.
Dünya, olanlardan habersiz
kendi işine devam etti.
Ben de sustum.
Çünkü bazı ayrılıklar
bir kapının kapanması değildir.
İnsanın içinde
her odanın ışığını
kendi kendine söndürmesiymiş...
Işıklar, ışıllar kapalı kaldı...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.