0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
61
Okunma
Gece şakağıma dayamış soğuk namlusunu,
Şehir susmuş, evler susmuş, bir tek şu içimdeki uğultu durmuyor.
Pencereme vuran yaprak değil, senli günlerin kırık hatırası;
Odam zifiri, tavan üstüme çöken bir gökyüzü sanki.
Radyoda yarıda kalmış bir türkü, masada demliğin soğumuş teri,
Cebimde sana yazılıp da hiçbir adrese varamayan o son mektup...
Kendi yalnızlığımdan sığınacak bir gölge arıyorum,
Bulsam da vuracağım kendimi bu kahpe ayrılığın kucağına.
Oysa ben çok şey istemedim şu zalim hayattan,
Şan, şöhret, saraylar senin olsun be dünya!
Bana bir tek an lazımdı, bir tek sıcacık soluk:
Bir tutam yar elini...
Gözlerimin içine baksın, "Bak, buradayım" desin,
Sussun şu bağrımdaki fırtına, geçsin şu sinemdeki har.
Şimdi ellerim ceplerimde yabancı, ellerim buz tutmuş,
Sen hangi uzak iklimin baharındasın, kimin dermanısın?
Kaç mevsim devrildi üzerime, kaç sokak köşesinde unuttum gençliğimi bilmem.
Dost dediklerim kapımı çalmaz oldu, takvimler yaprak yaprak satıyor beni.
Kime ne anlatayım ben şimdi, kime diyeyim bu ciğerimdeki sızıyı?
"Unut" diyorlar, "Geçer" diyorlar...
Kolaysa gelsinler de onlar taşısınlar şu omuzlarımdaki dağı!
Seni sevmek, uçurumun kenarında tayfuna tutulmaktı,
Bile bile yürüdüm ben o uçuruma, bile bile yandım!
Bir tutam yar elini diyerek tükettim ömrün kalanını.
Şimdi ne zaman bir tren düdüğü yırtsa geceyi,
Yüreğim sökülür yerinden, rayların altına serpilir umudum.
Ağlamıyorum artık, kurudu pınarlarım, sitemim bile yoruldu.
Ah be sevdalım, ah be benim sol yanımın en ağır ağrısı...
Bir kez daha değseydi parmakların parmaklarıma,
Ölüm bile bu kadar soğuk, bu kadar bükemezdi boynumu.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.