0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
57
Okunma
Karanlık kuyuların dibinde sırrını bekleyen bir Yusuf’um,
Nemrut’a tebessümle yürüyen İbrahim gibi sükûtum.
Zerre korku yok içimde, alevler serin bir gülşen bana,
Ruhum pervasızca teslimdir, İlahi yalnız sana.
Bıçağın keskin ağzına boynunu sunan, teslim bir İsmail’im,
Kızgın kumlarda göğsüme binen kayalara "Ahad!" diyen dilim.
Zulmün cenderesinde ezilirken bile sarsılmaz bu yorgun beden,
Resul’ün izindeyim, Hakk’tan gayrısına bir an eğilmeden.
Yakup misali hicranla kanadım, hasretin gölgesinde yattım,
Eyüp gibi bin yara sardım, sabrı sızlayan etime kattım.
Ne murad alıp toy eyleyen oldum, ne ardıma bir zürriyet bıraktım;
Gençliğin o deli çağını, uhrevi bir sükûnete bıraktım.
Fani cihanın pazarında, tenezzül etmedim tahtına, tacına,
Bu taze ve aciz canı, daracık bir kabrin serin kucağına;
İki metrekarelik bir kara toprağa kattım,
Ebediyet ve hak uğruna, bu bedeni yok pahasına sattım.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.