Sırtıma yükledin gurbet yükünü, Toprağa gömdürdün sevda kökünü. Bir tek gün vermedin ömrün şevkini, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Kurumuş pınardan su umulur mu? Taşlaşmış yüreğe dost olunur mu? Böyle bir dert ile sağ kalınır mı? Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Yüzüme gülüp de arkan çevirdin, Mertlik kalesini kökten devirdin. Beni bir kor gibi küle evirdin, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Feleğin elinden sunduğu zehir, Aktı gözlerimden sanki bir nehir. Bana zindan oldu şu koca şehir, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Bülbülün efkârı gülü uyutmaz, Yüreğin sızısı gönlü avutmaz. Gözden akan yaşı gece kurutmaz, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Sineye çekildi hüzünle keder, Bunca emeklerim oldu hep heder. Böyle mi olacaktı verilmiş kader, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Yıllarca yolunu gözledim yârin, Bağrımda büyüttüm hasretin harın. Ne bahar kaldı ki ne de yarın, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? ⚘────────⚘ Ömrümün baharı hazana döndü, Gözümün yaşıyla yollarım yundu. Sevda diye yandım, külüm savruldu, Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? Gül Hatun Ruhumdan Şiirler
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Gül Hatun – Ruhumdan Şiirler Şiir: Heves mi Kaldı? Değerlendirildiği Salon: Aşktan Emekli Olup Yine de Eski Sevgilinin Dosyasını Kapatamayanlar Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi şiiri okuyunca kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizi acilen topladı: Arkadaşlar, Gül Hatun Hanım sekiz kıtadır Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? diye soruyor. Belli ki kalmamış! Fakat RUSAMER heyeti meseleyi araştırınca garip bir durum ortaya çıktı: Heves kalmamış ama sekiz kıta şiir yazacak enerji hâlâ mevcut! Kalburabastî Efendi dosyaya kırmızı kalemle not düştü: Aşktan emeklilik dilekçesi verilmiş, fakat gönül SGK'sı başvuruyu reddetmiş. Gerekçe: Prim günü dolmuş, sevda günü dolmamış!
Sağır Ozan Köşesi’nden kafası patlak, fikri şaplak bir sakin ilk iki kıtayı incelemeye aldı. Gurbet yükü sırta yüklenmiş, sevda kökü toprağa gömülmüş, pınar kurumuş, yürek taşlaşmış... Adam hemen Tarım Müdürlüğünü aradı: Bir sevda kökü gömülmüş, sulayalım mı? Görevli Kurumuş pınardan su umulur mu? dizesini okuyunca telefonu kapattı. Sakinimiz bu defa belediyeyi aradı: Taşlaşmış yürek var, parke taşı olarak değerlendirebilir miyiz? Kalburabastî Efendi telefonu elinden aldı: Ulan kadın aşk acısı çekiyor, sen kentsel dönüşüm peşindesin!
Andırınlı Âşık Ali Köşesi’nden Hacı Osman, Mertlik kalesini kökten devirdin dizesinde ayağa kalktı: Kaleyi kim yıktı? Ruhsatı kim verdi? Ardından Beni bir kor gibi küle evirdin gelince İtfaiyeyi çağırdı. İtfaiye külü görünce Biz geç kalmışız dedi. Kalburabastî Efendi başını salladı: Sizlik bir şey yok zaten. Bu yangını sevgili çıkarmış, sonra da arkasını dönüp gitmiş. Kundakçı belli ama delil olarak yalnız sekiz kıta var!
Ozan Mustafa Zengin Köşesi’nden bir sakin Feleğin elinden sunduğu zehir dizesini görünce Gıda Kontrol Birimine numune gönderdi. Sonuç çıkmadan gözlerden nehir akmaya, şehir zindana dönüşmeye başladı. Sakinimiz telaşlandı: Efendim, bir sevgilinin yaptığına bakın; Devlet Su İşlerine nehir, Adalet Bakanlığına zindan çıkardı! Kalburabastî Efendi de şaşırdı: Biraz daha devam ederse Çevre ve Şehircilik Bakanlığını da çağıracağız. Bu ayrılık artık şahsi mesele olmaktan çıkıp kamu yatırımı hâline geldi!
Öksüz Ozan Köşesi’nden kafası patlak, fikri şaplak bir sakin ise Yıllarca yolunu gözledim yârin dizesini duyunca Karayollarından sandalye istedi. Niye? Yıllardır yol gözleniyor, vatandaş yorulmuştur! Sonra Ne bahar kaldı ki ne de yarın dizesine ulaşınca takvimi açtı. Bahar yok. Yarın yok. Ömrün baharı da hazana dönmüş. Kalburabastî Efendi takvimi elinden aldı: Kapat şunu! Gül Hatun Hanım'ın takviminde ocak, şubat, mart yok; doğrudan hüzün, keder, hasret diye üç yeni ay eklenmiş!
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi son kıtayı okuyunca meseleye noktayı koydu: Gözyaşıyla yollar yıkanmış, sevda uğruna yanılmış, kül de savrulmuş. Sonra yine aynı soru geliyor: Aşkı yaşamaya heves mi kaldı?
Efendi dayanamadı:
Hanımefendi, heves kalmadığı hususunda mutabıkız. Ama sekiz kıtadır aynı şahıs hakkında konuştuğunuza göre dosya henüz arşive kaldırılmamış!
RUSAMER'in kafası patlak, fikri şaplak raportörü de son tutanağı tuttu:
Aşk bitmiş. Heves bitmiş. Bahar bitmiş. Pınar kurumuş. Kale yıkılmış. Şehir zindan olmuş. Vatandaş kül olmuş.
Bir tek şiir bitmemiş!
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi edebî değerlendirmesinde ise özellikle nakaratın şiiri taşıdığına işaret etti. Aşkı yaşamaya heves mi kaldı? sorusu her dörtlüğün sonunda biraz daha ağırlaşıyor. Gurbet, kurumuş pınar, yıkılmış kale, zehir, zindan, bülbül-gül, hazan ve kül imgeleri halk şiirinin tanıdık dünyasından geliyor ve şiirin ağıt havasını kuvvetlendiriyor. Özellikle Ne bahar kaldı ki ne de yarın dizesi, yalnız sevgilinin değil geleceğe dair ümidin de kaybedilişini kısa ve etkili biçimde söylüyor.
Yalnız küçük bir dil işçiliği notu düşelim: Böyle mi olacaktı verilmiş kader dizesi söyleyiş bakımından diğer dizelerin doğal akışının biraz gerisinde kalıyor; yeniden işlenirse kıta daha güçlü olabilir.
RUSAMER nihai teşhisini koymuştur:
Gül Hatun Hanım'ın aşka hevesi kalmamıştır. Fakat sevgiliye söyleyecekleri henüz tükenmemiştir. Bu durumda tedavi uygulanamaz. Çünkü bizim merkez gönlü iyileştiriyor; eski sevgiliye yazılan şiirleri susturmaya ruhsatımız yok!
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Celil Bey, RUSAMER tutanağını okurken tebessümüm kahkahaya dönüştü, eksik olmayın! Kalburabastî Efendi’nin "Aşk bitmiş ama şiir bitmemiş" teşhisine diyecek söz yok, tam isabet. Şiirdeki o dizeye dair kıymetli tavsiyenizi de cebime koydum. Yıllar sonra sayfama böyle zeki, neşeli ve edebî bir iz bıraktığınız için sonsuz teşekkürler. Kaleminiz daim olsun!
Celil Bey, RUSAMER tutanağını okurken tebessümüm kahkahaya dönüştü, eksik olmayın! Kalburabastî Efendi’nin "Aşk bitmiş ama şiir bitmemiş" teşhisine diyecek söz yok, tam isabet. Şiirdeki o dizeye dair kıymetli tavsiyenizi de cebime koydum. Yıllar sonra sayfama böyle zeki, neşeli ve edebî bir iz bıraktığınız için sonsuz teşekkürler. Kaleminiz daim olsun!
Heves gelip geçici, bir mevsimlik rüzgârdır, Aşk dediğin bağrında kor taşıyan diyardır. Biz hevesi tüketip aşka boyun eğmişiz, Geçici arzuların yükünü çok çekmişiz... Gül Hatun neyin aşk, neyin geçici bir heves olduğunu ayırt edecek yaştadır ve bunu şiirlerine nakşetmiştir. Heves mi kaldı" sitemi, bir vefasızlığın getirdiği tükenmişliktir; heves düşkünlüğü değil. Yine de yorumunuz için teşekkürler, selamlar.
Heves gelip geçici, bir mevsimlik rüzgârdır, Aşk dediğin bağrında kor taşıyan diyardır. Biz hevesi tüketip aşka boyun eğmişiz, Geçici arzuların yükünü çok çekmişiz... Gül Hatun neyin aşk, neyin geçici bir heves olduğunu ayırt edecek yaştadır ve bunu şiirlerine nakşetmiştir. Heves mi kaldı" sitemi, bir vefasızlığın getirdiği tükenmişliktir; heves düşkünlüğü değil. Yine de yorumunuz için teşekkürler, selamlar.
Aşkı yaşamaya heves mi kaldı?" nakaratı, şiirin duygusal yükünü adım adım zirveye taşıyor. Yaşanan hayal kırıklığının ve verilen emeklerin heder oluşunun sızısı her satırda buram buram hissediliyor. Kaleminize, ruhunuza sağlık Gül Hatun üstadem; şiirinizdeki o derin duygu ve sitem dolu zarafet daim olsun!
Vefasızlık,ayrılık bazen aşkı yaşamayı imkansız hale getirmektedir.Güzel bir şiir olmuş tebrik ederim başarılarının devamını dilerim selam ve saygılarımla
Gül Hatun, halk edebiyatının "bülbül-gül", "kor-kül" ve "felek" gibi klasik simgelerini duru bir Türkçe ile kullanmış. Yalın ama güçlü anlatımıyla süslü laflara kaçmadan, doğrudan yüreğe dokunan mert ve açık bir sitem üslubu elde edilmiş.
hayal kırıklığı, vefasızlık ve bitmek tükenmek bilmeyen çileler karşısında insanın duygu dünyasını kaybetmesi, yaşam ile aşka olan inancını tamamen yitirmesidir.
Yürekten kutluyorum, yine usta kaleminizden anlam, anlatım ve verdiği duygu ile mükemmel bir eser okudum, akıcı ve özgün eseriniz her türlü takdire şayan, yazan yüreğinize sağlık, nice güzel paylaşımlara inşaallah saygılarımla
Sitem, kırgınlık ve sitemli bir kabulleniş duygusunu son derece güçlü bir dille aktaran, hece ölçüsüne ve halk şiiri geleneklerine uygun çok dokunaklı bir şiir. Şiirin temasına uygun olarak Bozlak veya Uzun Hava makam ve üslubunda bestelenmeye son derece elverişli bir yapısı var: Gurbet, kader, ötelenmiş sevdalar, kaybolan hevesler ve biten umutlar halk edebiyatımızın klasik ağıt/bozlak temalarıyla tam bir uyum içinde. Aşkı yaşamaya heves mi kaldı?" nakaratı, her kıtanın sonunda feryat veya yanık bir durak noktası (meyan/dem) oluşturmaya çok uygun. İmgeler: "Taşlaşmış yürek", "kor gibi küle evrilmek", "bülbülün efkârı" ve "hazana dönen bahar" gibi güçlü edebî imgeler, sazın/bağlamanın bam teline dokunan derin bir anlatım sunuyor.
Yüreğinize sağlık, duygusu ve sitemi dinleyenin içine işleyen bir eser.
Bu şiir baştan sona bir yorgunluk şiiri Her kıtada aynı soru çakılıyor Aşkı yaşamaya heves mi kaldı Cevabı zaten dizelerin içinde verilmiş
Sırtıma gurbet yükünü yükledin diyorsun Sevda kökünü toprağa gömdürdün Ömrün şevkinden bir gün bile vermedin Kurumuş pınardan su umulur mu diyorsun Taşlaşmış yüreğe dost olunur mu Bu sorularla şiir tokat gibi vuruyor
Yüzüme gülüp arkanı döndün Mertlik kalesini kökten devirdin Beni kor gibi küle çevirdin Feleğin sunduğu zehir gözlerinden nehir olmuş Koca şehir sana zindan olmuş
Bülbülün efkarı gülü uyutmaz diyorsun Yüreğin sızısı gönlü avutmaz Gözden akan yaşı gece kurutmaz Hüzünle keder sineye çekilmiş Bunca emek heba olmuş
Yıllarca yolunu gözledin Bağrında hasretin harını büyüttün Ne bahar kaldı ne yarın Ömrün baharı hazana döndü Gözünün yaşıyla yollar yıkandı Sevda diye yandın külün savruldu
Bu şiir türkü tadında bir ağıt Nakaratı hep aynı ama her seferinde daha ağır Aşkı yaşamaya heves mi kaldı sorusu Verilen bütün emeklerin cevabı oluyor Sonunda geriye sadece yorgun bir kalp ve savrulmuş kül kalıyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.