1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
50
Okunma
Bir çocuk geçti bu sabah sokaktan,
cebinde üç misket,
elinde yarım ekmek,
gözlerinde kocaman bir dünya vardı.
Ayakkabısının biri biraz yırtıktı,
aldırmadı.
Gökyüzüne baktı,
bir kuş geçti üstünden,
gülümsedi.
Çocuklar böyledir işte,
bir kuşu görünce
dünyanın hâlâ güzel olduğuna inanırlar.
Annesi seslendi pencereden:
“Üşütme oğlum!”
Çocuk dönüp el salladı,
o küçücük elinde
sanki bütün annelerin duası vardı.
Sonra koştu arkadaşlarına,
bir taş kale oldu,
bir teneke top,
iki çizgi saha...
Ve dünya,
birkaç dakika için olsun,
savaşsızdı,
kavgasızdı,
kimsesiz değildi.
Çocuk güldü.
İnan bana,
bir çocuk güldüğü zaman
güneş biraz daha sıcak doğar,
ekmek biraz daha güzel kokar,
insan
insan olduğunu biraz daha hatırlar.
Ama çocuk ağlarsa...
İşte o zaman
bir yerlerde yanlış bir şey vardır.
Bir çocuğun gözyaşı
küçücük değildir çünkü;
düşerken yanağından
bütün dünyanın vicdanına düşer.
Ben isterim ki
hiçbir çocuk geceyi aç karşılamasın,
hiçbir çocuk babasının yolunu
kapıda ağlayarak beklemesin,
hiçbir anne
yavrusunun üstünü örterken
yarından korkmasın.
İsterim ki çocuklar
yalnız oyuncaklarını paylaşsınlar,
acılarını değil.
Ve büyüdüklerinde
çocukluklarını hatırlayıp
“Ne güzel günlerdi,” desinler,
“Biz dünyaya korkmak için değil,
sevmek için gelmiştik.”
Bir çocuk geçti bu sabah sokaktan.
Cebinde üç misket,
elinde yarım ekmek,
gözlerinde kocaman bir dünya...
Arkasından baktım.
Ve düşündüm:
Belki de dünya
biz büyüklere değil,
hâlâ bir kuş görünce sevinebilen
o küçücük çocuklara emanet.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.