0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
48
Okunma
Doldur usta, sek koy... Şişenin dibi görünsün ki masadaki lafın da, içimizdeki sızının da hakkı verilsin.
Sokakta buz gibi bir ayaz, mekânda desen bizden başka kimse kalmamış. Zaten biz ne zaman tam olduk ki şu hayatta? Bakma öyle yüzüme süzgün süzgün. Benim derdim bu gece rakıdan değil, içimde yıllardır demlenen o zıkkımdan...
Biz bu mahalleye dün gelmedik usta. Hangi sokakta kaç adım attık, kimin için göğsümüzü siper ettik, hangi gecenin sabahını uykusuz karşıladık, sen benden iyi bilirsin. Bizim zamanımızda racon da başkaydı, edep de... Mahalleden bir kadın geçti mi delikanlı adam kafasını öne eğer, adımlarını sayardı. Yan gözle bakmak şöyle dursun, adını anarken bile milletin içinde edebimizden yüzümüz kızarırdı.
O kadın başkaydı usta. Yanımızdan geçip giderken sokaktaki çocukların gürültüsü kesilir, rüzgâr bile edeple eserdi. Bir gülüşü vardı, insanın bütün gününü değiştirirdi. Bir gün sokağın başından geçse dünyamız aydınlanır, geçmese akşamı zor ederdik. Ben hayatımda kimseden kaçmadım, feleğin çemberinden geçtim de bir tek onun o mahcup bakışlarında mahsur kaldım. Ne bir laf edebildik, ne de ulu orta tek bir adım atabildik. Edebimizden sustuk, sevgimizi içimize gömdük.
Çünkü biz öyle severdik usta... Sahip olmak için değil, kirletmemek için. Bir insanın hayatına girmekten önce, onun hayatında nasıl bir iz bırakacağını düşünürdük. Sevdiğimiz kadının adını kendi adımızdan daha kıymetli bilirdik. O yüzden sustuk. O yüzden uzaktan sevdik. O yüzden yıllarca içimizde taşıdık.
Ama zaman dedikleri o meret geldi, her şeyi biçti geçti. Çocukluğumuzu verdiğimiz kaldırımlar yabancılaştı. Duvarlar aynı duvar, sokaklar aynı sokak kaldı da biz değiştik. Dost dediklerimiz çıkarları bitince sırtını döndü, en güvendiğimiz adamlardan yedik kazığı. Canımı yakan o kalleşlikler bile değil usta... Canımı asıl yakan; biz o kadar koruduk, o kadar sakındık, kimsenin namusuna leke sürdürmedik de ne oldu?
NE OLDU BİLİYOR MUSUN?
KADER YİNE BİZİ AYRI KIYILARA SAVURDU.
ULAN BİZ NEYİ EKSİK YAPTIK?
Bir kalbi kırmamak için kendi kalbimizi parçaladık. Bir kadının adını korumak için kendi adımızdan vazgeçtik. Kimseye eyvallah etmeden yaşadık da bir tek kaderin önünde boynumuzu eğdik. Sonunda bize kalan ne oldu?
Gece vardiyasının buz gibi ayazı...
Boş bir sokak...
Bir masa...
Bir şişe...
Bir de kimseye anlatamadığımız koskoca bir hayat.
AMA YETER BE USTA, YETER!
VUR ŞU KADEHİ MASAYA, VARSIN CAMI KIRILSIN, VARSIN DÖKÜLSÜN NE VARSA!
Ne kaderine eyvallahım kaldı bu gece, ne de böyle kahpe adalete! Ben her darbede sustum, içime attım diye bağrım taş kesilmiş sanmışlar!
ULAN BEN SUSUYORSAM KORKTUĞUMDAN MI SANIYORSUNUZ?
Değil!
SEVDİĞİM İNSANLARIN HATIRINA SUSTUM!
Ettiğiniz her lafa cevap vermediysem, cevabını bilmediğimden değil. Bir gün dönüp de kendi sözümden utanmamak için sustum. Çünkü biz öyle öğrendik usta... Adam dediğin her aklına geleni söylemez. Bazen yutkunur, bazen arkasını döner, bazen de gece yarısı tek başına oturup kendi kendine hesap verir.
Ama insanın da bir sabrı var be usta!
BİR YERE KADAR!
ULAN İYİLER HEP Mİ YENİLİR ŞU YALAN DÜNYADA?
Canımızı verdiklerimiz sırtımızdan vuracak, uğruna ömrümüzü yaktığımız sevda elin olacak, biz de burada “racon” diye diye kahrımızdan mı gebereceğiz?
YOK ÖYLE!
VARSIN YANSIN BU ŞEHİR BU GECE!
VARSIN ÜSTÜME ÇÖKSÜN ŞU KARANLIK DUVARLAR!
Benim içimdeki kıyamet zaten kopmuş usta! Daha neyin sitemi bu, neyin hesabı!
SÖYLE ULAN!
BİZ İNSAN GİBİ SEVMENİN BEDELİNİ ÖMÜR BOYU BU CEHENNEMDE YANARAK MI ÖDEYECEKTİK?
Bir kadını sevdik diye mi bu kadar ağırdı cezası?
Bir kalbi kırmamak için kendi kalbimizi parçaladık diye mi kader bizi böyle cezalandırdı?
...
Kusura bakma usta, dağıttık masayı.
Ama bilesin; bir adam bir kadını gerçekten sevdiyse ne adını leletir, ne geçmişine laf ettirir. Acısını kadehine gömer, yine susar.
Çünkü bazı aşklar anlatılmaz usta. Bazı yaraların da merhemi olmaz. İnsan sadece taşır. Yıllarca taşır. Kimse görmez, kimse bilmez. Sonra bir gece gelir, bir masanın başında, bir şişenin dibine bakarken insan kendi kendine sorar:
“Ben daha ne kadar taşıyacağım?”
İşte o soru var ya usta...
İnsanı en çok o yıkar.
Çünkü bir gün kelimeler tükeniyor. Anlatacak ne kaldıysa anlatıyorsun, yakacak ne kaldıysa yakıyorsun. Sonra içeride sessizlik başlıyor.
O yüzden bir gün bu adam tamamen susup kenara çekilirse bil ki yenildiğinden değil...
Korktuğundan hiç değil...
SADECE KELİMELERİ TÜKENDİĞİNDENDİR.
İÇERİDE YAKACAK BİR ŞEY KALMADIĞINDANDIR.
Doldur usta...
Son bir tane.
Bu sefer sek koyma.
Su koy.
Çünkü bazı geceler insan sarhoş olmak istemez...
SADECE HATIRLAMAK İSTEMEZ.
Kaderimin sokağı da bu işte usta...
Ben hâlâ aynı köşedeyim.
Sokak değişti, insanlar değişti, sevdalar değişti...
Ama ben hâlâ o kadının bir gün sokağın başından geçmesini bekleyen o eski çocuğum.
Ve galiba bazı adamlar büyümez usta...
SADECE İÇİNDEKİ ÇOCUĞU SUSTURMAYI ÖĞRENİR.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.