0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Göğsümün tam ortasında dilsiz bir avcı var,
Öyle sinsice bekliyor ki pusuda,
Ne feryadımı dışarı salıyor, ne içeri sığdırıyor.
Zaman desen, kırık bir aynadan ibaret artık,
Kime baksam yüzü yabancı, kime dönsem arkası dönük.
Geceler bir taş gibi çöküyor döşüme,
Herkes uykusunda helalleşirken hayatla,
Benim payıma yine o eski sızı düşüyor.
Umut dedikleri şeyi yollara ektim de ne oldu?
Birer birer söndü içimdeki en parlak yıldızlar,
Karanlıkta yönünü kaybeden bir yolcu gibi kaldım ortada.
Anlatamıyorum be usta, kelimeler çok hafif kalıyor bu derde.
Kimseye açamadığım, sakladığım gizli bir yara var içimde.
Dünya dedikleri bu koca han, sırtımda ateşten bir kor şimdi;
Bırakıyor beni o dipsiz, o dönüşü olmayan efkârlara.
Yalnızlık hırkasını öyle bir sardım ki üstüme,
Artık sitem etmeye bile mecalim kalmadı kimseye.
Bir zamanlar bahar uğrardı gönlümün kıyılarına,
Şimdi kurumuş dallarda rüzgârın sesi geziyor.
Ne sevda kaldı tutunacak, ne düş kaldı avunacak,
Ömrümün en güzel mevsimleri sessizce çekip gidiyor.
Her sabah dört duvar üstüme yürür de,
Güneş doğsa ne yazar, benim gönlüm zifiri karanlık.
Dudaklarımda asılı kalmış bir kuru "eyvah" ile
Gidiyorum işte, ömür dediğin zaten bir anlık...
Ne bir dost eli var tutacak, ne de bir teselli cümlesi.
Kimse bilmez bu kalbin hangi kuytusunda kanar o yara.
Feryadımı rüzgârlar bile fısıldamaz artık,
Toprak bile ağır bulur, çekmek istemez belki yasımı.
İşte bu yüzden, kimseden adalet beklemiyorum;
Ben kendi içimde kurdum mahkememi, kalemi de kendim kırdım.
Ne çığlık duyuldu benden, ne bir iz kaldı sesten,
Yoruldum kendimle bile verdiğim bu savaştan.
Bir engerek büyüttüm yıllarca yüreğimde,
En son gelip o da vurdu beni kendi zehrinden.
Her adımda bir parça daha eksildik bu yollarda,
Yüzümüze gülenlerin maskesi döküldü de geç fark ettik.
Biz o hesabı çoktan kapattık, giden gittiği yerde kalsın;
Bu saatten sonra kapımı çalsa da bir, çalmasa da bir,
Kendi külünden doğan adamın, gölgesine sığınacak kimsesi olmaz.
Şimdi ne geçmişe dönüp bir hesap soruyorum,
Ne de yarınlardan medet umuyorum artık.
Kırılmış bir saatin durmuş akrebi gibiyim;
Vakit ilerlese de içimde aynı gece sürüyor.
Son sözüm dökülürken bu yorgun kalemden yere,
Bu bendeki sızı sığmaz hiçbir kitaba, benimle mezara gider.
Akar içimdeki bu kör hüzün, bir daha da dönmez geri;
Herkes kendi günahıyla avunsun gayrı,
Ruhumun sızısı da, bu dert ortaklığı da burada biter...
Ve ben giderken ardımdan bir şey kalacaksa eğer,
Bir avuç sessizlik kalsın, bir de kırık hatıralar.
Çünkü bazı yaralar kapanmaz, sadece insanla yaşlanır;
Bazı zehirler ölmez, sahibinin yüreğinde uyurlar...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.