0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
57
Okunma
KIL PAYIM
Bir ân-ı sükût içreydi ömrüm, kıl payım,
Bir sır gibi devrildi bu âlem, kıl payım.
Ne gamın gölgesiydi, ne sevdanın izi,
Zamânın avucunda kaldı dem, kıl payım.
Bir yaprak misâli düştü mevsimden güne,
Ne rüzgârda adı vardı, ne yelde, kıl payım.
Gecenin koynunda bir yıldız söndü sessiz,
Sabâhın eşiğinde kaldı âlem, kıl payım.
Ne zaferin gururu, ne hezîmet kederi,
Bir ince çizgide durdu kader, kıl payım.
Dönerken felek kendi mahvında sessizce,
Bir zerreye sığdı koskoca dem, kıl payım.
Ne dünün hesabı var, ne yarının hükmü,
Bugün denen o sırra erdi âdem, kıl payım.
Bir taşın üzerinde eskimiş bir yazı,
Okundukça derinleşti mâna, kıl payım.
Gök kubbede yankılandı adı olmayan ses,
Sükûtun içinde konuştu kalem, kıl payım.
Ne başlangıç belliydi, ne sonun işareti,
Bir nefeslik aralıkta geçti âlem, kıl payım.
Ve anladım: Hayat dediğin ince bir perde,
Bir yana sonsuzluk, bir yana adem, kıl payım.
Ömür, bir su misâli avuçlardan akarken,
Geride yalnızca bir iz kaldı, kıl payım.
Ne birine sözüm var, ne bir gönüle hitap,
Kendi içimde tamamlandı kelâm, kıl payım.
Yüksel karataş gökova 24Agustos2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.