0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma

Elimde yerküre,
parmaklarımla döndürüyorum.
Dünya avuçlarımın arasında,
bir dokunma mesafesinde
dönüyor...
Bir dokunuşla,
sonra...
sonra bir dokunuşla
durduruyorum küreyi.
Hani bir ülke vardır ya,
parmaklarının ucunda...
İşte orası,
tam da “ülkem” dediğim yer.
Kalbimin attığı,
nefesimin eve vardığı yer.
İşte oradasındır,
tahminim...
Duruyor dünya.
Anı yakalıyorum,
avuçlarıma bırakıyorum.
Parmak uçlarına
hazlarım sızıyor.
Gönülleri çorak,
hazan gönüllere
ince bir yağmur gibi
nüfuz ediyor.
Virane,
özlem duyan,
gün görmemiş,
yaşamın kıyısında unutulmuş
zamanların içinden
geçiyorsunuz
Dur hele...
Bu ne mi?
Daha neler var,
bir bilseniz...
Yapmacık çiçeklerin
iliklerine su yürüdüğünü bilirim.
Hangisi kök salmış toprağa,
hangisi yalnızca görüntü,
bilirim.
Yaparım...
Tut ki devrilir zaman,
kendi kırılganlığının üzerine.
Kırılır saatler,
toza bulanır yollar,
örselenmiş bir gökyüzü
çekilir mavi tuvalimden...
Olsun.
Tüm mavileri getiririm.
Bebe mavisinin
en derin yerinden,
denizin suskun koylarından,
göğün kimseye anlatmadığı
o sonsuz maviden...
Coşar kendiliğinden.
Bazen şımartmak gerekir kalbi.
Bazen bir kalp atışı
kendi kafesinden fırlayacakmış gibi
göğsüne vurur.
Hissediyorsunuz
Bu ruh
ne kafese sığar
ne dünyaya.
Sırlı bir âlemdir;
âlem içinde âlem,
sebep içinde sebep...
Kendi korunu tutuşturur da
“yandım” demez.
“Eyvallah” der.
Yakar...
Yaktıkça
bir kıvılcım daha doğar.
Ve o kıvılcım
orada ayrılmaz yerinden.
Yerini bilir.
Korunaklıdır.
Sağlamdır.
Tüm darbelere karşı
sessiz bir kale gibi
ayakta durur.
Yıkılmaz.
Surlarında
sevgi öbekleri vardır;
katmer katmer,
renk renk...
Kırmızının
en yakıcı yönü,
yeşilin
en efuli hâli,
sarının
göz kırpan sıcaklığı,
mavinin
en haz veren tonu...
Tıpkı deniz,
tıpkı gök mavisi...
Mavi göz bebeğinin
o korunaklı,
çekingen sessizliği gibi.
Uzaktan bakınca
pek anlaşılmaz.
Okumayı bilen
başka görür.
Çünkü bu
şiir değil yalnız.
Bu,
gönül...
Gömülü bir gönlü
olduğu gibi okuyabilmek hani...
Yapmacık değildir.
Buradayım işte.
Tam burada.
Karşında
Ufku saran
bir bulut kümesi gibi
sessizce üzerindeyim.
Hazlarını cebinde,
düşlerini avuçlarında taşıyan
bir yolcu gibi...
Ve kalp ritminin
her vuruşunda
cilde değen görünmez
Sanırsın ki
dünya yeniden dönüyor.
Oysa değil...
Dünya hâlâ avucumda,
zaman hâlâ parmak uçlarımda.
Ben yalnızca
bir anı seçiyorum
milyonlarcasının içinden.
Tutuyorum.
Saklıyorum.
Çünkü bazı anlar
yaşanmaz yalnızca;
insanın içine işlenir.
Bazı dokunuşlar
teninde kalmaz,
ruhun en kuytu yerinde
iz bırakır.
Bir ülke gibi
kalırsın onlarda.
Ben dünyayı durdurduğumda
seni buluyorum.
Seni bulduğumda
zaman susuyor.
Zaman sustuğunda
geriye yalnızca
kalbinin sesi kalıyor.
İşte tam orada...
Ne dünya var artık,
ne mesafe,
ne zaman.
Yalnız sen...
Ve avuçlarımın içinde
sakladığım o küçücük,
sonsuz şey:
An.
Çünkü ben
olanların tamamını değil,
seni hatırlatan kısmını
saklıyorum.
Dünyayı değil...
Seninle tamamlanan anı.
Ve eğer bir gün
dünya yeniden dönmeye başlarsa,
bil ki
ben onu durdurmayı
yine bilirim.
Bir dokunuşla...
Tam orada,
kalbinin attığı yerde.
Seni.
Yüksel karatas. 18Erylul 2026 Malatya
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.