1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma
Gecenin en siyahına, en soğuk ayazına bıraktın beni.
Zemheri vurmuş sokaklarda tek başıma adımlıyorum bu yalnız şehri.
Her köşe başında bir gölgen beliriyor, elimi uzatıyorum ama tutamıyorum...
Sahi, hangi ara bu kadar yabancı olduk biz birbirimize?
Hangi ara kaybettik o gözlerindeki çocuksu sıcaklığı, o masum sığınakları?
Şimdi çilelerim birikmiş göğsümün tam ortasına, ağır bir kaya gibi çökmüş.
Kime gitsem, kime derdimi döksem boş...
Çünkü benim hâlimden bir tek sen anlardın.
Ben sussam, sen gözlerimin arkasındaki o kopan fırtınayı okurdun.
Ben hüzünlensem, senin de yüreğine damlardı o sızılı yaşlar.
Şimdi bakıyorum etrafıma; gürültüler var, kalabalıklar var ama sen yoksun.
Gönlümün sarayları birer birer yıkılmış, enkazın altında biçareyim.
Söylesene yârim, hangi uzak diyarda unuttun beni?
Ruhumun tek sahibi, neredesin sen?
Bir tatlı kelamındı beni bu hayata sımsıkı bağlayan,
Aydınlık yüzündü en karanlık sabahlarımı bile güneşe boyayan.
O derin bakışlarında kaybolurdum da bütün çilelerimi unuturdum bir an.
Şimdi ne o sığındığım sıcak sohbetin var yanımda, ne de içimi ısıtan tebessümün.
Kendi sesimin yankısından bile korkar oldum bu yalnızlıklar ülkesinde.
Gözlerimin içine bakıp içimin fırtınasını tek bir bakışıyla çözen sendin.
Ağladığımda iç çeken, güldüğümde dünyaları bana bahşedenimdin.
Şimdi ben burada bir başıma kimsesizce erirken,
Sen hangi yabancı gözlerin kıyısında demleniyorsun?
Sanki cihan durdu da bir tek benim içimdeki bu yangın dinmedi.
Soramıyorum da kimseye, gururum ayaklar altına alınmasın diye...
Ama gece çöküp de sessizlik adını fısıldayınca kulağıma,
İçimdeki o yaralı çocuk bağırıyor bağıra bağıra:
Neredesin sen?
Gözden uzak olan gönülden de uzak olur derler ya, yalan...
Sen uzaklaştıkça daha da büyüdün içimde, devleşti yokluğun.
Göğsümün ortasında, sine-i bülbülde öyle gizli bir yara açtın ki sorma.
Ne hekim anlar bu yaranın lisanından, ne bir ilaç kâr eder sızısına.
Reçetesi yalnız sende olan amansız bir derde düşmüşüm, çaresizim.
Lokman Hekim gelse, ’Bu dert aşk derdidir, dermanı yarin vuslatındadır’ der geçer.
Aynalara bakmaya korkar oldum, tanıyamıyorum artık bu kırgın çehremi.
Bir garip Veysel gibi dolanıyorum karanlık sokaklarda;
Aklımda senin kokun, kulağımda o hiç unutamadığım sesin...
Yürek sızlıyor, zaman zalimce geçiyor, ömür tükeniyor.
Soruyorum gökyüzüne, soruyorum savrulan rüzgâra;
Ey benim ömrümün baharı, ey benim dert ortağım,
Gönlümün aradığı tek gerçek...
Neredesin sen?
Yolların sonu çıkmıyor artık sana, adımlarım çaresizce geri dönüyor.
Her mevsim bir başka vuruyor yokluğunu, gidişinle ömrümün güneşi batıyor.
Sensiz geçen her bir saniye, kalbime saplanan keskin bir bıçak misali.
Ne kadar kaçsam da bu sevdadan, izlerin her caddede karşıma çıkıyor.
Bir umut diyorum, belki bu gece rüzgâr getirir kokunu uzaklardan...
Belki bir fısıltı gibi düşersin yine bu karanlığın koynuna.
Aklım sende, fikrim sende, dualarım senin adınla mühürlü.
Tükenmeyen bu bekleyişin, bu dinmeyen sızının ortasında,
Son nefesime kadar haykırıyorum gökyüzüne:
Neredesin sen?
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.