0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
129
Okunma
Zemheri ayazı vurur pencereme, göğsümde sönmeyen bir köz kalır.
Kimseye diyemediğim bir yangındır bu;
kendi içimin kuytu sokaklarında tek başıma yürürüm.
Diyarbakır’ın karanlık sokaklarında adımlarım yankılanırken, içimdeki gurbetle baş başayım.
Yorgun bir nefes, ağır bir yük... Ne geriye bakabilirim ne de ileriye.
Sadece uzaklardan süzülüp gelecek bir turna kanadını beklerim.
Gökyüzüne bakıyorum; ay hüzünlü.
İçimde dökülse kâğıdı yakacak kelimeler var...
Telli turnam havalandı uzaktan,
Bir haber mi getirdi yaban elden?
Yarimin kokusu sinmiş rüzgara,
Alıp götürür beni benden derinlerden.
Üzülmesin, o güzel gözleri dolmasın,
Belki yarın sabaha kapısı çalınır.
Bu hasret bende kalsın, kimseye kalmasın,
Sevdalılar ayrılmasın, can yana yana.
Gönlümün haritasına hasret kazıldı,
Sevgimize çok erken mezar atıldı.
İki damla yaş süzüldü kirpiklerimden,
Şu gözlerimin pınarına, acıta acıta.
Sorun dağlara ki halim nice olmuştur,
Gidenler geri dönmez, yollar kurumuştur.
Bu ayrılık sinesi delip geçmiştir,
Derman ararken derdim katlanmıştır.
Yalvarırım rüzgara ismini fısıldasın,
Bilemedim bu hasret kime kalmasın.
Sensiz geçen bu ömür haram sayısın,
Bülbül figan eylerken gül sararmasın.
Kilit vurdum dillere, ahım derindedir,
Baharım kışa döndü, yerim serindedir.
Ne kadar acı varsa hepsi sendedir,
Sabrın sonu selamet, yar nerededir?
Ömrümün tarlasına hüzün ekildi,
Boynum sensizlikten yana büküldü.
Gözyaşım sele döndü, bentler yıkıldı,
Hasretin hançeri sineme çekildi.
Yollarımız dağlar ile bağlandı,
Geceler üstüme kar gibi yağdı.
Bu garip gönül bir tek sana sığındı,
Sensizliğin ateşi bağrımı dağladı.
Ben bu ateşte yandım, eller yanmasın,
Sevdanın narı bu, kora basmasın.
Yalansız, riyasız dağlı bu sevdalar,
Veysel’in dilinde hep aynı yara...
Zemheri rüzgarı vuruyor yüzüme; hüznü ömürlük bir hikayenin ortasındayım.
Yazmazsam içimdeki dağlar devrilecek.
Telli turna, al bu selamı ulaştır uzaklara; belki o zaman diner içimdeki fırtına.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.