0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
21
Okunma
Salih, dün akşam halı saha maçına gitmek için hazırlanmaya başlamıştı. Ayakkabılarını ararken babaannesine dönüp sordu:
— Babamın kramponları nerede babaanne?
Babaannesi bir süre düşündü.
— Oğlum, onlar çatıda. Ama sen yenisini al kendine.
Salih başını iki yana salladı.
— Olmaz babaanne. Ben babamın ayakkabılarını giyeceğim.
Israr etti. Sonunda eline bir fener alıp çatıya çıktı.
Eski eşyaların, sandıkların ve yıllardır el değmemiş kutuların arasında babasının kramponlarını ararken gözü küçük, ahşap bir kutuya takıldı.
Kutunun üzerinde küçücük, paslanmış bir kilit vardı.
Salih’in içini tuhaf bir merak kapladı.
“Acaba içinde ne var?”
Kutuyu eline aldı. Kilidi zorladı. Paslı metal birkaç hamleden sonra kırıldı.
Kapağı açtığında içeride yalnızca sararmış bir zarf vardı.
Zarfı dikkatlice eline aldı. Üzerinde hiçbir isim yoktu.
Salih çatıdaki eski sandıklardan birinin üzerine oturdu ve mektubu yavaşça açtı.
Kâğıt yılların izini taşıyordu.
Yazıdan, mektubu bir kadının yazdığı anlaşılıyordu.
“Ben kimim, nereden geldim, neden böyle bir şey yapmak zorunda kaldım... Bunların hiçbirini anlatmaya gücüm yetmiyor belki. Ama bir annenin yüreğinden kopan bu birkaç satır, yıllar sonra da olsa sana ulaşsın istiyorum.
Oğlumun adı Mesut Can’dır.
Ne olur, adını değiştirmeyin.
Tek isteğim ona iyi bir aile olmanız. İçinizde Allah korkusu varsa, ona kendi evladınızdan ayırmadan sahip çıkın.
Onu cami avlusuna bırakıyorum.
Belki bir gün bu mektubu okuyan biri, benim neden böyle bir şey yaptığımı anlar.
Oğlum Mesut Can...
Seni terk etmiyorum.
Seni yaşatmak için senden uzaklaşıyorum.”»
Mektup burada bitiyordu.
Salih’in elleri titremeye başladı.
Mesut Can...
Yıllardır öz abisi bildiği insan...
Meğer onun öz abisi değil, evlatlık ağabeyiymiş.
Ama Salih’in dünyasını asıl yıkan şey bu değildi.
Çünkü Mesut Can artık hayatta değildi.
Annesi, babası ve abisi yıllar önce geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybetmişlerdi.
Salih’in zihninde o gün yeniden canlandı.
Hastane koridorları...
Doktorların yüzündeki sessizlik...
Babaannesinin ağlayışı...
Ve kendisine sarılan insanların “Sabret oğlum...” deyişleri...
Salih mektubu elinde sımsıkı tuttu.
Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
Bir anda ayağa kalktı.
Koşarak evden çıktı.
Kabristana gitti.
Abisinin mezarına vardığında dizlerinin üzerine çöktü.
Sonra kendini mezarın üzerine bıraktı.
— Canım abim...
Sesi titriyordu.
— Ömrüm abim...
Gözyaşları toprağa düşüyordu.
— Öksüz abim...
Sanki yıllardır içinde biriktirdiği bütün acıyı tek seferde haykırıyordu.
— Sen benim abimdin... Kanından olmasan ne olur? Sen benim ömrümdün...
Bir süre sonra mezarın biraz ilerisinde mezarları sulayan yaşlı bir kadın Salih’i fark etti.
Yanına yaklaştı.
— Oğlum... Yakının mı?
Salih cevap veremedi.
Kadın onun omzuna dokundu.
— Gel oğlum. Biraz yüzünü yıka.
Salih’i çeşmenin başına götürdü. Ellerini ve yüzünü yıkamasına yardım etti.
Bir süre konuştular.
Kadın, Salih’i teselli etmeye çalıştı.
Salih biraz sakinleşince teşekkür edip evine doğru yola çıktı.
Fakat farkında değildi...
Mektup hâlâ abisinin mezarının üzerinde duruyordu.
Yaşlı kadın geri dönerken yerdeki sararmış kâğıdı fark etti.
Eğilip mektubu aldı.
Üzerindeki yazıyı görünce olduğu yerde donup kaldı.
Ellerinin titremeye başladığını hissetti.
Yıllardır görmediği o el yazısı...
Unutması mümkün değildi.
Çünkü o mektubu yıllar önce kendisi yazmıştı.
Kadın titreyen elleriyle mektubu açtı.
İlk satırı okudu.
Sonra bir daha...
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
Mezar taşına baktı.
Fısıltıyla:
— Mesut Can...
dedi.
Dizlerinin bağı çözüldü.
Mezarın başına oturdu.
Yıllar önce cami avlusuna bırakmak zorunda kaldığı oğlunun mezarının başındaydı.
Ve yıllar sonra, kendi elleriyle yazdığı mektup yeniden ona dönmüştü.
Kadın gözyaşları içinde mezara sarıldı.
— Oğlum...
Sesi gecenin sessizliğinde kayboldu.
— Ben seni terk etmedim...
Bir an durdu.
— Seni kaybettim...
Uzaklaşan Salih’in ardından baktı.
Sonra ayağa kalkıp koşmaya başladı.
— Oğlum!
Ama Salih çoktan gözden kaybolmuştu.
Kadın elindeki mektubu göğsüne bastırdı.
Ve o gece, yıllardır sakladığı sırrın artık sonsuza kadar saklı kalamayacağını anladı.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.