(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kellenecekler, Kıllanacak Gelinler ve Mirası Yiyip Yasin Gönderecekler Salonu
Kalburabastî Efendi Hazretleri salona bastonla girdi; fakat bastonu yere değil saçlarına dayıyordu. Nuriye Akyol’un Hele Sonra Gör şiirini okuyup başını kaldırdı: Nuriye Hanım, şiirin adı Hele Sonra Gör ama on kıta boyunca sonrayı öyle bir göstermişsiniz ki insan şimdiyi de görmek istemiyor! Evlat dillenecek, yoldaş gidecek, gelin kıllanacak, saç dökülecek, böcek çullanacak, varis malı paylaşacak, mahşerde ter göllenecek... Bu şiiri okuyana hayat sigortası değil, ahiret sigortası lazım!
Ozan Duranoğlu Köşesi’nde İhtiyar İdris, ilk iki kıtayı okuyup bastona sarıldı: El ayak tutarken saygı varmış, sonra evlatlar dillenecekmiş; bel bükülünce de baston yâr olacakmış. Efendim, çocuk yetiştireceğimize baston yetiştirsek daha mı garantili? Kalburabastî bastonunu arkasına sakladı: İdris, şiirin söylediği o değil! Yaşlılıkta insanın gücünün, çevresinin ve itibarının değişebileceğini anlatıyor. İdris başını salladı: Ben yine bastondan yanayım. Hiç değilse mirastan pay istemiyor!
Âşık Serdari Köşesi’nde Şüpheci Şükriye, üçüncü ve dördüncü kıtaya gelince kasanın anahtarını cebine koydu: Dişinden artırıp para biriktirmiş, masaya korkarak oturuyor, gelin de her hâlinden kıllanıyor. Bu evde aile değil mali şube kurulmuş! Kalburabastî güldü: Asıl felaket sonraki kıtada. Aynaya bakıp kibirlenme diyor, saçların dökülüp kellensin de gör. Şükriye Kalburabastî’nin başına baktı. Efendi hemen fötrünü indirdi: BANA BAKMA! Biz şiir tahlili yapıyoruz, saha araştırması değil!
Ozan Avanoğlu Köşesi’nde Göbekli Hayri, beşinci ve altıncı kıtayı okurken göbeğini masanın altına çekti. Büyüttün göbeği, yedikçe yedin / Böcekler tenine çullansın da gör. Birden itiraz etti: Efendim, göbekle böcek arasında doğrudan bağlantı kurulmasına karşıyım. Ben yıllardır taşıyorum, henüz müracaat eden olmadı. Kalburabastî şiiri elinden aldı: Hayri, mesele göbek değil; bencillik, zekâtsızlık ve dünya malına aşırı düşkünlük. Hayri rahatladı: O zaman göbeği çıkarabilir miyim? Çıkar. Hayri göbeğini yeniden masaya dayadı. Kalburabastî başını çevirdi: Ama bu kadar da çıkarma! Nuriye Hanım altıncı kıtada çiçeği, yeşili ve toprağı savunuyor; sen masadaki çiçeğin güneşini kestin!
Ozan Dermani Köşesi’nde Mirasçı Muzaffer, yedinci ve sekizinci kıtaları okuyunca hesap makinesini çıkardı: Üç gün ağlıyorlar, sonra dünyaya dalıyorlar; arada Yasin, Fatiha... Ardından varisler malı bölüşüyor. Efendim, cenazeden tapuya geçiş biraz hızlı olmadı mı? Kalburabastî hesap makinesini kaptı: Muzaffer, şair zaten insanın unutulmasını hicvediyor; sen daha adam defnedilmeden hisse hesabına başladın! Muzaffer mahcup oldu: Ben şiiri takip ediyordum. Sen şiiri değil, terekeyi takip ediyorsun! Peki Kalkıp da bir görsen o son talanı diyor. Kalkarsa ne yapacağız? Kalburabastî irkildi: O kalkarsa varisleri bırak, önce biz kaçarız! Mal paylaşımı sonra iptal edilir!
Kalburabastî son iki kıtayı kendisi aldı. Mahşer günü terin göllensin de gör dizesinde mendilini çıkardı: Nuriye Hanım burada artık ikazın vanasını sonuna kadar açmış. Dokuz kıta yetmemiş, finalde Nûrfânî’ye de dönüp Ruhun cehenneme yollansın da gör demiş. Kendi mahlasına bile torpil geçmemiş. RUSAMER tarihinde ilk defa şair hem savcı, hem hâkim, hem sanık olmuş; hükmü de kendi yüzüne okumuş!
Dosyayı kapattı:
Şiirin kuvvetli tarafı, yaşlılık ve ölüm gerçeğini sadece kabir üzerinden değil; aile, mal, kibir, miras, çevre, ibadet ve hesap kavramları üzerinden anlatması. Sallansın da gör kalıbından aldığı hareketi, kendi şiirinde sonuçlarla yüzleşme fikrine dönüştürmüş. Hele gelinin kıllanması, saçın kellenmesi, varislerin malı kullanması gibi gündelik görüntüler nasihatin arasına doğal bir mizah da yerleştirmiş.
Mirasçı Muzaffer elini kaldırdı:
Efendim, bir mesele kaldı.
Nedir?
Adam ölüyor, üç gün ağlıyorlar, sonra varisler malını kullanıyor.
Evet.
Peki yıllarca dişinden artırdığı para?
Varislere.
Ev?
Varislere.
Araba?
Varislere.
Bahçe?
Varislere.
Kendisine ne kalıyor?
Kalburabastî şiirin son kıtasını gösterdi:
HESAP!
Muzaffer hesap makinesini yavaşça masaya bıraktı:
Efendim, bu miras işinden vazgeçtim.
Kalburabastî kapıya yöneldi:
Geç kaldın Muzaffer. Sen vazgeçsen de varisler senden vazgeçmez. Hele sonra gör!
Özün sözü budur. Vesselam.
İnsan dünyadan malını değil, malıyla yaptığının hesabını götürür. Miras sandığın servet başkasına, yaşadığın ömür ise doğrudan hesabına kalır.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
Her dörtlüğü birbirinden değerli öğütlerle bezenmiş, tefekkür ettiren duygularla ve akıcı bir üslupla harika yazılmış, ihlas dolu yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler efendim. Çerçeve yapılıp asılması gereken müstesna öğütlerdi, ilhamınız daim olsun her zaman. En kalbî selam, dua ve saygılarımla. Allah'a emanet olunuz 🙏
“Hele Sonra Gör”, insanın dünya hırsı, kibri ve ölüm gerçeğiyle yüzleşmesini sert ve sarsıcı bir dille anlatıyor. Her kıtada tekrarlanan “gör” vurgusu, şiiri adeta bir vicdan muhasebesine dönüştürmüş. Özellikle mal, makam, kibir ve geride bırakılanların geçiciliğine yapılan göndermeler oldukça çarpıcı.
Son bölümde şairin kendisini de sorgulaması, öğüdü başkasına değil önce kendi nefsine yöneltmesi bakımından şiire ayrı bir samimiyet katmış. İbret veren, düşündüren ve insanı kendisiyle hesaplaşmaya çağıran güçlü bir şiir. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.