Bir iyiliği yapan değil, iyiliği gören hatırlamalıdır. cicero
Özlem_SABA
Özlem_SABA

ÖNCE KENDİN

Yorum

ÖNCE KENDİN

0

Yorum

4

Beğeni

0,0

Puan

51

Okunma

ÖNCE KENDİN



İlişkilerde insanın en büyük yanılgılarından biride sevdiğin kişiyi kaybetmemek için yavaş yavaş kendinden vazgeçmek oluyormuş!..
...

Önce küçük şeylerle başlar bunlar.

Göz ardı ettiğin davranışlar, hakaretler.

“Seni çok kıskanıyorum" Seven erkek kıskanır" maskesi altında sürekli kontrolü elinde tutma çabaları.

Şifrelerin.
Gidip geldiğin yerler.
Görüştüğün insanlar.
Daha önce yaptığın uğraşların, alışkanlıkların, hobilerin,
Yavaş yavaş kısıtlanır.

Sonra seni daima yokluğuyla sınaması başlar.

Küser.
İter.
Engeller.
Sessizliği bile bir cezaya dönüştürür.

İlk başlarda mesajlarına cevap vermediğinde huzursuz olursun.
İlgisi azaldığında daha fazla ilgi göstermeye başlarsın.
Seni rahatsız eden, kıran, hırpalayan davranışlarını görmezden gelirsin.

Söylemek istediklerini, onu kaybetmemek için içine atarsın.

Çünkü zihninin bir köşesinde hep aynı korkular vardır:

Ya ayrılırsak?
Ya giderse?
Ya beni terk ederse?
Evliysen ya boşanmak istersen?

Öyle yaparsam hakkımda kötü şeyler düşünürse?

Ya beni kendi gözümde ve onun gözünde itibarsızlaştırırsa?

Ve böylece insan, kaybetmekten korktuğu şeyi korumaya çalışırken bazen kendisini unutur.

Ne olduğunu...
Bir zamanlar ne ve kim olduğunu...

Alanı onun belirlediği,
kuralları onun koyduğu bir döngünün içinde sıkışıp kalırsın sonunda.

Sonra bir bakarsın ki hayatın;

ev,
iş,
temizlik,
yemek
ve nasıl olursan ol. onu memnun etme çabalarına dönüşmüş.

Bir yuva için emek verirsin.

Yaşadığınız alan güzel, temiz ve huzurlu olsun diye enerji zaman harcarsın, .
Temizlersin.
Düzenlersin.
Eksikleri düşünürsün.
Yemek yaparsın

Günün içinde sanki işin yokmuş gibi yüzlerce küçük şeyi fark edip halledersin.

Ama bunları yalnızca onun için yapmazsın.

Burası senin de yaşadığın yerdir.
Bu yuva senin de yuvandır.
Bu hayat senin de hayatındır.

Dolayısıyla yaptığın şeylerin ona sunulan bir hizmet gibi görülmesini istemezsin.

Tabi onun da sana.

Yaptıklarının sanki yalnızca onu memnun etmek için olduğunu, sanki bunların senin doğal ve mecburi görevlerin olduğunu düşünmesini istemezsin.

Çünkü bir şeyi sevgiyle yapmak başka,
yaptığın şeylerin görev kabul edilmesi bambaşkadır.

Sen emek verebilirsin.
O da emek verebilir.

Sen onun hayatını kolaylaştırabilirsin.
O da senin hayatını kolaylaştırabilir.
Bunlar zaten olması gereken şeyler

Çünkü yuva, bir kişinin diğerine hizmet ettiği bir yer değildir.

Yuva, iki insanın birlikte kurduğu yaşam alanıdır.

Sen yemek yapıyorsan bu sizin sofranız içindir.

Temizlik yapıyorsan bu sizin eviniz içindir.

Düzenliyorsan bu sizin yaşamınız içindir.

Ama sen yaptığında bunlar görev kabul edilirken, bir şey yaptığında sana yaptığı bir iyilik gibi sunuluyorsa...

Bir gün yemek yaptığında,
bir işin ucundan tuttuğunda,
evle ilgili bir sorumluluğu yerine getirdiğinde,

“Bak senin her istediğini yapıyorum, senin için neler yaptım.”
Bunları seni mutlu etmek için yaptı diyorsa...

Sanki sana bir lütufta bulunmuş gibi davranıyorsa

İşte burada durup düşünmen gerekir.

Çünkü senin emeğin görev,
onun emeği lütuf değildir.

Sen yaptığında sıradanlaşan,
o yaptığında fedakârlık olarak sunulan bir düzen adil değildir.

İkinizin de emeği emektir.

İkinizin de zamanı değerlidir.
İkinizin de yorulmaya hakkı vardır.
İkinizin de dinlenmeye hakkı vardır.
İkinizin de birbirinin yükünü paylaşması gerekir.

Ve bütün bunları yaptığın halde hala eksik hissettiriliyorsan,
“Gğn boyunca evde ne yaptın ki?” duygusuna itiliyorsan, sanki bütün görevin onu memnun etmekmiş gibi yaşamak zorunda değilsin.

Sen bir eşsin.
Bir hayat arkadaşısın.

Bir hizmetçi değilsin.

Senin sevgini, yaptığın işlerin miktarı, kadınlığını ise kendinden ayırdığın ya da ayaramadığın zamanların ağırlığı belirlememeli.

Çünkü ne kadar verirsen ver,
seni yalnızca verdiklerin üzerinden değerlendiren biri için
hiçbir zaman yeterli olmayabilirsin.

Sen sadece yaptıklarından ibaret değilsin.

Sen zaten tamamısın.

Sen zaten bütünsün.

Oysa bir ilişkinin içinde sahip olabileceğin en güçlü şey, karşındaki insanın sana ne kadar alan tanıdığı ya da sana ne kadar bağlı olduğu değil;

senin kendine ne kadar bağlı olduğundur.

İşte bu yüzden önce kendi hayatın olmalı.

Kendi amaçların.
Kendi düzenin.
Kendi arkadaşların.
Kendi uğraşların.
Kendi hayallerin.

Kendi ruhun.
Kendi bedenin.
Kendi isteklerin.

Her türlü yatırımını öncelikle kendine yapmalısın.

Kendine bakmalısın.
Kendini geliştirmelisin.
Bedenine ve zihnine yatırım yapmalısın.
Hayatında ilerlemelisin.

Ama bunların hiçbirini birilerine kendini kanıtlamak için yapmamalısın.

Kendine duyduğun saygıyı kaybetmemek çin yapmalısın.

Çünkü güçlü olmak, çok sayıda seçeneğinin olması değildir.
Güçlü olmak, seçeneksiz kaldığında bile kendini değersiz hissetmemektir.

Bir insan seni istediği gibi davranarak yanında tutabileceğini fark ederse ilişkinin dengesi bozulur.

Çünkü sen artık sevgiyi değil, kaybetmemeyi seçmeye başlamışsındır.

Oysa sevgi, korkuyla büyütülmez .
Sevgi, azarla, kısıtlamalarla hakaretlerle aklında olmayan "senin aklında dahi olmayan ahlak dışı şeylerin sana yakıştırılmarıyla yürülemez.

Kendini sürekli temize çıkarıp, ya da bir daha yapmayacağım dediği şeyleri tekar tekrar yaparak
Seni aynı yerdem milyon kez kırarak

En basit yemek seçiminde bile kendi sürekli kendi tercihinde dayatmayla açiklanamaz.

Birini çok sevebilirsin.
Onu kaybetmek istemeyebilirsin.
Onunla bir gelecek kurmak isteyebilirsin.
Ya da bir yuvanın dağılmasını istemeyebilirsin.

-Ama bütün bunlar sana kötü davranışlara katlanmak zorunda olduğun anlamına gelmez.-

Azarlarına...
Suratsızlıklarına...
Sürekli kontrolü elinde tutma çabalarına...
Seni yalnızlaştırmasına...
Kendi kusurlarını örtmek için manipülasyonlar uygulayıp sonra sorunun asıl sebebi senmişsin gibi göstermesine katlanmak zorunda değilsin.

“Seni seviyorum” ile
“sana her şeye rağmen katlanacağım”
aynı şey değildir çünkü.

Sınır koyabilmek sevgisizlik değildir.

Bazen sınır koymak, kendine duyduğun sevginin en açık biçimidir.

Çünkü gerçek güç, karşı tarafı kontrol etmek değildir.
Gerçek güç şudur:

Onun davranışlarını kontrol edemeyeceğini bilmek ve buna rağmen kendi davranışlarını kontrol edebilmektir.

İlgisi azalırsa peşinden koşmamak.

Seni azarlarsa ya da küçümserse bunu normalleştirmemek.

Sürekli seni belirsizlikte bırakıyorsa kendi psikolojini korumak.

Gitmek isteyen birini zorla tutmaya çalışmamak.

Çünkü bir insanın yanında kalmasını sağlayabilirsin belki.
Ama seni gerçekten seçmesini sağlayamazsın.

Bu yüzden önce kendini güçlendir.

Hayatını öyle bir noktaya getir ki bir ilişki hayatının tamamı olmasın.

Hayatındaki güzel şeylerden yalnızca biri olsun.

Sevdiğin insanla vakit geçir ama kendi hayatını da yaşa.

Onunla ol ama kendini unutma.

Ona değer ver ama kendine verdiğin değeri onun davranışlarına teslim etme.

Çünkü sağlıklı bir ilişki, iki insanın birbirine muhtaç olması değildir.
İki insanın birbirine ihtiyaç duymadan birbirini seçebilmesidir.

“Sen olmadan yaşayamam” başka bir şeydir.

“Seninle yaşamayı seçiyorum” bambaşka.

İkincisinde sevgi vardır ama bağımlılık yoktur.

Bir gün sevdiğin insan giderse elbette üzülürsün.

Özlersin.
Canın yanar.

Ama kendini kaybetmezsin.

Çünkü senin hayatın o kişiden önce de vardı.
Ve o kişi gittikten sonra da devam edecek.

İşte güçlü el budur.

Alternatiflerinin çok olması değil.
Herkesin seni istemesi değil.

Gerekirse yalnız kalabileceğini bilmek.

Çünkü yalnız kalmaktan korkan insan, çoğu zaman hak etmediği yerde kalır.

Kaybetmekten korkan insan, sınır koyamaz.

Sınır koyamayan insan ise zamanla kendi değerini karşısındaki kişinin davranışlarına teslim eder.

Oysa senin hayatın birinin seni seçmesine bağlı olmamalı.

Sen önce kendini seçmelisin.

Sonra birini hayatına almalısın.

Onu hayatının merkezi yapmak için değil;
zaten var olan güzel hayatını onunla paylaşmak için onunla olmayı seçmelisin.

Ve ilişkiyi kaybetmemek için kendinden vazgeçmek yerine, gerektiğinde ilişkiyi kaybetmeyi göze alabilecek kadar kendine sahip çıkmalısın.

Çünkü bazen insanın kaybetmekten en çok korktuğu şey ilişki değildir.
Kendi değerini kaybetmektir.

Bu yüzden...

Önce kendini güçlendir.

Kendi hayatını kur.

Çevreni genişlet.
Sosyalleş.
İnsanlarla kaliteli ve samimi bağlar kur.

Daima bir hedefin ve hayallerin olsun.

Yaz.
Çiz.
Boya.
Oku.

Üret.
Öğren.
Gez.
Merak et.

Kendine ait bir dünyan olsun.

Kendi değerini bil.

Sonra sev.

Bir yeri.
Bir insanı.
Bir kitabı.
Bir hayvanı.
Bir şehri.
Bir fikri.
Hayatı...

Ama ne olursa olsun,
birini kaybetmemek uğruna kendini kaybetme.

Çünkü doğru insanla kurulan bir ilişki, senden kendini küçültmeni istemez.
Tam tersine.
Sen kendin oldukça, o ilişki de gerçek olur.

Ve bir gün dönüp kendine baktığında şunu söyleyebilirsin:

“Ben aslında iyiyim.”

Eksik değilim.
Yetersiz değilim.
Sevilmek için sürekli bir şeyleri yapmak ya da kanıtlamak zorunda değilim.

Ben tamamım.
Ben bütünüm.

Ve artık bunu bir başkasının onayından öğrenmeye ihtiyacım yok, acıdan öğrenmeye ihtiyacım yok deyip o döngüden kendine dönebilmelisin...

Sevgilerimle

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Önce kendin Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Önce kendin şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ÖNCE KENDİN şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL