1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma
Gerçek ayrılıklar bazen birinin git demesiyle ya da bir kapının kapanmasıyla başlamaz.
Bir bavul hazırlanırken de değil.
Hatta çoğu zaman “hoşça kal” derken ya da o anda denilen cümlerle bile başlamaz.
Gerçek ayrılık, insan kalpten gidince başlar.
Bir zamanlar adını duyunca içi ısınan biri vardır. Mesajını görünce yüzünde istemsiz bir gülümseme oluşan biri…
Günün içinde aklınıza düşen, en küçük şeyi bile onunla paylaşmak istediğiniz biri. Sonra bir gün fark edersiniz ki artık aklınıza eskisi gibi düşmüyor.
Düşse bile kalbin aynı yerden karşılamıyor onu.
İşte gerçek ayrılık tam da o anda başlar.
İnsan bazen yan yana dururken bile kalpten uzaklaşır. Aynı şehirde, aynı sokakta hatta aynı evde bile olsa…
Kalp artık o bağı taşıyamıyorsa arada görünmeyen bir mesafe oluşur.
Kilometrelerle ölçülmeyen bir uzaklık.
Çünkü bazı gidişler sessiz olur.
Kapı çarpmaz, kavga olmaz.
Sadece kalp yavaş yavaş vazgeçer.
Ve insan en çok o zaman anlar:
Ayrılık birinin gitmesi değildir.
Birinin artık içimizde yaşamamasıdır.
Gerçek ayrılıklar işte böyle başlar.
Zamanında yapmanız gerekenleri yapmayınca.
Her şeyi kayıtsız inkar edip, gerçeklerle, onunla ve kendinizle yüzleşmekten kaçtıkça.
Ve dahi ona bu şansı tanımadıkça...
Artık inanç ve güven yavaş yavaş soğudukça
Yani kalpten uzaklaştıkça...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.