2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
74
Okunma
ağaç
rüzgârın koynunda öğrendi
kırılmadan eğilmenin asaletini.
insan ise
sertliğin
kırılmanın anası olduğunu unuttu
sertliği gurur
eğilmeyi teslimiyet
esnemeyi boyun eğmek sandı.
yaprak
sonbahardan öğrendi
vakti gelince bırakmayı.
insan ise
sahip olduklarını
ebedi mülkü bildi
avuçlarında sıktığı her şeyin
bir gün kendisiyle birlikte
yok olacağını unuttu.
mum
ateşin kalbinde öğrendi
tükenerek var olmayı
bedenini
ışığa çevirirken
hiç sormadı “bana ne kalır?” diye.
insan
verdiği her şeyin hesabını tuttu
fedakârlığı kaybetmek
iyiliği tükenmek sandı.
doğanın aynasına baktı koca bir ömür
ama o saf bilgeliği
hiç kendine yakıştıramadı.
“medeniyet” dedi kurduğu zindana
kendi gölgesini büyütüp tapınırken
toprağın, rüzgârın, ateşin
kadim lisanını unuttu.
oysa hayat
başından beri
şunu söylüyordu:
.
Ağaç
“eğil” .
.
Yaprak
“bırak.”
.
Mum
“ver.”
.
bilgelik
büyük sözlerde değil
mum misali
karşılıksız veren eldedir
bir yaprağın düşüşündeki
sessiz kabuldedir.
.
kırılmamak için
bazen eğilmek
yaşamak için
bazen bırakmak
ışıtmak için
önce yanmak gerekir.
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank,2018.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.