0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
152
Okunma
Seslerin çekildiği, sokakların tenhalaştığı o çetin saatlerdeyim yine,
Cebimde son iki dal tütün, aklımda senden kalan binbir sızı...
Anıların insanı amansızca boğduğu bir Hatay akşamına teslimim şimdi,
Gözlerimi dikmişim ufka; sanki baksan göreceksin, uzansan tutacaksın elimi.
Ama yok... Karşıki dağların tepesinde kar var, içimde kıyametler kopar;
Şu fani dünyada feryadımı duyan, çığlığıma kulak veren bir Allah’ın kulu yok!
Ne ara böyle iki ayrı coğrafyanın sürgünü kesildik seninle?
Hangi ara aynı gökyüzüne bakıp birbirimizin adını unutur olduk?
Ben Asi’nin kıyısında, adına yaraşır asi bir yürekle her gece sana yenildim.
Gözlerin diyorum... Hani bir zamanlar benim sığınağım, tek inancımdı.
Şimdi hangi vefasız rüzgar savurdu seni o vicdandan yoksun kıyılara?
Hani söz vermiştin; dönmek yoktu bu yoldan, vazgeçmek yoktu bu sevdadan?
Hangi süslü yalan temize çıkarır şimdi o buz gibi elvedanı?
Ben seni bir kentin en çetin ayazında, bükülmez bir duruşla sevmiştim.
Zemheri sıcağı gibi yakardın içimi, eritirdin en sert buzları...
Oysa sen o erişilmez dağın tepesindeki gururlu kar gibiymişsin; soğuk ve bencil.
Biz aynı kadere yürüyoruz sanmıştım, meğer sen çoktan başka menzillere varmışsın.
Ölüm bile ayıramaz derken, aramıza binlerce dipsiz uçurum soktun.
Ben penceremde adını tesbih gibi sayıklarken, sen yabancı aynalarda kayboldun;
Ben senin için bütün gemileri yakmışken, sen o yangının dumanıyla avundun.
Yazık ki ne yazık... Koskoca bir ömrü feda ettik biz bir hiç uğruna;
Sen baharı alıp götürdün koynunda, beni kışın tam ortasında, zemheride bıraktın.
İnsan kendi yolunu kendi cesaretiyle çizer; sen kolay olanı, fırtınadan kaçmayı seçtin.
Varsın olsun; sığındığın o sakin sular da gün gelir elbet altüst olur.
Bir gün o vicdan denen mahkeme kurulacak içindeki zifiri karanlıkta;
Herkes hak ettiği yalnızlığın kuyusunda baş başa kalacak en sonunda.
Yıllar geçecek, yarım kalmış bir türküde, o karşıki dağın ayazında hatırlayacaksın beni.
Zemheri bir mühür vurdum bu hikayeye; artık ne bir satır eklenecek, ne bir nokta...
Sokak lambaları bir bir sönüyor, gece karanlığını kusuyor üstüme.
Ben ki ne fırtınalar atlattım da bir senin o taş duvar kalbine söz geçiremedim.
Gittiğin yol senin olsun, benim o kapıda harcayacak tek bir saniyem yok artık!
Kar beyaz, gece siyah, kalbim kırgın ama başım dimdik; gidişin mübarek olsun
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.