0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
33
Okunma
Bir kentin ışıkları tek tek sönerken üstüme,
Kaldırım taşlarında adımlarımın kırık yankısı kalmış.
Cebimde biriken tütün dumanı, avucumda heba edilmiş bir gençlik,
Ve göğsümün tam ortasında, faili meçhul bir sızı...
Sana değil bu sitemim, sakın üstüne alınma küçüğüm;
Ben bu şehrin adaletsiz terazisine,
Ben bu hayatın hileli döngüsüne dargınım.
Hani ansızın çöker ya dumanlı dağların ayazı,
Hani bir darbeyle bölünür ya insanın en masum rüyası...
İşte öyle bir kış ortasında, zemherinin en koyusunda bıraktım gülüşlerimi.
Dost dediklerim sırtımda derin yaralar açıp geçti,
Sevdiklerim, en zorlu kavgalarda arkasına bakmadan vazgeçti.
Şimdi hangi kapıyı çalsam bir yabancı gibi bakıyor gözler,
Hangi kelimeye sığınsam, dudaklarımda donuyor sözler.
Ben beni en fırtınalı akşamlarda yalnız bırakanlara,
O en şanlı günlerin ardından kuytuda pusuya yatanlara dargınım.
Yürüyorum işte, geçmişin gölgesini peşimden sürükleyerek.
Gözlerimde bulutlar dolanıyor ama fırtınası kopmuyor,
İçimde bir nehir taşıyor, çığlığımı kimse duymuyor.
Hani o deli fişek, yerinde duramayan yıllarımız vardı ya bizim?
Hani dünyayı güzelleştirecektik sadece yüreğimizin gücüyle?
Dünya bizi eksiltti be usta, hem de en umulmadık yol ayrımında.
Yeminini unutanlara, omuz omuza yürüdüğü yoldaşını satanlara,
Küçük bir menfaat uğruna gururunu ayaklar altına alanlara dargınım.
Kaç geceyi devirdim bu dar odada, tecritten hallice,
Elimde soğumuş bir çay, dudaklarımda hiç sönmeyen bir yangın.
Biz ne baharlar düşlemiştik oysa o çamurlu sokaklarda,
Hangi fırtına kopardı dalımızı, hangi poyraz savurdu küllerimizi?
Şimdi köşe başındaki lambalar bile acıyarak bakıyor gölgeme.
Ben, düşlerimizi üç kuruşa satan o vefasız zamana,
Ben, yüzüme gülüp arkamdan kuyu kazma sevdasına düşenlere dargınım.
Bir zamanki sevdalar da kalmadı artık, hepsi vitrin süsü,
Kelimeler pazarlanıyor şimdi, duygular borsa kâğıdı gibi ucuz.
Oysa biz gözlerimizle konuşur, bir tek tebessüme ömrümüzü sererdik.
Bir tatlı söze aldanıp yüreğimizi avuçlarına bıraktık da ne oldu?
Dikenli tellere takıldı kanatlarımız, gökyüzümüzü elimizden aldılar.
Ben, aşkı bir oyun sanıp oyuncak gibi kıranlara,
Ben, bir tatlı tebessümü bile çok görüp gönlümü taşa çalanlara dargınım.
Biliyorum, yıllar sonra birileri aralayacak bu sayfalardaki sırrı,
Birileri okuyacak içimden sızan bu derin ibretleri.
"Bir adam geçmiş bu yollardan," diyecekler,
"Yalnızlığı zırh gibi kuşanmış, öfkesi sessiz bir adam..."
Duvarlara kazıdığımız o inançlı cümleler silindi belki,
Ama hafızamızdan gitmedi o ilk güvendiğimiz elin soğukluğu.
Yine de kimse sormasın bana nasılsın diye, sormasın...
Ben bu devranın maskeli yüzüne,
Ben bu ömrün zamansız gelen güzüne dargınım.
Topla şimdi ne varsa eskiye ve anılara dair,
Bir bavula sığdır o koca şehrin sahte gürültüsünü.
Vakit tamam, gidiyorum.
Arkamda ne bir sitemli mektup bıraktım, ne de açık bir kapı.
Sana kırgın değilim küçüğüm, sakın gözyaşı dökme...
Ben kendime, ben gölgeme, ben beni bu sessizliğe mahkum edenlere...
Ben topyekün bu yalancı dünyaya dargınım!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.